6 Ekim 2016 Perşembe

MAHKEMEYE YATIRILAN TEMİNATIN ÜZERİNE HACİZ KONULMASI HAKKINDA KARAR İNCELEMESİ


MAHKEMEYE YATIRILAN TEMİNATIN ÜZERİNE HACİZ KONULMASI
HAKKINDA KARAR İNCELEMESİ

I. GİRİŞ:

Ülkemizde ki haciz uygulamaları bir çok konuda uyuşmazlığa neden olmaktadır. Nelerin haczedilebileceği nelerin ise haczedilemeyeceği İİK'nda yazıyor olmasına karşın haczedilmezlik şikâyetleri icra hukuk mahkemelerinin önüne gelen işlerin başında gelmektedir. Aşağıda incelemesini yaptığımız karar sadece icra hukuk mahkemelerinin değil dosyası için teminat almış bütün mahkemeler için önemli bir karardır.

II. KARAR METNİ:

İncelemesini yaptığımız kararın tam metni aşağıdaki gibidir.

T.C.
YARGITAY
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS : 2010/6395  
KARAR: 2010/9312

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3. kişi ve davalı alacaklı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-KARAR-

Davacı 3. kişi vekili, Diyarbakır 2. İcra Müdürlüğünün 2008/9017 sayılı takip dosyasında, 25.12.2008 tarihinde müvekkiline ait arazi üzerinde yapılan hacizde mülkiyeti müvekkiline ait menkullerin (...) aleyhine açılmış bulunan Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/372 esas sayılı tazminat dosyasında kendileri tarafından yatırılmış bulunan teminat üzerine de haciz konulduğunu ileri sürerek hacizlerin kaldırılmasını talep etmiştir.

Davalı alacaklı vekili davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, 25.12.2008 tarihinde haczedilen menkul malların davacıya ait olduğuna dair herhangi bir delil elde edilemediği ve Asliye Hukuk Mahkemesine teminat olarak yatırılan paranın borçlu ile bir ilgisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının mahcuzlara yönelik davasının reddine, davacının Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/372 Esas sayılı dosyasına yatırılıp da daha sonra haczedilen teminat üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı 3. kişi ve davalı alacaklı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 25.12.2008 tarihinde yapılan menkul haczinin borçlu şirket adresinde borçlu şirket ortaklarından (...)'in hazır bulunduğu sırada gerçekleştirilmesi nedeniyle borçlu - alacaklı yararına olan mülkiyet karinesinin davacı tarafından kesin ve güçlü delillerle ispat edilememiş olmasına göre davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile mahkemenin mahcuz mallara yönelik kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

2-Davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Uyuşmazlık, 3. kişinin İİK'nun 96 vd. maddelerine dayalı istihkak davasına ilişkindir.

Davacı 3. kişi, davalı alacaklıdır. Dava konusu takipte, Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/372 Esas sayılı dosyasında 3. kişi tarafından yatırılan teminat üzerine haciz konulmuş olup davacı 3. kişide dosyaya kendileri tarafından yatırılan bu teminat üzerine konulan haczin kaldırılmasını istemiştir. Somut olayda çözümlenmesi gereken husus yatırılan teminatın borçlu ile ilgisi olup olmadığı, noktasında toplanmaktadır. Davacı 3. kişi, dava konusu çeklerin takip borçlusu (...) Ltd. Şti. tarafından düzenlendiğini kendisi ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüş ise de teminatın yatırıldığı Diyarbakır 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2008/372 Esas sayılı dosyasında davacı 3. kişi (...), davalı ise alacaklı (...) AŞ. Diğerleri olup davanın konusu ise borçlu (...) Ltd. Şti. tarafından dava dilekçesinde davacı (...)'in beyanına göre vadeli olarak keşide edilen çeklerin bedellerinin davalılara ödenmemesine ilişkindir. Ticaret sicili kayıtlarından davacı 3. kişi (...)'in dava ve takip konusu çekleri keşide eden borçlu (...) Ltd. Şti'nin ortaklarından biri olduğu ancak şirketteki hissesini 09.02.2009 tarihinde, takip konusu borcun doğum ve takip tarihinden hatta açılan istihkak davasından sonra dava dışı bir kişiye devrettiği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, davacı vekilinin anılan tazminat dosyasında dava dilekçesinde, dava konusu çekin müvekkilince düzenlendiğine dair beyanları da vardır. Bu durumda 25.12.2008 tarihinde haczedilen teminatın, çekleri keşide eden borçlu (...) Ltd. Şti.'nin ortağı olan davacı tarafından yatırıldığı anlaşıldığından borçlu ile 3. kişi arasında organik bağ bulunduğu ortadadır. Mahkemece, bu hususlar gözetilmeden aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı 3. kişi vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile davacı yönünden ONANMASINA (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 1,55 TL kalan onama harcının temyiz eden davacı 3. kişiden alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 04.11.2010 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan Üye Üye Üye Üye

A.Velioğlu A.Ş.Sertkaya S.Güven L.E.Köksal A.İnceman

III. KARARIN İNCELENMESİ:

A. Karara Konu Olay:

İcra müdürlüğü dosyası kapsamında borçluya ait olan bir takım menkullere haciz konulmuş ve bu mallar üzerinde üçüncü kişi durumunda bulunan kişi istihkak iddiasında bulunmuştur. İstihkak iddiası ile birlikte hacizli malların satışının durdurulması için de borçlunun taraf olduğu asliye hukuk mahkemesindeki dosyaya teminat yatırmıştır. Bu dosya sonuçlanıp teminatın iadesi aşamasına gelindiğinde borçlunun alacaklıların asliye hukuk mahkemesi dosyasındaki bu teminata da haciz konulmasını icra müdürlüğünden talep etmişler ve icra müdürlüğü de dosya kapsamında istihkak iddia eden üçüncü kişinin yatırmış olduğu teminat üzerine haciz koymuştur.

IV. TARTIŞILACAK HUKUKİ KONULAR:

A. Mahkeme Dosyasına Yatırılan Teminata Haciz Konulabilir mi?

Karardan anlaşılacağı üzere Yargıtay mahkeme dosyası içindeki teminata haciz konulabileceğini kabul etmektedir. Çünkü teminat yargılaması devam etmekte olan bir davada karşı tarafın uğrayacağı zararlara karşı yatırılır. Eğer yargılama sonunda karşı tarafta bir zarar söz konusu değilse teminatın yatıran kişiye iade edilmesi gerekir. HMK uygulamasında ise HMK m. 392/II'ye göre teminat karşılığı verilen ihtiyati tedbir mahkeme kararının kesinleşmesi ya da ihtiyati tedbir kararının kalkmasından sonra bir ay içinde ihtiyati tedbir kararından olumsuz etkilenen kişi tarafından tazminat davası açılmazsa iade edilir.

Teminatın alınmasını gerektiren yargılamaya ilişkin özel durumlar devam ettiği sürece teminat üzerine haciz işleminin uygulanması ve teminata konu paranın icra dosyasına mahkemece gönderilmesi hukuken mümkün değildir. Çünkü bu para teminatı yatıran kişinin diğer tarafın zararlarını karşılamak üzere verdiği paradır ve diğer tarafın bu para üzerinde öncelik hakkı yani inhisar hakkı bulunmaktadır. Bu duruma bir çeşit rehin de diyebiliriz.

Davanın sonuçlanması ve teminata artık ihtiyaç kalmaması durumunda ise teminatın yatıran kişiye yani davalı ya da davacıya iadesi gerekir. İncelemesini yaptığımız kararda teminatı yatıran dava nedeniyle haciz işleminden olumsuz etkilenen ve istihkak iddiasında bulunan üçüncü kişidir. Bu durumda teminat üzerinde hak sahibi olan kişi de bu üçüncü kişidir.

B. Mahkeme Haciz İşlemini Ne Zaman Ve Nasıl Uygulayacak?

Mahkemenin dikkat etmesi gereken iki önemli husus bulunmaktadır.

  1. Birincisi teminatın dosya için hukuki önemi devam etmekte midir?
  2. İkincisi haciz konulan teminatı yatıran kişi haciz dosyasının borçlusu mudur?

Teminatın bir mahkeme dosyası için hukuki önemini yitirmesi çoğunlukla yargılamanın bitmesinden sonra kesin halini alır. Örneğin yargılama bittikten sonra teminat verilmesini gerektiren ihtiyati tedbir kararını talep eden taraf davayı kazanmışsa artık teminat göstermesine gerek kalmadığından teminatın hukuki önemi de kalmamıştır. Ancak teminat verilmesine neden olan hukuki işlemden ötürü olumsuz etkilenen kişi davayı kazanmışsa bu durumda teminat verilmesini gerektiren hukuki işlemden ötürü örneğin ihtiyati haciz ya da ihtiyati tedbirden ötürü zarar görmüşse bu durumda yukarıda da açıkladığımız gibi o teminat üzerinde öncelik hakkı vardır ve bu hakkını kullanabilecektir. Bu durumda teminat öncelikle zarar gören tarafa zararına karşılık HMK m. 392/II'ye göre bir ay içinde tazminat davası açması beklenecek, bu davanın sonucunda davası kabul edilen davacının zararı için teminat kendisine ödenecektir.

Teminatı yatıran kişi yukarıda tam metnini verdiğimiz kararda olduğu gibi davanın tarafı da olmayabilir. Eğer borçlu aynı zamanda dava dosyasına teminatı yatıran kişi ise bu durumda o teminat hukuki önemi bittiğinde kendisine iade edileceğinden artık davanın diğer tarafının o teminat üzerinde öncelik hakkı ortana kalkmakta ve teminata konu alacak teminatı yatıran borçlunun mal varlığına dönmektedir. Bu durumda teminat üzerine davanın tarafı olan borçlunun alacaklıları haciz koydurabilirler.

İncelemesini yaptığımız kararda olduğu gibi teminatı yatıran kişi taraf konumunda değilse ve teminat üzerine de haciz konulmuşsa hakim haciz yazısının geldiği icra dosyasındaki borçlu ile teminatı yatıran üçüncü kişinin aynı kişi olup olmadığına bakacaktır. Eğer teminatı yatıran icra dosyasının borçlusu ise ve yukarıda belirttiğimiz gibi teminatın hukuki önemi de kalmamışsa bu durumda üçüncü kişinin yatırdığı teminat üzerine haciz işlemi uygulanabilecek ve teminata konu hak ve alacak icra dosyasına yatırılacaktır. Bu işlemlerin yapılış zamanının yukarıda belirttiğimiz gibi teminatın hukuki önemini kaybettiği an olduğu unutulmamalıdır. Dava dosyasının yetkisizlikle başka bir mahkemeye gitmesi ya da Bölge Adliye Mahkemesi ya da Yargıtay'da olması durumunda teminatın hukuki işlevinin sürdüğü kesindir. Bu durumlarda teminat üzerine konulan haczin uygulanması ve teminat konu hak ve alacağın icra dosyasına yatırılması mümkün değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder