18 Kasım 2016 Cuma

ANONİM ŞİRKETLERDE TAŞINMAZLARIN SERMAYE OLARAK KONULMASI YOLUYLA SERMAYE ARTTIRIMINDA MAHKEME AŞAMASINDA İZLENECEK YOL


ANONİM ŞİRKETLERDE
TAŞINMAZLARIN SERMAYE OLARAK KONULMASI YOLUYLA
SERMAYE ARTTIRIMINDA MAHKEME AŞAMASINDA İZLENECEK YOL

I. GİRİŞ:

Ülkemizde ticari hayatın gelişmesi ile birlikte şirketleşmelerde de artış yaşanmıştır. Şirketler hukuku bugün ülkemizde Türkiye’ye özgü önemli içeriklere sahip bir duruma gelmiştir. Özellikle büyük şirketlerin şirketler hukuku konusunda çok iyi hukuk danışmanlarına sahip olmaları gerektiği ortadadır. Bu makalemizde sıkça rastlanan bir hukuki işlemi, anonim şirketlerin taşınmazları sermaye olarak koymak yoluyla sermaye arttırımının mahkeme aşamasını açıklamaya çalışacağız.

II. SERMAYE ARTTIRIMININ HUKUKİ DAYANAĞI:

Sermaye arttırımının hukuki dayanağı TTK m. 342 ve 343’üncü maddeleridir.

Madde 342- (1) Üzerlerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunmayan, nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen, fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, mal varlığı unsurları ayni sermaye olarak konulabilir. Hizmet edimleri, kişisel emek, ticari itibar ve vadesi gelmemiş alacaklar sermaye olamaz.

(2) 128 inci madde hükmü saklıdır.

Madde 343- (1) Konulan ayni sermaye ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342 nci maddeye uygunluğunun belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır. Bu rapora kurucular ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.

III. TAŞINMAZLARIN SERMAYE OLARAK KONULMASINDA İZLENECEK YOL:

Taşınmazlar yasada açıkça belirtilmez. Bunun yerine ayni sermaye kavramı kullanılmaktadır. Ayni sermaye içine taşınmazlarla birlikte fikrî mülkiyet hakları ile sanal ortamlar da dâhil, mal varlığı unsurları girmektedir. Bizim incelemesini yapacağımız konu doğrudan taşınmazların ayni sermaye olarak konulması üzerinedir.

A. Yetkili Mahkeme:

Konulan ayni sermaye yani taşınmazlar ile kuruluş sırasında devralınacak işletmelere ve ayınlara, şirket merkezinin bulunacağı yerdeki asliye ticaret mahkemesince atanan bilirkişilerce değer biçilir. Bu sebeple hasımsız olarak düzenlenecek bir dilekçe ile taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine ya da bu görevi gören asliye hukuk mahkemesine başvuruda bulunulması gerekmektedir.

B. İşin Niteliği:

Sermaye arttırımı için asliye ticaret mahkemesine yapılacak başvuru HMK m. 382/I,e,5 hükmü uyarınca çekişmesiz yargı işi niteliğindedir.

C. Yargılama Yöntemi:

HMK m. 385 çekişmesiz yargı işlerinin basit yargılama yöntemine bağlı olduğunu düzenlemiştir. Bu nedenle gerekli görülmediği sürece duruşma açılmasına gerek yoktur. Mahkeme dosya üzerinden de işlemleri yaparak karar verebilir.

IV. BİLİRKİŞİ RAPORU HAZIRLANMADAN ÖNCE YAPILACAK HAZIRLIK İŞLEMLERİ:

Asliye ticaret mahkemesince bilirkişi raporu hazırlanmadan önce öncelikle taşınmazın tapu kayıtları ve kadastro haritaları getirtilmeli ve dosya içine alınmalıdır. Ayrıca taşınmazda kiracı varsa taşınmazın getireceği gelir durumunun tespiti içinde kira sözleşmelerinin dosya içine alınması gerekir.

Bu belgelerin getirtilmesinden sonra taşınmazla ilgili olarak bu belgeler üzerinden inceleme yapılmalıdır. Tapu kayıtlarında yapılacak incelemede bu taşınmazın üzerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunup bulunmadığı ve nakden değerlendirilmesine engel bir durum bulunup bulunmadığı incelenmelidir.

Birkaç örnekle durumu açıklayalım. Tapu kaydı üzerinde kamulaştırma şerhi varsa bu taşınmazın ayni sermaye olarak konulması hukuken sıkıntı yaratabilir. Her ne kadar alacaklarda sermaye olarak konulabiliyor olsa da taşınmazın değeri kamulaştırma sonucunda belli olacağından asliye ticaret mahkemesine başvuruda bulunulduğu tarihte değeri belirsiz durumda olacaktır. Hazırlanacak bilirkişi raporu ile kamulaştırma işlemi sonucunda tespit edilecek bilirkişi raporundaki rakamlar birbiriyle uyuşmayabilecektir. Bizce kamulaştırma kararının bekletici mesele yapılmasına gerek yoktur. Tespit isteminde hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Çünkü kamulaştırma kararı sonucunda belli bir miktar hak sahibine ödenecek ve taşınmaz ayni sermaye olma niteliğini kaybedecektir. Kamulaştırma kararının idare mahkemesince iptal edilmesi durumunda taşınmaz ayni sermaye olarak değerlendirilebilir duruma gelecektir ancak bu bugünkü koşullarda bu durum çok uzun zaman alacağı için ve kamulaştırma tarihinden sonra gelecekte belirsiz bir durum yaratacağı için bu belirsizlik ortadan kalkıncaya kadar davanın görülmesinde bizce hukuki yarar yoktur.

Hacizli taşınmazların sermaye olarak konulması hukuken mümkün değildir. Bu durumda olan taşınmazların üzerindeki haczin kaldırılmasından sonra ancak sermaye olarak konulabilir. Bu durumda olan taşınmaz varsa mahkeme başvuran şirkete haczin kaldırılması için uygun bir süre verebilir. Bu süre içinde haciz kaldırılmazsa bu taşınmazla ilgili sermaye arttırımına konu tespit istemini reddeder. Hacizli taşınmazdan başka taşınmazlarda varsa o taşınmazlar hakkında tespit kararı verilebilir.

Benzer durum ipotekli taşınmazlar içinde geçerlidir. İpotekli bir taşınmaz borç karşılığı rehin verildiği anlamına gelir ki borcun ödenmemesi durumunda ipoteğin paraya çevrilmesi yöntemiyle satışına konu olabilir. Bu durumda da yukarıda belirttiğimiz gibi hacizli taşınmazlardaki yöntem uygulanmalı ve ipoteğin kaldırılması için uygun bir süre verilmelidir. Gerekirse ipoteğin kaldırılması davası için de süre verilebilir. Ancak bu durumda başka taşınmazlar için de tespit isteniyorsa gecikme olacağından ipotekli taşınmaza ilişkin talebin atiye bırakılması sağlanarak hukuki sorunu olmayan diğer taşınmazlar için tespit kararı verilebilir.

Taşınmaz üzerinde ihtiyati tedbir varsa bu tedbirin niteliğine da bakılmalıdır. Belli bir alacağın teminatı için tedbir konulduysa bu durumda bu tedbirin teminat mektubu ya da belli miktardaki bir paranın tedbiri koyan mahkemenin veznesine yatırılmak suretiyle kaldırılması mümkün olacağından tedbirin kaldırılması için süre verilebilir. Ancak tedbir taşınmazın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için dava sonuna kadar geçerliliği gereken bir nitelikteyse bu durumda taşınmazın mülkiyeti üzerinde çekişme var demektir ki bu durumda olan bir taşınmaz TTK m. 342’de belirtiler “nakden değerlendirilebilen ve devrolunabilen” nitelikte olmayacağı için talebin reddi gerekir. Davacı bu taşınmazla ilgili istemini atiye de bırakabilir.

V. BİLİRKİŞİ RAPORUNUN HAZIRLANMASI:

Bilirkişi raporunun hazırlanması için mahkemenin keşif kararı vermesi gerekmektedir. Mahkeme keşif kararı ile birlikte belli konularda uzman bilirkişileri de belirlemelidir. Öncelikle fen bilirkişisi olarak kadastro bilirkişisinin belirlenmesi gerekir. İkinci olarak taşınmazın niteliğine göre belirleme yapılmalıdır. Taşınmaz tarım arazisi ise bu durumda ziraat bilirkişisi mutlaka hazır bulunmalıdır. Arsa niteliğinde bir taşınmazsa emlak bilirkişisi ve emlak değerleme uzmanı da hazır bulunmalıdır. Taşınmaz üzerinde eğer yapı varsa bu yapılar için de inşaat bilirkişisinin hazır bulunması gerekir. Bilirkişi heyeti bu şekilde oluşturulduktan sonra keşif yapılır ve bir bilirkişi raporu hazırlanır.

TTK m. 343’e göre hazırlanacak değerleme raporunda, uygulanan değerleme yönteminin somut olayın özellikleri bakımından herkes için en adil ve uygun seçim olduğu; sermaye olarak konulan alacakların gerçekliğinin, geçerliğinin ve 342’nci maddeye uygunluğunun yani taşınmazın üzerinde sınırlı ayni bir hak, haciz ve tedbir bulunup bulunmadığı ve nakden değerlendirilmesine engel bir durum bulunup bulunmadığının belirlendiği, tahsil edilebilirlikleri ile tam değerleri; ayni olarak konulan her varlık karşılığında tahsis edilmesi gereken pay miktarı ile Türk Lirası karşılığı, tatmin edici gerekçelerle ve hesap verme ilkesinin icaplarına göre açıklanır.

Bu rapora kurucular ve menfaat sahipleri itiraz edebilir. İtiraz üzerine mahkemenin yeniden bilirkişi raporu hazırlatması ya da ek rapor alması mümkündür. Rapor konusunda bir eksiklik ya da yanlışlık yoksa bu durumda mahkeme raporu onaylamak suretiyle tespit kararını verir. Mahkemenin onayladığı bilirkişi kararı kesindir.

VI. BİLİRKİŞİ RAPORU HAZIRLANDIKTAN SONRA ORTAYA ÇIKACAK DURUMLAR:

Bilirkişi raporu hazırlandıktan sonra ama henüz mahkemece raporun onaylanması ve tespit kararı verilmezden önce söz konusu taşınmaz üzerine haciz konulması ya da kamulaştırma şerhi konulması durumunda ise haczin kaldırılması başvuran taraftan istenmelidir. Haciz kaldırılmadığı takdirde yeniden bilirkişi raporu aldırılmasına gerek yoktur. O taşınmaz değerlendirme dışı bırakılarak tespit istenen diğer taşınmazlar hakkında karar verilebilir. Tek bir taşınmaz hakkında tespit kararı isteniyorsa bu durumda haczin kaldırılmaması gerekçe gösterilerek ret kararı verilecektir. Kamulaştırma da ise bizce kamulaştırma kararının bekletici mesele yapılmasına gerek yoktur. Tespit isteminde hukuki yarar olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekir. Çünkü kamulaştırma kararı sonucunda belli bir miktar hak sahibine ödenecek ve taşınmaz ayni sermaye olma niteliğini kaybedecektir. Kamulaştırma kararının idare mahkemesince iptal edilmesi durumunda taşınmaz ayni sermaye olarak değerlendirilebilir duruma gelecektir ancak bu, bugünkü koşullarda çok uzun zaman alacağı için ve kamulaştırma tarihinden sonra gelecekteki belirsiz bir durum yaratacağı için bu belirsizlik ortadan kalkıncaya kadar davanın görülmesinde bizce hukuki yarar yoktur. Bu durumlarla karşılaşılmaması için bilirkişi raporu hazırlandıktan sonra da taşınmazın en son takyidatlarını gösterir tapu kayıtlarının getirtilmesinde fayda vardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder