4 Eylül 2016 Pazar

BORÇLUNUN HACİZ ESNASINDA VERDİĞİ ÖDEME TAAHHÜDÜNÜN GEÇERLİLİĞİ






BORÇLUNUN HACİZ ESNASINDA VERDİĞİ
ÖDEME TAAHHÜDÜNÜN GEÇERLİLİĞİ

I. GİRİŞ:

İcra ve iflas Kanunu uygulamasında en çok karşılaşılan ve tartışma konusu olan olaylardan biri de haciz esnasında borçludan ödeme taahhüdü alınması ve bu taahhüdün yerine getirilmemesi durumunda borçlunun icra ceza mahkemesine şikâyet edilerek hapis cezası ile cezalandırılmasının istenmesidir.

II. ÖDEME TAAHHÜDÜNÜN YASAL DAYANAKLARI:

İcra ve İflas Kanununun 340'ıncı maddesine göre;
  1. Aynı yasanın taksitle ödemeleri düzenleyen 111'inci maddesine göre taksitle ödeme talebinde bulunulmuş olması ya da,
  2. Alacaklının izin vermesi
durumunda borçlu ödeme taahhüdü verebilmektedir.

III. ÖDEME TAAHHÜDÜNÜN ŞEKİL ŞARTLARI:

Bu taahhüdün verilebilmesinin şekil şartı ise ödeme taahhüdünün icra dairesinde kararlaştırılmış olmasıdır. İcra dairesinde kararlaştırılmış olmasından amaç icra dairesinin en yetkili memuru olan icra müdürü huzurunda bu anlaşmanın yapılmış olmasıdır. Nitekim Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı'ndai konuyu ele alırken parantez içinde icra dairesinin yanına “icra müdürü” ifadesini yazmayı gerekli görmüştür.

Bizce icra dairesinde borcu ödeme şartının kararlaştırılmış olmasının İİK m. 340'a konulmasının nedeni borcu ödeme taahhüdünün tamamen borçlunun inisiyatifine bırakılmış olması ve kendi isteği halinde bu taahhüdü vermesi içindir. Bu durumda borçlu icra müdürlüğüne kendi isteği ile gelerek borcunun hesaplanmasını isteyecek ve bunun sonucunda da belirlenen taksitleri vadesi geldiğinde ödemeyi taahhüt edecektir. Burada esas olan borçlunun bu işlemi zorlama olmadan ya da zorlayıcı bir ortam olmadan kendi isteği doğrultusunda yapmasıdır. Çünkü icra işlemleri zaten haciz yoluyla belli bir hukuki zorlama içermektedir.

İcra dairesinde ve hatta icra müdürünün huzurunda yapılması gereken bir işlemin icra dairesi dışında yapılması bu işlemin kurucu şekil şartını ortadan kaldıracaktır. Bu nedenlerle haciz yerinde yapılan taahhütlerin hukuken yok hükmünde olduğu düşüncesindeyim.

IV. HACİZ ESNASINDA YAPILAN ÖDEME TAAHHÜDÜ:

Haciz esnasında yapılan ödeme taahhüdü aşağıdaki gerekçelerle hukuken geçerli değildir. Çünkü haciz yeri icra müdürlüğü (icra müdürünün bulunduğu yer) değildir. Haciz yeri ile icra müdürlüğünün iki farklı hukuki anlamı ve sonuçları bulunmaktadır.

Öncelikle icra müdürlüğüne kimseyi zorla getirip ödeme taahhüdü alamazsınız. Bunun yasal dayanağı bulunmamaktadır. Haciz yerine ise haciz memuru ve alacaklı ya da vekili ile bazende polisle gitmek zorundasınız. Bu durumda haciz yeri borçlunun isteği ile meydana gelen bir yer değil, yasa zoruyla hukuken var olan bir yerdir. Bu durumda borçlunun özgür iradesiyle vermesi gereken bir taahhüt, borçlunun mallarının borca karşılık olarak yasanın izin verdiği ölçülerde zorla alınacağı bir ortamda alınan bir taahhüde dönüşmektedir. Bu durumda borçlunun kendi isteği ile taahhüdü verdiğinden söz edilemez. En azından icra müdürlüğüne kendi isteği ile gelen borçlunun serbestliği içinde olamaz. Bu durumda bağımsız irade ile alınması gereken bir belge haciz baskısı altında alınmış olmaktadır. Bu haliyle ödeme taahhüdü borçluya taksitle ve ileri bir tarihte ödeme yapması için tanınan bir hak olmaktan çıkarak alacaklının haciz esnasında kullanabileceği ve tamamen alacaklının inisiyatifine kalmış bir hak haline gelmektedir.

Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı'nda haciz esnasında yapılan taahhüdün geçerli olduğunu belirtmektedir. Haciz esnasında yapılan taahhüt borçluya mallarının haczedilmesini önleme olanağı vermekte ve bu durum borçlu açısından bir avantaj olarak kabul edilmektedir. Haciz esnasında icra müdürünü haciz memuru yetkilendirilmiş olmakla temsil ettiğinden “icra dairesinde yapılmak” ifadesinden icra müdürü huzurunda yapılması anlaşıldığına göre onun yetkilendirdiği bir memur önünde yani haciz esnasında da yapılmasında hukuken bir sakınca görülmemektedir. Nitekim Yargıtay 16 ve 17'inci Hukuk Dairelerinin 2004 yılındaki bir kısım kararları da bu yöndedir.

Gerek bu görüşe gerekse Yargıtay'ın bu kararlarına hukuk psikolojisi açısından katılmıyoruz. Çünkü icra dairesine borçlunun gelmesi ile haciz yerinde borçlunun bu taahhüdü vermesinin borçlunun davranışları üzerinde çok farklı sonuçları olacaktır. Bunun en ağır sonucu ise borçlunun taahhütte bulunmasa bile ödeyemeyeceği bir borç için sonucunda hapis cezası olan resmi bir işlemin ortaya çıkmasıdır.

V. ÖDEME TAAHHÜDÜ “ŞAHIS OLARAK SORUMLULUK” SONUCUNU DOĞURMAMALIDIR:

Haciz esnasında alınan ödeme taahhüdü, borcun taahhütte yazılı olan vadelerde borcu ödememesi durumunda üç aya kadar hapis cezası sonucunu doğurması nedeniyle hukukumuzda yasak olan borçtan “şahıs olarak sorumluluk” esasını üstü kapalı olarak hukukumuzun içine sokmakta ve kişi hak ve özgürlüklerini de ihlal etmektedir. Nitekim AİHS 4 numaralı protokole göre borçtan dolayı hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz. Bu nedenle ödeme taahhüdünün hukuken geçerli olması için ve borçluyu da hukukumuzda yasak olan “şahıs ile sorumlu olma” durumuna sokmadan geçerli olarak yapılabilmesi için İİK m. 340'da belirtildiği üzere borçlunun kendi isteği ile geldiği icra müdürlüğünde ve hatta icra müdürünün huzurunda bu taahhüdü vermesi gerekmektedir. Aksi durumların hepsi örneğin haciz esnasında ya da icra müdürlüğünün dışında başka bir ortamda bu taahhüdün verilmesi borçlunun kendi iradesi dışında gerçekleşecek bir durum yaratacağından hukuka aykırı olacaktır.

VI. HACİZ YERİNDE YAPILAN ÖDEME TAAHHÜDÜ KIYAS YASAĞININ İHLALİDİR:

Haciz yerinde haciz memuru önünde bu taahhüdün yapılmasına izin verilmesi dolaylı yoldan cezai sonucu olan bir hukuki işlemin kıyas yoluyla genişletilmesi sonucunu da doğurmaktadır. Her ne kadar icra ceza uygulamaları teknik olarak ceza hukuku kapsamında değerlendirilmese de sonuçta özgürlüğü bağlayıcı bir ceza ortaya çıkmakta olduğundan ceza hukukunun kıyas yasağı ilkesinin göz ardı edilmemesi de gerekir.

VII. SONUÇ:

Ödeme taahhüdü borçlunun kendi isteği üzerine alacaklının da onay vermesi ile gerçekleşecek bir hukuk işlemdir. Bu işlemin her hukuki işlem gibi zorunlu şekil şartlarına uygun yapılması ve hapis cezası sonucunu doğuracak olması nedeniyle de ceza hukuku ilkelerine uygun davranılması gerekmektedir. Bu gerekçelerle haciz esnasında yapılan ödeme taahhüdü hem şekil şartı yerine getirilmediğinden yok hükmündedir hem de ceza hukukundaki kıyas yasağının ihlali anlamına gelmektedir.

i Kuru, Baki; İcra ve İflas Hukuku El Kitabı; s. 609; Adalet Kitapevi; 2013, Ankara
 
 
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder