2 Ekim 2015 Cuma

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARINA GÖRE YARGI KARARLARININ GEREKÇELENDİRİLMESİ

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ KARARLARINA GÖRE YARGI KARARLARININ GEREKÇELENDİRİLMESİ[1]

I. GİRİŞ:

Adalet Bakanlığı AİHM’nin adil yargılanma hakkına ilişkin kararlarına dayanılarak hazırlanan Adil Yargılanma Hakkı (ceza rehberi) ve Adil Yargılanma Hakkı (medeni hukuk yönü) isimli iki kitabı internet sitesinde yayınladı.

Hangi durumların adil yargılanma hakkının ihlali olduğuna ilişkin kısa açıklamalar içeren bu kitaplarda verilmiş örnek AİHM kararlarına da yollamalar yapılmakta ve söz konusu kararların internet üzerinden erişimi de sağlanmaktadır.

Bu makalemizde adil yargılanma hakkının yargı karalarının gerekçelendirilmesi açısından bu kitapların ilgili bölümlerinin incelemesini yapacağız.

II. CEZA HUKUKU YÖNÜNDEN YARGI KARARLARININ GEREKÇELENDİRİLMESİ:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ceza mahkemesi kararlarının gerekçelendirilmesini adil yargılanma hakkı kapsamında görmektedir. Buna ilişkin ölçütleri aşağıdaki gibidir.

Mahkeme öncelikle kararların gerekçeli olmasının amacını ortaya koymakta ve gerekçeli kararların amacını, tarafların, anlaşıldıklarını kanıtlamak ve böylece kararın daha iyi bir şekilde kabul edilebilmesine katkıda bulunmak olarak ifade etmektedir. Çünkü yargılamaya katılan taraflar çıkan karar ne olursa olsun kendilerini doğru şekilde ifade edip edemediklerini ancak gerekçeli karara bakarak anlayabilirler. Kendisini doğru şekilde ifade eden taraflar aynı zamanda doğru anlaşılıp anlaşılmadıklarını da bu şekilde kontrol edebilirler. Bu durumda tarafların en önemli amacı yani dinlenilme hakkının yerine getirildiği anlaşılabilir.

Kararın gerekçeli olmasının sağlayacağı ikinci durum yargıcın kendisini, yargılamasını dayandırdığı etkenleri tamamen nesnel ölçütlere dayandırmak zorunda hissetmesidir. Böylece yargıç kararında yer verdiği konuların her biri için sebep göstermek ve bu sebeplerin nelere dayandığını açıklamak zorunda kalır. Bu da yukarıda belirttiğimiz tarafların dinlenilme hakkının yerine getirildiğinin kanıtı olur. Gerekçeli kararında dayanacağı her sebebi nesnel ölçütlere dayandırmak zorunda olan yargıç yargılamanın önceki aşamalarında da adil yargılanma hakkının diğer esaslarına kendini bağlı hisseder ve buna uygun bir yargılama yapmaya özen gösterir. Yani gerekçeli karar yargıcı disipline eder bir özelliğe sahiptir.

AİHM gerekçeli kararlarda yargılamadaki her konuya cevap aranmasını aramamakla beraber davanın esasına ilişkin konularının akıllarda soru işareti bırakmayacak şekilde cevaplandırılmasını istemektedir. Hak arayan kişinin yargı önüne gelmesine neden olan somut olayın ve uyuşmazlığın esasının dayandığı durumların incelenmesi ve hukuken değerlendirilmesinin yapılmasından sonra bulunan çözümün davanın esasının bütününü kapsaması tarafların adalet duygularının tatmini açısından önemlidir. Davanın esasına ilişkin bütün konuların cevaplandırılmamış olması hukuki dinlenilme hakkının tam anlamıyla yerine getirilmediğini gösterir.

Yargı kararlarının gerekçeli olmasının bir diğer önemli yanı kararın temyiz incelemesinin sağlıklı yapılması ile ilgilidir. Kararda gerekçelerin açık ve davanın esasına ilişkin bütün önemli noktaları aydınlatır nitelikte olması kararı bir üst yargı yerine taşıyacak olan tarafın kararda katılmadığı yönleri ve kendi savlarını doğru şekilde ifade edebilmesi fırsatını verir. Bu da dinlenilme hakkının temyiz aşamasında gerçekleşmesini sağlar. Bir diğer faydası ise kararın daha kolay denetlenebilir olmasını sağlar. 

Ulusal mahkemeler bir davacıya mevcut her türlü temyiz hakkından faydalanmasına izin vermek amacıyla, kararlarını dayandırdıkları gerekçeleri yeterince açık olarak belirtmelidir.

III. MEDENİ HUKUK YÖNÜNDEN YARGI KARARLARININ GEREKÇELENDİRİLMESİ:

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi mahkeme kararlarının gerekçelendirilmesini adil yargılanma hakkı kapsamında görmektedir. Medeni hukuk yönünden buna ilişkin ölçütleri aşağıdaki gibidir.

AİHM gerekçeli bir kararın, taraflara davalarının doğru bir şekilde yani usul hukuku yönünden tarafların haklarını gözeterek, delillerini toplayarak ve değerlendirerek görülmüş olduğunu gösterir.

AİHM tarafların iddialarını değerlendirirken kendi yargılama yasalarının verdiği takdir hakkını kabul etmekte ve delillerin değerlendirilmesi aşamasında yine mahkemenin tercihlerini kabul etmektedir. Ancak yargılama süreci içerisinde mahkemenin bu konularda yaptığı bütün takdir haklarının karara ne şekilde etki ettiğinin anlaşılabilmesi için gerekçeli kararında bu takdirlerinin sebeplerini açıklamak zorundadır. Böylece mahkemenin delilleri değerlendirirken neleri ölçüt olarak aldığı ve hangi delillerden hangi sonuçlara ulaşıldığı anlaşılabilecektir.

Gerekçeli kararda belirtilen sebepler yukarıda açıkladığımız ceza yargılaması yönünden olduğu gibi tarafların temyiz başvurularını etkili bir şekilde kullanabilmelerine imkân vereceği için de önemlidir.

AİHM sözleşmeye taraf ülkelerin mahkemeler önüne gelebilecek uyuşmazlıkların çeşitliliği kararların sunumu, hazırlanması, kanun hükümleri, örf ve adet kuralları ve hukuki görüşler konusundaki farklılıklarını dikkate almaktadır. Ancak bu durumda bile taraflardan birinin görüşünün yargılamanın sonucu açısından belirleyici olduğu durumlarda, gerekçeli kararda kesin ve açık bir yanıt verilmesi gereklidir. Bu sebeple gerekçeli kararda mutlaka davanın taraflarının başlıca iddialarının ve AİHS ve eki protokollerinin güvence altına aldığı hak ve özgürlüklere ilişkin iddiaların irdelenmesi ve araştırılması gerekmektedir. Yani AİHM gerekçeli kararlarda sözleşmeye ilişkin bir yollama ve hak ihlali iddiası varsa bunun mutlaka gerekçeli karara yansıması gerektiğini söylemektedir.

Ülkemizde de çoğu zaman olduğu gibi ilk derece mahkemesinin kararı eğer Yargıtay tarafından onaylanırsa onama kararı çoğu zaman gerekçe içermemektedir. Temyiz incelmesinin reddinde ise mahkemelerin yalnızca ilk derece mahkemenin kararındaki nedenleri desteklemekle yetinebileceğinden bahsetmektedir. Ancak bu duruma bir istisna belirlemiş ve temyizin reddi kararı eğer adil yargılanma kavramını da kapsayan bir konu içeriyorsa bu durumda temyiz yeri ister ilk derece mahkemesinin gerekçelerine katılarak isterse farklı bir gerekçe ortaya koyarak temyiz talebini reddetmiş olsun az sayıda gerekçe sunan ilk derece mahkemesinin gerekçeleriyle ve uyuşmazlığa ilişkin temel konuları ele alış yönü ile yetinmemiş olmasını bu konularda temyiz incelemesine ilişkin kendi özgün gerekçesini yaratmış olmasını istemektedir.


[1] Bu makale Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Adil Yargılanma Hakkı (ceza rehberi) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Adil Yargılanma Hakkı (medeni hukuk yönü) kitaplarından yararlanılarak hazırlanmıştır.