hukuki himaye sigortası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hukuki himaye sigortası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

03 Haziran, 2015

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ AVUKAT ÜCRET SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ YAPISI VE AVUKAT ÜCRET SÖZLEŞMELERİNDEN KAYNAKLI UYUŞMAZLIKLAR KONULU ÇALIŞTAY SUNUMU

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ
AVUKAT ÜCRET SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ YAPISI VE
AVUKAT ÜCRET SÖZLEŞMELERİNDEN KAYNAKLI UYUŞMAZLIKLAR
KONULU ÇALIŞTAY SUNUMU

11.05.2015

I. Tarihi Kökeninin Bize Anlattığı:

Karşı vekâlet ücretinin tarihi gelişimi bize göstermektedir ki karşı vekâlet ücreti vatandaşın kendisini avukat ile temsil ettirmek zorunda kalması nedeniyle yaptığı masrafı yargılama gideri olarak alması için getirilmiştir. Yasa koyucu karşı vekâlet ücretinin avukata ait olması gerektiğine ilişkin bir yasa gerekçesi sunmuş değildir.

II. Karşı Vekâlet Ücretinin Avukata Ait Olacağına İlişkin Avukatlık Kanunu m. 164/son Maddesinin Avukatlık Mesleğine Verdiği Zararlar:

Karşı vekâlet ücretinin avukata ait olacağına ilişkin yasal düzenlemeden sonra avukat ile sözleşmesel ilişki içerisine giren iş sahipleri kendi ceplerinden avukatlık ücreti ödememek için avukatları karşı vekâlet ücretine çalışmaya zorlamaya başladılar. İş ve müvekkil kaybetmek istemeyen ve hepsinden de önemlisi mesleğinin sınırlarını koruma bilincinde olmayan avukatlar yüzünden bugün görülmekte olan davaların büyük kısmında avukatlar karşı vekâlet ücreti karşılığında çalışmaktadırlar. Bunun en önemli iki örneğini seri iş davaları olarak bilinen davalarda ve bankaların icra takiplerinde görmekteyiz.

Seri iş davaları olarak bilinen davalarda iş sahipleri avukata ödemeleri gereken iş mahkemeleri için öngörülmüş olan maktu avukatlık ücretini ödememekte, avukat davayı kazandığında davalı olan kurumdan karşı vekâlet ücreti almaktadır. Ancak Yargıtay 10. ve 20. HD arasındaki içtihat çelişkisi avukatın bu konuda tam karşı vekâlet ücreti almasını da engellemiştir.

Bankalar ise emek hırsızlığını Yargıtay’ın zahmete girmesine bırakmamış kendileri halletmiştir. Sözleşmesel avukatlık ücreti olarak tek kuruş vermeyen bankalar karşı vekâlet ücretlerinin de % 60’ını vermek gibi bir yola girerek avukatları çok daha ucuza çalıştırma gayreti içerisine girmişlerdir.

Diğer dava türlerinde de durum farklı değildir. Örneğin muris muvazaası, miras nedeniyle istihkak davası, tapu iptali ve tescili davası gibi davalarda artık iş sahipleri karşı taraftan alınacak vekâlet karşılığında işlerini vermektedirler. Avukatı karşı vekâlet ücreti karşılığında çalıştırma hastalığı gün geçtikçe bütün ülkeye yayılmakta ve hemen her tür davada benzer taleplerle karşılaşılmaktadır.

Ne yazık ki bu duruma biz avukatlar neden olduk. Bu durumun en önemli nedeni karşı vekâlet ücreti karşılığında çalıştırılmak istenen avukatların buna hayır dememesidir. Emeğinin karşılığını alabilmek için sergileyeceği duruşun aynı zamanda başka avukatlarında emeğinin karşılığını alabilmek için fayda sağlayacağının bilincinde olmayan, fiyat kırmayı marifet sayan avukatlar bu işin baş sorumlusudur.

İkinci sorumlu ise yukarıda kısaca açıkladığımız gibi vatandaşa ait olan karşı vekâlet ücretinin avukata ait olacağına ilişkin hükmü Avukatlık Kanununa koydurmayı marifet bilen Ankara Barosu ve TBB’dir.

Avukatın karşı vekâlet ücreti karşılığında çalışmaya zorlanmasının en önemli sebebi kendi müvekkilinden para tahsil etmeyi beceremeyen zihniyetin iş sahiplerinin hakkı olan karşı vekâlet ücretinin üzerine çöreklenme yanlışıdır.

III. Karşı Vekâlet Ücreti Kaldırılmalıdır:

Bugün karşı vekâlet ücretinin avukatlık mesleğine verdiği zararı önlemenin tek yolu karşı vekâlet ücretini kaldırmaktır. Karşı vekâlet ücreti kaldırıldığında ne toplu iş davası olarak bilinen davalarda iş sahipleri avukatlara ücret ödemeden iş yaptırabilir ne de bankalar avukatları bu şekilde “kullanabilir.” Ancak karşı vekâlet ücretinin kaldırılmasının da sakıncaları olacaktır. Bu nedenle kaldırılmasının yaratacağı sakıncaları giderecek önlemler alınmadan bu konuda adım atılmamalıdır.

IV. Karşı Vekâlet Ücretinin Kaldırılmasının Yaratacağı Sakıncalar:

Karşı vekâlet ücretinin bugün için kaldırıldığını kabul edelim. Bankaların ve çok fazla sayıda icra takibi ve dava dosyası olan büyük şirketlerin ve hatta kamu kurumlarının yapacağı ilk iş geniş çalışma yerleri kiralayıp işsiz durumdaki avukatları maaşla işe alarak icra ve dava dosyalarını bu avukatlara takip ettirmek olacaktır. Bugün için serbest çalışan avukatların elinde olan ne kadar dosya varsa bir anda bankaların maaşlı avukatlarının işi haline gelebilir. Dolayısıyla karşı vekâlet ücretinin sakıncalarını ortadan kaldırmak için karşı vekâlet ücretinin kaldırılması halinde avukatların büyük kısmının büyük şirketlerin ve bankaların maaşlı elemanı haline gelmesine neden olunabilir. Öyleyse başka bir kurumun avukatlık hukukumuza girmesi gerekmektedir.

V. Serbest Avukatla Temsil Zorunluluğu Getirilmelidir:

Talebimiz “avukatlıkla temsil zorunluluğu” değil “serbest avukatla temsil zorunluluğudur.” Avukatla temsil zorunluluğu yeni HMK tasarısında vardı. 36 Bin TL ve üzerindeki davalarla ticaret mahkemelerindeki davalarda avukatla temsil zorunluluğu öngörülüyordu. Ancak bu hüküm yasalaşmadı. Bugün için sadece ticaret şirketlerinin dava ve işlerinin serbest avukatla temsil zorunluluğu bile getirilse hiçbir banka karşı vekâlet ücretinin kaldırılması nedeniyle dosyalarını maaşlı avukatları eliyle yürütemez. Öyleyse karşı vekâlet ücretinin kaldırılması avukatlık mesleği için atılması gereken önemli bir adımdır ancak serbest avukatla temsil zorunluluğu da birlikte ele alınmalıdır.

VI. Avukatlık Mevzuatı Birbirini Etkileyen Konulardan Oluşur:

2005 yılından beri Ankara Barosu adına yasaları inceleyen Özel Hukuk Komisyonu ve Yasa İzleme Enstitüsü’nde çalışıyorum. Bugüne kadar çok sayıda yasanın incelemesini Ankara Barosu adına yaptım. Temel kanunlarda bile Avukatlık Kanunundaki kadar birbiriyle ilişkili konular yer almıyor. Avukatlık Kanunu ya da avukatlık hukukunun her hangi bir hükmü ile ilgili değişiklik yaptığınızda başka konularda da değişiklik yapmanız gerekiyor. Hiç bir yasa bu kadar iç içe geçmiş değildir.

Karşı vekâlet ücretini kaldırdığınızda serbest avukatla temsil zorunluluğunu da getirmek zorundasınız. Serbest avukatla temsil zorunluluğunun getirilmesi durumunda ise iş sahiplerinin avukatla temsil zorunluluğunun yarattığı yüksek avukatlık ücreti maliyetlerinin altından kolayca kalkabilmelerini sağlayabilmek için hukuki himaye sigortasını da getirmek zorundasınız. Bugün hukuki himaye sigortası bir Türkiye’de yok bir de Afrika ülkelerinde yok. Hukuki himaye sigortasını getirdiğinizde de Türkiye’nin sigortacılık mevzuatında değişiklik yapmak zorundasınız. Eğer özel sigorta şirketlerine değil de kamu sigortalarına dâhil edecekseniz SGK yasasında değişiklik yapmak zorunda kalırsınız. TBB bünyesinde bir fon aracılığı ile bu işi yapmak isterseniz bu sefer avukatlık mevzuatında değişiklik yapmak zorundasınız.

Yasal düzenleme yapma zorunlulukları bununla bitmiyor. Bazı ülkelerde hukuki himaye sigortaları yargılama masraflarını da kapsıyor. Eğer yargılama masraflarını kapsayan hukuki himaye sigortası düzenlemesi yaparsanız bu defa yargılama gideri olan karşı vekâlet ücreti ile ilgili de düzenleme tekrar gündeme gelecektir. Dolayısıyla avukatlık mevzuatı tek başına ele alınarak düzenlenecek konulardan oluşmamaktadır. Çok daha kapsamlı inceleme ve araştırma gerektiren ve hepsinden de önemlisi belli bir bakış açısı ve düzen içerisinde topluca ele alınması gereken bir konudur. Nasıl ki Türk Medeni Kanununun her bir bölümünü ayrı ayrı ele alarak yasalaştıramazsanız avukatlık mevzuatı da böyledir.

VII. Avukatlık Mevzuatını Düzenleyen Konular Vatandaşın Adalete Erişim Hakkına İlişkindir:

Karşı vekâlet ücreti başta olmak üzere avukatlık mevzuatına ve yargılama hukukuna ait olan konular sanıldığının aksine avukatların sorunu değildir. Vatandaşın adalete erişim sorunudur. Bugün dava açmak isteyen biri gider ve delil avansı nedeniyle ve harçlar nedeniyle çok yüksek bir miktarı mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Bu durum yasak olduğu halde avukatların iş sahiplerinin yargılama masraflarını karşılaması gibi bir başka sorun yaratmıştır. Yeni HMK yürürlüğe girmeden önce küçük, orta ve büyük ölçekli sermayedar avukatlar varken bugün küçük ölçekli sermayedar avukatlar ortadan kalkmış ve orta ve büyük sermayedar avukatlar türemiştir. Karşı vekâlet ücreti karşılığında çalışan avukatların bir kısmı yargılama masraflarını da kendi ceplerinden karşılamaktadırlar. Böylece parası olan avukatla olmayan avukat arasında haksız rekabet yaratılmaktadır. İş sahipleri de işlerini en iyi yapabilecek avukatı değil ceplerinden para çıkmadan yaptırabilecekleri avukatları tercih etmeye başlamışlardır. Bugün Ankara’da Cinnah yokuşu avukatlarının elinden elli ya da yüz bin TL harç ve gider avansı yatırılabilen bir davayı almak mümkün değildir. Çünkü sizin bu kadar paranız yoksa bu parayı verebilecek olan avukat dururken hiçbir iş sahibi size işini getirmez.

Yaklaşık iki yıldır avukatlık hukuku üzerine mahkemelerde bilirkişilik yapıyorum. Aldığım dosyaların neredeyse tamamında davacı avukatlar iş sahiplerinin yargılama masraflarını kendileri karşılamışlar. Azledilmeleri nedeniyle de müvekkilleri için yaptıkları masrafları geri alamamış ve geri almak için ücret talepleri ile birlikte masraf talebi de içeren davalar açmışlar. Bu avukatları ve bunlar gibi diğerlerini tespit etmek Barolar için hiçte zor değildir. Önce Ankara Adliyesi tevzi bürosuna gidersiniz, vekâlet ücreti uyuşmazlığından kaynaklı dosyaların bir listesini alırsınız, dosyaları mahkeme kalemlerinden tek tek indirir ve sadece dava dilekçelerinin sonuç kısmına bakarsınız ve kaç tane avukat yargılama giderini kendi cebinden karşılamış öğrenir disiplin soruşturmasını başlatırsınız. Ancak bugüne kadar bunu yapmaya cesaret eden bir baro yönetimine rastlamadım. Çünkü baro yönetimleri içinde de bunu yapanlar var. İşte bu ve benzeri haksız rekabet uygulamalarına göz yumulması avukatları ister istemez hakları olmayan ücretlere göz koymaya itiyor. Karşı vekâlet ücreti de bunlardan biri.

VIII. Yargılama Giderleri Karar Kesinleşince Alınmalıdır:

Yargılama giderlerinin karar kesinleştikten sonra davayı kaybeden taraftan tahsil edilmesini sağlayacak bir düzenlemenin acilen yapılması gerekmektedir. Eğer böyle bir düzenleme yapılırsa karşı vekâlet ücretinin kaldırılmasına da gerek kalmaz. Karar kesinleştikten sonra yargılama giderlerinin Adalet Bakanlığı tarafından tahsil edilmesi yoluna gidilirse bugünkü parasal sınırlar içinde karşı vekâlet ücretini tahsil edecek olan Adalet Bakanlığı bu ücreti doğrudan vatandaşa ödeyerek vatandaşın yargılama giderlerini tam ve eksiksiz almasını da sağlayabilir. Böylece bir taraftan sözleşmesel avukatlık ücretleri karşılığında çalışmamız yeniden sağlanır, diğer taraftan da vatandaş adalete erişim hakkını kullanırken parasal engellerle karşılaşmaz ve sözleşmesel avukatlık ücreti olarak ödediği rakamın bir kısmını AAÜT hükümleri çerçevesinde geri almış olur. Hatta hukuki himaye sigortasının hayata geçirilmesi durumunda sigortaya prim ödeyecek olan vatandaşın sigorta nezdindeki hesabına da bu para aktarılarak sigorta kapsamındaki hukuki yardımların kendi adına finansmanına katkı da sağlanabilir. 

IX. Yeni Avukatlık Kanunu Durumu Daha da İçinden Çıkılmaz Hale Getirebilir:

Bugüne kadar hazırlanan her Avukatlık Kanunu taslağına barolar ve TBB hazırlıksız yakalanmıştır. Bunun sonucunda da ne olumlu bir değişiklik yapılabildi ne de sorunlara çözüm bulunabildi. Ancak birçok kişinin bilmediği ve benimde geçtiğimiz ay Yasa İzleme Enstitüsünün bir panelinde öğrendiğim bir konu var ki önümüzdeki dönemde Avukatlık Kanununun değişikliğe uğramasında son derece önemli bir rolü olacaktır. Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu adında bir kurul var adını hiç duydunuz mu? Bu kurulun bir komitesi var ve üyeleri aşağıdaki gibidir.

Komite Üyeleri:

Başbakanlık (İdareyi Geliştirme Başkanlığı)
Adalet Bakanlığı (Kanunlar Genel Müdürlüğü)
Ekonomi Bakanlığı
İçişleri Bakanlığı (Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü)
İçişleri Bakanlığı(Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü)
Maliye Bakanlığı (Gelir İdaresi Başkanlığı)
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB)
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)
Türk Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)
Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED)
Türkiye Noterler Birliği
Türkiye Belediyeler Birliği

Bunun dışında Yatırım Danışma Konseyi adında bir de konseyleri var ve bunlar tamamen Türkiye’de yatırım yapan çok uluslu şirketlerin temsilcilerinden oluşuyor. Bunlar toplanıp Türkiye’de ne tür yasa değişiklikleri yapılması gerektiğini karara bağlayıp alt seviyedeki uzmanlarına da taslak hazırlatıp bakanlıkların önüne koyuyorlar. Siz de zannediyorsunuz ki TBMM’ne gelen tasarılar bakanlıktan geliyor.

Bugün avukatlık mevzuatında değişiklik yapılması için yurt dışından çok büyük bir baskı geldiğini bilmeyen yok. Yabancı avukatlık şirketleri Türkiye’deki avukatlık hizmetlerinin kendi tek ellerine alınmasını sağlamak için avukatlık mevzuatında değişiklik yapılması amacıyla baskı yapıyorlar. Önümüzdeki dönemde yapılacak avukatlık mevzuatı değişiklikleri Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu tarafından hazırlanacak ve Adalet Bakanlığı’na verilecektir. Bizlerde tasarının arkasında Adalet Bakanlığı olduğunu düşüneceğiz. Yukarıdaki komite listesine bakacak olursanız Türkiye Noterler Birliği’nin olduğunu görürsünüz ama TBB’ni göremezsiniz. Bu oluşum yasal gözükse de tamamen Anayasaya aykırı bir oluşumdur. Çünkü TBMM’nin yasama yetkisine etki edilmektedir.

Avukatlık mevzuatında istenmeyen durumların oluşmasını önlemek için her ne kadar anayasaya aykırı olduğunu söylesem de bu kurulda TBB’nin temsil edilmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu temsil sadece avukatlık mevzuatı için değil nükleer santrallerden ÇED raporlarına kadar birçok konuda TBB’nin Türkiye’nin menfaatleri için müdahil olması için gerekmektedir.

Büyük olasılıkla yeni avukatlık kanunu da burada pişirilerek önümüze gelecek. Çünkü artık avukatlık şirketlerinin de çok ulusluları türemeye başladı. Fransız ihtilaline avukatların önderlik ettiğini, Küba Devrimi lideri Fidel Kastro’nun avukat olduğunu, Ergenekon ve Balyoz sürecinde avukatların ön saflarda yer aldıklarını düşünecek olursak çok uluslu sermaye avukatlara karşı harekete geçmek konusunda oldukça yavaş davranmış diyebiliriz. Yani dünya siyasi tarihinin odağındaki bir meslek grubuyuz. Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu hakkında ayrıntılı bilgi almak için www.yoikk.gov.tr adresine bakabilirsiniz. Konuyla ilgili olarak Ayşe Cebeci’nin “Bilmediğimiz Kapitalizm, Gizli Elin Kurumsallaşması: YOİKK” Sosyal Araştırmalar Vakfı Yayınları, İstanbul, 2012 kitabına bakabilirsiniz.

X. Çok Uluslu Avukatlık Şirketleri Karşı Vekâlet Ücretinden Vazgeçer mi?

Tabiî ki vazgeçmez. Hatta suyunu çıkarırlar. Yukarıda söylediğimiz karşı vekâlet ücreti adalet arayan vatandaşın yapmak zorunda olduğu yargılama giderlerinin tamamını alabilmesi için getirilmiş bir yöntem. Hâkim davayı kazanan tarafın avukatına ne kadar avukatlık ücreti ödediğini bilemediği için en azından avukatın alması gereken asgari tutar üzerinden yaptığı avukatlık masrafını alabilmesini sağlamak için karşı vekâlet ücretine hükmeder. İdeal olanı vatandaşın avukatına ödediği ya da dava sonunda ödeyeceği avukatlık ücretinin tamamının karşı taraftan alınarak davayı kazanan tarafa ödenmesinin sağlanmasıdır. Bu da ancak Türkiye’deki ekonomik düzenin tamamen kayıt altına alınması ile mümkün olabilir. Çünkü davayı kazanan tarafın kötü niyetli olarak avukatlık ücret sözleşmesinde yazılı olan rakamı ya da oranı yüksek göstermesi olasılığı her zaman vardır.

Türkiye’ye gelecek olan çok uluslu avukatlık şirketleri bizden çok daha profesyonel ve kayıt altında çalışacağı için yapacakları her sözleşme ile yargılama sonunda hükmedilecek karşı vekâlet ücretinin miktarına etki etmek isteyeceklerdir. Yani müvekkillerinin kendileriyle yaptıkları sözleşmelerde ödenecek avukatlık ücretinin AAÜT’de yazılanın çok üzerinde olduğunu ileri sürerek bunun tamamının ödenmesine karar verilmesine ilişkin yeni bir yasal düzenleme yapılmasını isteyeceklerdir. Bu durumda karşı vekâlet ücreti çok uluslu avukatlık şirketleri için tam anlamıyla rant kapısına dönüşecektir.

Bu durumun hemen Türkiye’deki avukatlar içinde faydalı olacağını düşünmeyin çünkü yabancı avukatlık şirketleri Türkiye’ye kendi avukatları ile değil sermaye ile gelecekler. Yukarıda açıkladığımız yüksek harç ve gider avansı şimdilik orta ve büyük ölçekli sermayedar avukat kitlesi yaratmıştı. Yabancı avukatlık şirketleri Türkiye’ye yargılama masraflarını karşılayacak şekilde büyük sermaye ile gelecekler. İşte o zaman Cinnah yokuşu avukatları bile dava alamaz hale gelecekler. Çünkü bu avukatlık şirketleri “müşteri memnuniyeti” sağlamak için çok daha iyi döşenmiş bürolarda, vatandaşla iletişim eğitimi almış görevliler ve avukatlarla çalışacaklar. Bir de üstüne yargılama masraflarını karşılamayı istisnasız taahhüt etmeleriyle iş sahiplerini kendilerine çekmeyi başaracaklardır. Karşı vekâlet ücreti konusundaki aç gözlülükleri ile birlikte bizi tam bir felaket bekliyor.

XI. Ne Yapılabilir?

Emperyalizmi birazcık tanımış olan herkes emperyalizmin artık ülkeleri para ile işgal ettiğini bilir. Türkiye böyle ele geçirilmektedir. Yukarıda ki başlıkta yaptığımız açıklamadan anlaşılacağı gibi yabancı avukatlık şirketleri de Türkiye’ye avukatları ile değil sermaye güçleri ile gelecekler ve rahat hareket etmelerini sağlayacak tek düzenleme de HMK’da ki gider avansı düzenlemesidir.

Gider avansı düzenlemesi Türkiye’deki sermayedar avukatların işine gelmişti. Çünkü parası olmayan avukatların elindeki davaları bile kendi bürolarına çekmelerini sağladı. Ancak gider avansı ve yargı harçları, sermaye ile gelen ve yargılama masraflarını karşılamaya hazırlanan yabancı avukatlık şirketlerinin en küçük miktarlı davaları ve hatta maktu ücrete tabi boşanma gibi davaları bile elimizden almalarını sağlayacaktır. Bunu önlemenin tek yolu yukarıda getirdiğim önerinin hayata geçirilmesidir. Yani gider avansı ve delil avansı kaldırılmalıdır. Yargılama masrafları da karar kesinleştikten sonra davayı kaybeden taraftan tahsil edilmelidir. Böylece yargılamanın başında Türkiye’ye gelecek olan yabancı avukatlık büroları ile bizler arasındaki sermayesizlikten kaynaklı eşitsizlik ortadan kalkar. Yüksek yargılama masrafı vermeyen iş sahiplerinin peşin alınacak sözleşmesel avukatlık ücretleri konusundaki ekonomik zorlanmaları da bir nebze azalır.

İkinci önerim ise avukatların kolektif çalışmaya zorlanmalarıdır. Türkiye’de avukatların uzmanlaşması iş seçimi yapma olanakları olmadığı için çok zordur. Ancak kolektif çalışmaya zorlanırlarsa o zaman uzmanlaşmaları da kolaylaşır. Avukatlar kolektifleşirse yabancı avukatlık şirketlerine karşı avukatlık hizmet kalitesi olarak eşit koşullarda yarışabilme olanağımızda doğar. Bunu teşvik edecek yasal düzenlemelere ihtiyacımız var. Bütün bunlar aslında adalet arayan vatandaşın yargılama gideri olan karşı vekâlet ücretinden vazgeçmemizi de kolaylaştırır. 
                                                                                                              AVUKAT 

                                                                                              BÜLENT NURİ KURDOĞLU

13 Ağustos, 2011

HUKUKİ HİMAYE SİGORTASI

HUKUKİ HİMAYE SİGORTASI
AVUKATLIK SİGORTASI

I. GİRİŞ:

Birçok Avrupa ülkesinde uygulanan avukatlık sigortasını, iş sahibinin hayatı süresince karşılaşabileceği hukuki risklere karşı kendisini; zamanında, doğru hukuki bilgi ve en az masrafla avukat güvencesine alması olarak tanımlayabiliriz.

İş sahibi, iş ve gündelik yaşantısında karşılaştığı hukuki risklere karşı ihtiyaç duyduğu hukuki yardımı kendisine verecek olan avukatı da bu avukata ödeyeceği ücreti de önceden belirlemekte, böylece olası risklerin doğması durumunda hem avukat arayarak zaman kaybetmemekte hem de avukatla ücret pazarlığına girmeden ihtiyaç duyduğu hukuki yardımı alabilmektedir.
           
Avrupa ülkelerinde avukatlık sigortası kimi alanlarda zorunlu kimi alanlarda ise isteğe bağlı olarak uygulanmaktadır. Buna göre örneğin şirketler belli miktarda prim ödemek suretiyle ticaret hukuku, borçlar hukuku ve vergi hukukundan avukatlık sigortası yaptırmak zorunda tutulabilirken, yeni evli çiftlerin aile hukukundan avukatlık sigortası yaptırmaları isteğe bağlı olabilmektedir.  

Avukatlık sigortası yaptıran kişi her ay avukatlık sigortasına belli bir prim ödemekte, avukat ihtiyacı doğduğunda ise kendisine hukuki yardımı verecek olan avukata gitmekte, hukuki yardımından faydalandığı avukat da avukatlık ücretini avukatlık sigortasından almaktadır. Bu sayede hem iş sahibi yüklü avukatlık ücretinden kurtulmakta hem de hukuki yardımın konusuna göre o alanda uzmanlaşmış bir avukattan sağlıklı hukuki yardım alabilmektedir. Uzun yıllara yayılmış düşük miktardaki prim ödemeleri iş sahipleri için daha cazip gelmektedir.

II. TÜRKİYE İÇİN UYGULAMAYA DAİR ÖRNEK:

Konunun gerek iş sahipleri açısından gerekse biz avukatlar açısından ne kadar önemli olduğunun anlaşılabilmesi için Türkiye’den somut bir örnek verebiliriz. Bu gün Türkiye’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre sekiz milyondan fazla Sosyal Güvenlik Kurumu mensubu eski SSK’lı bulunuyor. SSK’lı çalışanların sayısını sekiz milyon olarak kabul edip her birini iş hukukundan sigortaladığımızı düşünelim. Buna göre sekiz milyon SSK’lının maaşından her ay 10 YTL avukatlık sigortası primi kesilecek olursa yıllık prim tutarı 960 milyon TL yapar.

Geçen sene Adalet Bakanlığı verilerine göre iş mahkemelerinde 120 binden fazla dava açılmıştır. 960 milyon TL tutarındaki yıllık avukatlık sigortası primini bir yılda açılan 120 bin iş davasına böldüğümüzde dava başına 8 bin TL para düşmektedir. 120 bin iş davasını faal durumdaki 40 bin dolayındaki avukata paylaştırdığımızda her birine en az 3 iş davası düşmektedir ki bu da dava başına 8 bin TL’den 24 bin TL tutarında avukatlık ücreti anlamına gelir. Tabiki toplanan primlerin tamamı avukatlık ücreti olarak ödenmeyecektir. Ancak toplanan primlerin yarısı dahi aktüeryal hesaplamalarda avukatlık ücreti olarak ayrılacak olsa bu miktar dahi biz avukatlar için son derece önemli bir gelir demektir.

Örneğimize Sosyal Güvenlik Kurumu mensubu eski Bağ – Kur ve Emekli Sandığı mensuplarını ve işveren sıfatı taşıyan tüzel kişileri dâhil etmedik. Onlarında dâhil edilmeleri ile sadece iş hukukundan toplanacak prim ve ödenecek avukatlık ücretleri çok daha artacaktır. Diğer hukuk alanlarının da bu sigortaya dâhil edilmeleri durumunda avukatların sosyoekonomik sorunlarının çözümünde çok büyük katkı sağlayacağı açıkça ortadadır.

III. HUKUK SİSTEMİMİZ İÇİN FAYDALARI:

Avukatlık sigortasının önemini rakamlarla açıkladıktan sonra faydalarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

a) Avukatlık sigortası primleri çok düşük miktarda olacağı için düşük gelirli insanların önemli bir kısmının faydalanmasına olanak tanıyacaktır. Bu sebeple avukat tutacak parası olmayan kişilerin Adli Yardım Komisyonlarından ve CMK’dan avukat taleplerinde önemli bir azalma meydana geleceğinden Adli Yardım Komisyonlarının ve CMK’nın iş yükünü azaltacaktır.  

b) Adli Yardım Komisyonlarının ve CMK’nın iş yükünün azalması aynı miktarda ödenekle daha az sayıda dava için avukatlara daha fazla avukatlık ücreti ödenmesini sağlayabilir. Bu sayede CMK avukatlık ücret tarifesinin avukatlık asgari ücret tarifesine çıkartılabilmesi için CMK’ya ayrılan kaynak yeterli hale gelmiş olur. Yani avukatlık sigortası dolaylı olarak CMK ve Adli Yardım ödeneğine de katkı sağlar.

c) Avukatlık sigortası yaptıran biri avukatlık ücretinin sigorta tarafından ödeneceğini bildiği için davasını kendisi takip etmek yerine avukat eliyle takip etmek ihtiyacında hissedecektir. Bu sebeple Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısındaki avukat tutma zorunluluğu ile avukatlık sigortası birlikte değerlendirildiğinde mahkemelerdeki davaların takibi tamamen avukatlar eliyle yapılacağından yargılamaların bilgisiz taraflar yüzünden uzaması engellenir.[1]

ç) Avukatlık sigortasına dâhil olan avukatlar belli konularda ki davaları alarak uzmanlaşma yoluna gidebileceklerdir. Bu günün şartlarında avukatların belli konularda uzmanlaşmasını önleyen en önemli unsur avukatların parasal sıkıntıları nedeniyle almak istemedikleri dava türlerini almak zorunda kalmalarıdır.

d) Avukatın hak ettiği ücreti alabilmesini sağlar. Bir avukat 500 TL tutarındaki davaya da 50 bin TL tutarındaki davaya da aynı emeği sarf eder. Ancak her iki davadan da aynı ücreti alamaz. Örneğin bir yıl boyunca bin TL ücretle çalışan birinin kıdem tazminatı davasında bir avukatın alabileceği asgari avukatlık ücreti 400 TL iken iş hukuku ile ilgili olarak yukarıda verdiğimiz örnekte 8 bin TL avukatlık ücreti alabilecektir. Bu durum iş sahibini de yüksek avukatlık ücretinden kurtaracaktır.

e) Avukatların en çok sıkıntı çektikleri konuların başında müvekkillerinden avukatlık ücretlerini tahsil edememeleri gelmektedir. Avukat, ücretini sigortadan alacağı için ücret uyuşmazlıkları ve ücretin tahsil edilememesinden kaynaklanan davalarda ortadan kalkar.

f) Avukatlık ücretlerinden vergi tahsilâtı kolaylaşır, kayıt dışı avukatlık kazancında azalma meydana gelir.  

g) Ödenen primlerin bir kısmı iş sahibine geri döneceği için kişiye tasarruf yapma imkânı sağlar.

ğ) Avukatlık sadece mahkemelerde yapılan bir iş olmadığına göre vekil eliyle yürütülebilecek bir takım hukuki işlerde de avukatlık sigortası uygulanabilecektir. Örneğin yeni emekli olan birinin emeklilik işlemleri avukat eliyle yapılabilir. Ücret de avukatlık sigortasından karşılanabilir. Bu durum bir avukatın birden fazla kişinin vekili olarak hukuki işlemleri yapmasına olanak tanıyacağı için bürokraside işini takip eden insan sayısında azalma sağlar. Avukatlar ile bürokrasinin bir araya gelmesi ile hem karşılıklı anlayış hâkim olur hem de rüşvet gibi usulsüzlüklerin önüne geçilmiş olunur.

h) Toplumda hak arama bilincinin yerleşmeni sağlar. Özellikle sendikalaşmanın çok zayıf olduğu ülkemizde sendikasızlığın yarattığı emek mücadelesindeki dağınıklığın ortaya çıkardığı olumsuzlukların bir bölümü giderilmiş olunur. 

IV. AVUKATLIK SİGORTASININ KAPSAYACAĞI HUKUK ALANLARI:

Avukatlık sigortasının kapsamı çok geniş tutulabilmekle beraber aşağıdaki konular ve hukuk alanları örnek olarak sayılabilir;  

a) Bütün çalışanlar iş hukuku ile ilgili,

b) Bütün şirketler ve ticari işletmeler vergi hukuku, icra iflas hukuku, ticaret hukuku, borçlar hukuku, rekabet hukuku ve iştigal konusuna giren hukuk alanı ile ilgili,

c) Üretime ve hizmete yönelik çalışan ticaret erbabı ile fikir sanat eserleri yaratarak çalışanlar fikri sınaî haklar hukuku ile ilgili,

ç) Bütün devlet memurları idare hukuku ile ilgili,

d) Bütün evlenen çiftler aile hukuk ile ilgili,

e) Bütün emlakçılar eşya hukuku ile ilgili,

f) Bütün apartman yönetimleri ve kat malikleri kat mülkiyeti hukuku ile ilgili,

g) Bütün kiracılar kira hukuku ile ilgili,

ğ) Bütün basın mensupları ve basın kuruluşları, sağlık sektörü çalışanları, inşaat sektörü yönetici ve çalışanları, mimar ve mühendisler, mali müşavir ve serbest muhasebeciler, yargı çalışanları ve kolluk görevlileri maddi manevi tazminat hukuku ve ceza hukuku ile ilgili,

Avukatlık sigortası yaptırmaları zorunlu tutulabilir. Bu alanların önemli bir kısmında prim toplama zorluğu da yaşanmaz.

VI. AVUKATLIK SİGORTASI NASIL İŞLEYECEK?

Yukarıda belirtilen avukatlık sigortası kapsamı içerisinde olan kişiler düzenli olarak avukatlık sigortası primlerini ödemeye başlayacaklar. Aktüeryal hesaplara göre belli bir ödemeden sonra sigorta işlerlik kazanacaktır.

Avukatlık sigortası hem bütün avukatları kapsayacak şekilde hem de avukatlar için isteğe bağlı olacak şekilde düzenlenebilir. Bu konuda TBB eğitim çalışmaları da gerçekleştirebilir.

Eğer sigorta yaptırmış olan iş sahibi bu sigorta kapsamında çalışan tanıdığı bir avukata giderse davaya o avukat bakacaktır. Eğer iş sahibinin tanıdığı sigorta kapsamında çalışan bir avukat yoksa bulunduğu yerin barosundan kendisine sigorta kapsamında çalışan bir avukat atanmasını isteyebilecektir.

Avukat iş sahibinin kendisine gelmesi durumunda iş sahibinin sigorta kapsamında olup olmadığını, sigorta kapsamında ise prim borcu olup olmadığını araştıracak; prim borcu varsa bu borcun kapatılması iş sahibinden istenecektir. Aksi takdirde avukatlık hizmetinin avukatlık sigortası kapsamında değil Avukatlık Kanunu hükümlerine göre anlaşmaya tabi olarak verileceği iş sahibine anlatılacaktır.

Avukatlık sigortasının sadece avukatlık ücretini kapsadığı, dava masraflarıyla ilgisinin bulunmadığı, dava masraflarının iş sahibinin kendisine ait olduğu da açıklanacaktır.

Hukuki işlem başladıktan sonra hukuki işlemin başladığını gösteren belge iş sahibinin sigorta numarası ile birlikte ödemeyi yapacak olan avukatlık sigortasına serbest meslek makbuzu ile gönderilecektir. Avukat işe başladığını belgelediği andan itibaren avukatlık ücretine hak kazanacaktır. Avukatın işe başlayıp başlamadığı da UYAP’dan takip edilebilecektir. 

VII. SİGORTA FAALİYETİ HANGİ KURUM TARAFINDAN YÜRÜTÜLECEKTİR:

Türkiye’de henüz ne özel sigorta şirketlerinin ne de yeni kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun avukatlık sigortası hakkında bir çalışması bulunmamaktadır.

Özel sigorta şirketlerinin konuya ilgi göstereceklerinden kuşkum yok. Çünkü yukarıda verdiğim örnekte sadece iş hukukundan eski SSK mensuplarını sigortalayacak olsanız ortaya çıkan rakamın çok büyük olduğu gözlerinden kaçmayacaktır. Özel sigorta şirketleri bu işten büyük kârlar elde etmenin peşinde koşacakları için gerek avukatlara ödenecek ücretlerin miktarı tatmin edici olmayabilir gerekse ödenen primlerin iş sahiplerine geri ödeme miktarı düşük tutulabilir. Çünkü özel sigorta şirketleri kârlılık esasına göre çalıştıkları için toplanan primlerin önemli bir kısmı özel sigorta şirketinin cebine girecektir. Bu nedenle özel sigorta şirketleri eliyle bu sigortanın yapılmasını doğru bulmuyorum. Avukatlık eğer bir kamu hizmeti ise kârlılık esası gözetilmeden bu hizmetin verilmesi gerekir.

Kârlılık esası gözetilmeden bu sigortayı gerçekleştirebilecek olan en önemli kurum yeni kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu’dur. Ancak geçmişte eski SSK’nın içinin nasıl boşaltıldığı düşünülecek olursa bu sigorta faaliyetinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülmesinin de doğru olmadığı düşüncesindeyim. Basiretsiz ülke yöneticilerinin benzer bir usulsüzlüğü avukatlık sigortasında da yapmaları durumunda avukatların aynen CMK ödemelerinde olduğu gibi avukatlık ücretlerini önce hak ettikleri miktarda alamamaları daha sonra da gecikmeli olarak almaları gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkar ki bir müddet sonra geriye dönüşü olmayan durumlarla karşılaşabiliriz.  

Avukatlık büroları aracılığı ile de avukatlık sigortası yapılabilir. Yani her avukatlık bürosu kendi müvekkil çevresi içerisinde ki avukatlık sigortası yaptırması zorunlu tutulan kişileri ve isteyerek kendisine gelenleri sigortalayabilir. Bu durum ise iki sakınca doğurmaktadır. Birincisi toplanan primler o avukatlık bürosunun vereceği hizmete yetmeyebilir. Bu nedenle primlerin Türkiye genelinde tek elde toplanması ve buna uygun aktüeryal hesapların yapılması zorunludur. İkincisi bu gün itibariyle çok sayıda avukat çalıştıran avukat bürolarıyla yalnız çalışan ya da iki üç ortaktan oluşan avukatlık büroları arasında haksız rekabet ortamı doğabilir. Şöyle ki örneğin yirmi avukattan oluşan bir avukatlık ortaklığı ile tek başına çalışan bir meslektaşımız bir fabrikada çalışan bin tane işçinin toplu avukatlık sigortasını yapmak isteseler, çalışanların tercihi tabiki bu kadar çok insanın işleriyle ilgilenebilecek kadar çok avukata sahip olan hukuk bürosundan yana olacaktır. Bu durum büyük avukatlık bürolarının kira, kat mülkiyeti, boşanma ve iş hukuku gibi ufak davaları da tekellerine almalarına sebep olacağı için meslek içi sosyal adalet sorununa çözüm bulalım derken bu sorunun daha da büyümesine yol açabilir.

Aslında avukatlık mesleğinin hukukun hemen hemen her alanında uzmanlaşmış avukatları olan avukatlık şirketleri eliyle yürütülmesinin zamanı gelmiştir. Ancak bir türlü bir araya gelmeyi başaramadığımız için arzulanan bu duruma ulaşılamamaktadır. Şirketleşmenin isteğe bağlı tutulması ise bu sürece bir katkı sağlamamaktadır. Meslekte bir araya gelme sağlanabilseydi avukatlık sigortasının avukatlık büroları aracılığıyla yapılması da hem daha kolay olurdu hem de haksız rekabet oluşturmazdı. 

Türkiye Barolar Birliği bünyesinde oluşturulacak bir fon aracılığı ile de avukatlık sigortası primleri toplanabilir. Ancak TBB’nin kuruluş amacıyla kamu hizmeti niteliğinde olsa bile aslında ticari bir faaliyet sayılan sigorta işinin bağdaşmasının mümkün olmadığı savunulabilir. Bu günün koşullarında primlerin her ne kadar kuruluş amacıyla bağdaşmasa da TBB bünyesinde oluşturulacak bir fonda toplanması, aktüeryal hesaplamaların da TBB tarafından yapılması daha uygun görünmektedir. Ayrıca haksız kazanç sağlamak amacıyla açılacak uydurma davaların denetimi de TBB bünyesinde oluşturulacak denetçi avukatlar eliyle sağlanabilir. 

Avukatlık sigortasının hangi kurum tarafından gerçekleştirileceği konusunda yine de her zaman için farklı düşünceler ortaya konabilir.

SONUÇ:

Türkiye’nin hukuk düzeni için son derece önemli olan avukatlık sigortasının en sağlıklı şekilde gerçekleştirilebilmesi için TBB’nin bir ön hazırlık yapması gerekmektedir. Mesleğimizi bu kadar yakından ilgilendiren bir konunun kanuni düzenlemesine ilişkin taslağı birinci elden TBB tarafından gerçekleştirilmelidir. Bu konuda insiyatif Adalet Bakanlığı’na bırakılmamalıdır.

Avukatlık sigortası konusu önce meslek camiası içerisinde daha sonra Türkiye genelinde tartışmaya açılmalıdır.

Son olarak şunu belirtelim ki bu yazımızda açıklamaya çalıştığımız avukatlık sigortasının avukatların mesleklerini ifa ederken karşılaştıkları riskler nedeniyle sebep oldukları zararları karşılamak için TBB tarafından getirilmeye çalışılan “mesleki sorumluluk sigortası” ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Ancak avukatlık sigortası pirimi ödeyerek ödediği pirimlerin karşılığında bir hizmet alacak olan kişinin avukatın yapacağı hatalar sebebiyle zarara uğramaması için mesleki sorumluluk sigortası da avukatlık sigortası ile birlikte gecikilmeksizin ele alınmalıdır.

Bu makale Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi’nin Temmuz 2009 sayısında (Sayı 13) “Avukatlık Sigortası” adı ile yayınlanmıştır.                                                                        


[1] Bu makale yayınlandığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısında avukat tutma zorunluluğu getiren hüküm bulunmaktaydı. Tasarı yasalaşırken bu hüküm kaldırıldı.