boşanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boşanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz, 2012

BOŞANMA SONRASI MALLARIN PAYLAŞIMI - 2

KATILMA ALACAĞI DAVASI

I. GİRİŞ:

Boşanma davalarından hemen sonra en çok açılan dava türlerinden biri de katılma alacağı davalarıdır. Eşlerin evlilik birliği içinde edindikleri mallara yaptıkları katkıların belirlenmesi ve bu konuda çıkan uyuşmazlıkların giderilmesi katılma alacağı davaları ile sağlanmaktadır. Bu makalemizde katılma alacağı davalarını inceleyeceğiz.

II. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:

4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Aile Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 4. maddesine göre Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler:

1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,

2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,

3. Kanunlarla verilen diğer görevler.  

Buna göre aile mahkemeleri TMK m. 118 ve m. 395 arasındaki konulardan doğan dava ve işlere bakmaya görevlidir. Katılma alacağı davaları TMK m. 231 ve m. 240 arasında ki hükümlerde düzenlendiğinden görevli mahkeme aile mahkemeleridir.

4787 sayılı kanun m. 2’ye göre “Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır.”

III. TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME:

Katılma alacağı davasında yetkili mahkeme TMK m. 214 hükmüne göre belirlenir. TMK m. 214;

“Eşler veya mirasçılar arasında bir mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, aşağıdaki mahkemeler yetkilidir:

1. Mal rejiminin ölümle sona ermesi durumunda ölenin son yerleşim yeri mahkemesi,

2. Boşanmaya, evliliğin iptaline veya hâkim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda, bu davalarda yetkili olan mahkeme,

3. Diğer durumlarda davalı eşin yerleşim yeri mahkemesi” hükmünü içermektedir.

Buna göre evlilik boşanma ile sonuçlanmışsa boşanma kararını veren mahkeme mal rejiminin tasfiyesi davasına bakmaya da yetkilidir.

IV. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Katılma alacağı davalarında iki ayrı kanundaki yargılama yöntemi uygulanır. Bunlardan en özel hükümlü olanı 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Usul hükümleri” başlıklı 7. maddesidir. Bu maddeye göre Aile mahkemeleri, öncelikle eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü sağlamaya çalışır. Sulh yöntemini uygularken gerektiğinde uzmanlardan da yararlanır. Mahkeme sulh sağlanamadığı takdirde davanın esasını karar bağlamak durumundadır.

V. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Usul hükümleri” başlıklı 7. maddesi bu kanunda hüküm olmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndaki hükümlerin uygulanacağını hüküm altına almıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kalktığı için bu hükümlerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu olarak anlaşılması gerekir. 4787 sayılı kanun ile HMK arasındaki en önemli benzerlik HMK m. 140/II’ye göre de hâkimin tarafları önce sulha teşvik etmek zorunda olmasıdır.

VI. DAVANIN KONUSU:

Katılma alacağı davası ancak mal rejiminin tasfiyesi esnasında istenebilir. Bu sebeple mal rejimi sona ermiş olmalıdır. Bu makalede mal rejiminin sona ermesi durumlarından boşanma nedenine dayalı olarak sona erme halini dikkate alarak açıklayacağız.

Açılan davada davacı talebini açıklıkla ortaya koymalıdır. Talep edilen katılma alacağı miktarı dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir. Çünkü katılma alacağı davası nispi harca tabidir.

Katılma alacağı davası kural olarak eşler tarafından açılabilir ancak mal rejimi ölümle sona ermişse katılma alacağı davasını ölen eşin mirasçıları açabileceği gibi sağ kalan eş ölen eşin mirasçılarına karşı da açabilir. Dolayısıyla katılma alacağı davasının miras hukuku ile de yakın ilişkisi bulunmaktadır.

Boşanma öncesinde eşler zaman zaman diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla üzerlerinde ki bir kısım malları üçüncü kişilere karşı muvazaalı yani danışıklı devir yapmaktadırlar. Bu durumda katılma alacaklısı eş katılma alacağı davasını TMK m. 229’a göre ihbar edilmek koşuluyla üçüncü kişilere karşıda ileri sürebilir.

Katılma alacağı davasında talep konusu katılma alacağına faiz ancak katılma alacağı davasının sonuçlandığı tarihten itibaren yürütülebilir. Faizin başlangıç tarihi katılma alacağı davasının karar tarihidir.

Katılma alacağı davası açıldıktan sonra diğer eş HMK m. 132 ve 133’e göre karşılık dava yoluyla katılma alacağı davası açabileceği gibi ayrı bir dava açarak da katılma alacağı talebinde bulunabilir. Ayrı bir dava yoluyla katılma alacağı talebinde bulunursa HMK m. 166’ya göre ilk açılan davanın görüldüğü mahkemece iki davanın birleştirilmesine karar verilerek iki dava birlikte görülür.

Katılma alacağı davası mal rejimi süresince edinilen edinilmiş malların toplamına yöneliktir.

VII. BOŞANMA DAVASI VE KATILMA ALACAĞI DAVASI ARASINDAKİ HUKUKİ İLİŞKİ:

Katılma alacağı davası boşanma davası sonuçlanıp kesinleştikten sonra açılabilir. Çünkü mal rejimi sona ermeden tasfiyesine başlanamaz. Mal rejimini sona erdiren sebeplerden biri de boşanma olduğu için öncelikle boşanma davasının sonuçlanması gerekir.

Eğer katılma alacağı davası ve boşanma davası birlikte açılmışsa hâkim iki davanın HMK m. 167 hükmü uyarınca ayrılmasına karar verebilir. Katılma alacağı davasına aynı mahkeme bakmaya devam eder. Ancak HMK m. 165/I hükmü uyarınca boşanma davasını ayrılan mal rejiminin tasfiyesi davası için bekletici sorun yapabilir.

Bu ve benzeri usul sorunları ile karşılaşılmaması için katılma alacağı davasının boşanma davasının sonuçlanmasından sonra açılması gerekir. Ancak evlilik birliğinden mal kaçırılması ihtimali varsa ve bu durumda telafisi imkânsız zararlar oluşacaksa boşanma davasının açılmasından hemen sonra katılma alacağı davası da açılarak hem boşanma davası HMK m. 165/I’e göre bekletici sorun yapılmalı hem de katılma alacağı davasında evlilik birliği içindeki mallar için HMK m. 389 ve devamı maddelerine göre ihtiyati tedbir talep edilmelidir.  

VIII. ZAMANAŞIMI:

Katılma alacağı davasına yönelik olarak Türk Medeni Kanunu’nda zamanaşımına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak TMK m. 178’e göre “Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.” Katılma alacağı da mal rejiminin sona ermesinden sonra talep edilebilecek bir hak olduğundan ve boşanma da mal rejimini sona erdiren sebeplerden biri olduğundan katılma alacağı davasının açılması boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren TMK m. 178’e göre bir yıllık zamanaşımı süresine bağlıdır.

IX. YARGILAMA GİDERLERİ:

Katılma alacağı davalarında yapılacak yargılama giderleri 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Genel Tebliğ (1) sayılı tarife, Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi ve Adalet Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra her yıl yenilenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir.

Yukarıda belirttiğimiz hukuki düzenlemelere göre yargı masrafları 2012 yılı rakamlarına göre sırasıyla şu şekilde alınır.

Dava açılırken alınan masraf ve gider avansı miktarları aşağıdaki gibidir.

21,15 TL Aile Mahkemesi başvurma harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Katılma alacağı istenen malların değeri üzerinden binde 59’un ¼’ü oranında nispi harç, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Eğer davacı avukat ile temsil ediliyorsa her bir vekâlet için 3,30 TL vekâlet harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca 15,00 ile 30,00 TL arası tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Diğer iş ve işlemler için 50 TL (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava sonuçlandığında alınan masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

Eğer taraflar avukat ile temsil edilmişse 1.200,00 TL maktu avukatlık ücreti avukat ile temsil edilen tarafa verilir. (HMK m. 330 ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi)

Davayı kaybeden taraf nispi harcın tamamını ödemek durumundadır. Davayı davacı kaybettiyse arta kalan ¾’lük bölümü tamamlar. Davayı davalı kaybettiyse harcın tamamını ödemek zorundadır. (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Kararın Yargıtay’a temyiz edilmesi halinde alınacak masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

103,50 TL temyiz harcı ve posta ve tebligat masrafı alınır. Posta ve tebligat masrafını dava açılırken yatırılmış olan gider avansı karşılamaya yetmiyorsa eğer ayrıca alınır. Kararı davalı temyiz ediyorsa davalının gider avansı ödemek zorunluluğu olmadığından bu masrafları ayrıca ödemek zorundadır. (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

14 Şubat, 2012

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVALARI

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVALARI

I. GİRİŞ:

Ülkemizde son yıllarda boşanma davalarında önemli bir artış meydana gelmiştir. Açılan boşanma davalarının önemli bir kısmını anlaşmalı boşanma davaları oluşturmaktadır. Bu makalemizde anlaşmalı boşanma davalarını ve dikkat edilmesi gereken yönlerini inceleyeceğiz.

II. HUKUKİ ŞARTLARI:

Anlaşmalı boşanma davaları Türk Medeni Kanunu m. 166/III’de düzenlenmiştir. Buna göre evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin mahkemeye birlikte başvurması gerekmektedir. Ayrıca hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile eğer varsa çocukların durumu konusunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Tarafların boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına hâkimin kanaat getirebilmesi için de tarafların duruşma günü mahkemede hazır olmaları ve boşanma iradelerini açıkça ortaya koymaları gerekmektedir.

Taraflar evlilik birliğinin mali durumu ve eğer varsa çocukların durumu konusunda bir anlaşma sunmaları ve hâkimin de bunu onaylaması gerekmektedir. Yani sadece boşanma konusunda tarafların anlaşması anlaşmalı boşanma davası için yeterli değildir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.

Evlilik birliği bir yıldan az sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ile boşanma kararı verilemez. Bu durum da eşlerden birinin dava açması diğerinin de bu davayı kabul etmesi halinde boşanma kararı verilebilir.

III. TARAFLAR ARASINDA VARILACAK ANLAŞMA KONULARI VE BOŞANMA SÖZLEŞMESİ:

Taraflar boşanma konusunda anlaştıktan sonra yapacakları boşanma sözleşmesinde eğer varsa çocukların durumunu da açıkça belirtmelidirler. Çocukların velayetinin kime kalacağı, çocuklar için ne kadar iştirak nafakası ödeneceği, diğer eş ile çocuklar arasında şahsi ilişkinin nasıl kurulacağı (Diğer eşin çocukları haftanın, yılın ve bayramların hangi günlerinde ne kadar süre ile görebileceği) boşanma sözleşmesine açıkça yazılmalıdır.

Evliliğin mali durumu ile ilgili olarak da boşanma sözleşmesinde açıklayıcı hükümler olmalıdır. Taraflardan biri boşanma ile zor durumda kalacaksa ne miktarda yoksulluk nafakası ödeneceği, ortak taşınmaz varsa bu taşınmazın ne şekilde paylaştırılacağı ya da kime özgüleneceği (Kimin kullanımına bırakılacağı), otomobil, ziynet eşyaları, hisse senetleri ve ortak banka hesapları gibi menkul malların ne şekilde paylaştırılacağı boşanma sözleşmesine yazılmalıdır.

Boşanma ile birlikte kadının hangi soyadını kullanacağı da boşanma sözleşmesine yazılabilir.

Yapılacak boşanma sözleşmesinde taraflardan birini ve çocukların menfaatini aşırı derecede zor duruma sokan düzenlemelerin varlığı halinde yukarıda belirttiğimiz gibi hâkimin bu anlaşmada değişiklik yapma hakkı vardır. Hâkimin yapacağı değişikliği taraflardan birinin kabul etmemesi üzerine anlaşma sağlanamayacağı için anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi de mülkün değildir.

Yapılacak olan boşanma sözleşmesinin her iki eş tarafında da imzalanması gerekir.

IV. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:

4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Aile Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 4. maddesine göre Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler:

1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,

2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,

3. Kanunlarla verilen diğer görevler.  

Buna göre aile mahkemeleri TMK m. 118 ve m. 395 arasındaki konulardan doğan dava ve işlere bakmaya görevlidir. Anlaşmalı boşanma davaları TMK m. 166/III hükmüne göre görülmekte olduğundan görevli mahkeme aile mahkemeleridir.

4787 sayılı kanun m. 2’ye göre “Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır.”

V. TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME:

TMK m. 168’e göre “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.” Eşler boşanmadan önce yerleşim yerlerini ayırmışlarsa her birinin yerleşim yeri mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Ancak yerleşim yerinin ayrılması fiilen ayrı yerde oturmayı değil ikametgâh adresinin bağlı bulunduğu muhtarlıktan başka yer muhtarlığına nakledilmesidir. Yani devletin resmi adres sisteminde yerleşim yerinin değiştirilmesidir. İkametgâh adresinin kayıtlı olmadığı yerde dava açılabilmesi mümkün değildir. Ancak uygulamada yerleşim yerinin başka muhtarlığa alınmasını yeterli görmeyip tanık dinleyen mahkemeler de bulunmakta. Yerleşim yerini değiştirmiş olmakla beraber adresini yeni yerleşim yerinin muhtarlığına geçerli bir sebeple aldıramamış olanlar içinde tanık dinleyerek yetkili olup olmadığına karar veren mahkemeler bulunmaktadır. Bu uygulama farklılıklarının giderilmesi gerekir.

VI. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Boşanma davalarında üç ayrı kanundaki yargılama yöntemi uygulanır. Bunlardan en özel hükümlü olanı 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Usul hükümleri” başlıklı 7. maddesidir. Bu maddeye göre Aile mahkemeleri, öncelikle eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü sağlamaya çalışır. Sulh yöntemini uygularken gerektiğinde uzmanlardan da yararlanır. Mahkeme sulh sağlanamadığı takdirde davanın esasını karar bağlamak durumundadır.

VII. TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Boşanma davalarında ikinci özel yargılama yöntemi Türk Medeni Kanunu’nun “Boşanmada yargılama usulü” başlıklı 184. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.

2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.

4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.

5. Boşanma veya ayrılığın fer’i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

Bu maddeye göre hâkimin taraflara yemin teklif etmesi mümkün değildir. Tarafların ikrarda yani ileri sürülen maddi olayın doğruluğu hakkında beyanda bulunmaları da hâkimi bağlamaz. Hâkim her türlü ikrarı kendi araştırmak ve ikrarın doğru olup olmadığını tespit etmek zorundadır. Makalemizin konusunu oluşturan anlaşmalı boşanma davaları ile ilgili en önemli usul hükmü ise Boşanma veya ayrılığın fer’i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacağına ilişkin 5. benttir. Hâkim bu anlaşmaları kendiliğinden inceler.

VIII. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Gerek 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Usul hükümleri” başlıklı 7. maddesi gerekse Türk Medeni Kanunu’nun “Boşanmada yargılama usulü” başlıklı 184. maddesi bu kanunlarda hüküm olmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndaki hükümlerin uygulanacağını hüküm altına almıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kalktığı için bu hükümlerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu olarak anlaşılması gerekir. HMK m. 140/II’ye göre de hâkim tarafları önce sulha teşvik etmek zorundadır. Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar aralarında belli bir anlaşma yaparak mahkemeye birlikte başvurdukları için hâkimin yapacağı işlem anlaşmanın hukuka, taraf menfaatlerine ve eğer varsa çocukların menfaatlerine uygun olup olmadığını denetlemek ve gerekli değişiklikleri yapıp bu değişiklikler üzerinde tarafların sulh olmasını sağlamaktır. Bunun dışında HMK’nın diğer hükümleri uygulanır.

IX. DAVANIN ESASI:

Makalemizde davanın hukuki şartlarını açıkladığımız bölümde belirtilen boşanma sözleşmesi taraflarca imzalandıktan sonra bir dilekçe ekinde mahkemeye verilir. Boşanma sözleşmesinde evlilik birliğinin mali durumu yani ortak malların paylaşımı, nafaka, maddi manevi tazminat, ortak konutun kime kalacağı ya da kime özgüleneceği ile eğer varsa çocukların velayetinin kimde olacağı, diğer eş ile çocuklar arasında şahsi ilişkinin nasıl kurulacağı açıkça belirtilmek zorundadır. Hâkim boşanma sözleşmesini inceledikten sonra üzerinde gerekli gördüğü değişiklikleri taraflarında onayını aldıktan sonra onaylar. Ayrıca duruşmada hâkim tarafların boşanmak istediklerine dair iradelerini açıklamalarını ister ve tarafların boşanma iradelerini içeren beyanlarını da tutanağa geçirir. Bundan sonra hâkim tarafların boşanmalarını ve boşanma sözleşmesindeki hükümler çerçevesinde diğer konuları hükme bağlar. Bu beyanları içeren duruşma tutanağı taraflarca da imzalanır.

Boşanma kararının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kararın kesinleşmesi gerekmektedir. Bu sebeple tarafların gerekçeli kararın yazılmasından sonra birbirlerine tebliğe çıkarmaları ve tebligatı almalarından sonra on beş günlük temyiz süresinin geçmesi ya da karar temyiz edildiyse dosyanın Yargıtay’dan onanarak dönmesi gerekmektedir.

Karar kesinleştikten sonra mahkeme kalemi boşanma kararını tarafların bağlı olduğu nüfus müdürlüğüne bildirir ve nüfus kayıtlarına işlenmesini sağlar.

X. YARGILAMA GİDERLERİ:

Anlaşmalı boşanma davalarında yapılacak yargılama giderleri 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Genel Tebliğ (1) sayılı tarife, Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi ve Adalet Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra her yıl yenilenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir.

Yukarıda belirttiğimiz hukuki düzenlemelere göre yargı masrafları 2012 yılı rakamlarına göre sırasıyla şu şekilde alınır.

Dava açılırken alınan masraf ve gider avansı miktarları aşağıdaki gibidir.

21,15 TL Aile Mahkemesi başvurma harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Eğer davacı avukat ile temsil ediliyorsa her bir vekâlet için 3,30 TL vekâlet harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca 15,00 ile 30,00 TL arası tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Diğer iş ve işlemler için 50 TL (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava sonuçlandığında alınan masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

Eğer taraflar avukat ile temsil edilmişse 1.200,00 TL maktu avukatlık ücreti avukat ile temsil edilen tarafa verilir. (HMK m. 330 ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi)

Kararın Yargıtay’a temyiz edilmesi halinde alınacak masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

103,50 TL temyiz harcı ve dava açılırken yatırılmış gider avansı içinden karşılanamıyorsa eğer ayrıca posta ve tebligat masrafı alınır. (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)