27 Ocak 2014 Pazartesi

MURİS MUVAZAASI DAVALARI

MURİS MUVAZAASI DAVALARI
MİRAS BIRAKANIN DANIŞIKLI İŞLEMİ

I. GİRİŞ:

Ülkemizde sıkça görülen olaylardan biride kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla miras bırakan ile erkek mirasçıları arasında yapılan gizli anlaşmalardır. Bu makalemizde hukukumuzda muris muvazaası davası olarak bilinen bu dava türünü inceleyeceğiz.

II. MUVAZAA (DANIŞIKLI İŞLEM) NEDİR? :

Tarafların isteyerek ve bilerek iradeleri ile beyanları arasında meydana getirdikleri uygunsuzluğa muvazaa denir. Tarafların irade ve beyanları aralarında isteyerek uygunsuzluk yaratmalarındaki amaç üçüncü kişileri yanıltmaktır. Yeni Türk Medeni Kanunu’nda “muvazaa” kavramının yerini aynı anlama gelen “danışıklı işlem” almıştır.

III. MURİS MUVAZAASI (DANIŞIKLI İŞLEM) NEDİR? :

Muris, kelime anlamıyla miras bırakan kişi anlamına gelmektedir. Muris muvazaası da miras bırakanın danışıklı işlemi olarak tanımlanabilir. Bu tanım ışığında miras bırakan tarafından ölümünden önce görünüşte yasal olan ancak gerçekte mirasçılarını mirasından mahrum etmek amacıyla gizli bir anlaşmaya dayanarak yapmış olduğu işlemlere muris muvazaası ya da miras bırakanın danışıklı işlemi diyebiliriz. 

Muris muvazaası olarak bilinen davaların konusunu çoğunlukla kız çocuklarından kaçırılmak istenen tapulu taşınmazlar oluşturmaktadır.

IV. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:

Muris muvazaası davasında görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/I’de yer alan Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir” hükmüne göre asliye hukuk mahkemeleridir. Çünkü muris muvazaası davaları mamelek hukukundan doğan dava türü olduğundan dava konusu hakkın değerine göre görevli mahkeme belirlenmektedir.

V. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME:

Muris muvazaası davasının konusunu oluşturan mal varlığı değeri eğer tapulu taşınmaz ise; HMK m. 12/I’e göre “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesi kesin yetkilidir.”

Muris muvazaası davalarında tenkis talebinde de bulunulabilir. Tenkis davalarında HMK m. 11/I,a hükmüne göre ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi yetkilidir. Ancak muris muvazaası sebebiyle açılacak davada ayrıca tenkis de kademeli olarak talep edilmiş olsa bile muris muvazaası davaları daha kapsamlı davalar olması nedeniyle yetkili mahkeme HMK m. 12/I’e göre belirlenecektir. Yani yetkili mahkeme taşınmazın bulunduğu yer mahkemesidir.

Davaya konu taşınmazların birden fazla olması ve her birinin ayrı mahkemelerin yetkisi içine girmesi durumunda HMK m.12/III’e göre taşınmazlardan birinin bulunduğu yer mahkemesinde diğer bütün taşınmazlar içinde dava açılabilir.

VI. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Muris muvazaası davaları HMK m. 118 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan yazılı yargılama yöntemine tabidir.

VII. DAVANIN ESASI:

Muris muvazaası davasının esasını oluşturan çok sayıda olay bulunmaktadır. Bunların başında;

Kız çocuklardan mal kaçırılmak istenmesi,

Birden çok evlilik yapanların ikinci eşin çocuklarını kayırması,

Yaşlı ya da ölümcül hastalığa yakalanmış olanların yakınlarındaki mirasçılarını uzaktaki mirasçılarına tercih etmeleri,

Miras bırakanın kırgınlık duyduğu mirasçısına karşı daha çok sevdiği mirasçısını kayırması durumları gelmektedir.

Muris muvazaası davalarının esasını yukarıda belirttiğimiz durumlar ve benzeri hallerde yapılan danışıklı işlemler oluşturmaktadır. Bu danışıklı işlemler satış, bağış ya da ömür boyu bakma sözleşmesi karşılığında bir malın devri olabilmektedir.

VIII. DAVA AÇMA HAKKI OLANLAR:

Yukarıda örnek olarak saydığımız durumlardaki bütün mirasçılar muris muvazaası davası açma hakkına sahiptirler. Mirasçı olması koşuluyla muvazaalı işlemin yapıldığı tarihte miras bırakanın henüz ana rahmine düşmemiş olan çocuğu, daha sonradan evlendiği eşi ya da sonradan evlat edindiği kişi de muvazaalı işlemin iptali için dava açabileceğini Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 01.03.2000 tarihli ve 2000/1–126 Esas; 2000/143 Karar sayılı kararında açıklamaktadır.

IX. DAVA AÇMA ZAMANI, ZAMANAŞIMI VE HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRELER:

Muris muvazaası davası miras bırakanın ölümünden sonra açılabilir. Miras bırakan ölmeden önce hem muris muvazaası davası hem de taraf muvazaası davası açılamaz. Muris muvazaası davasında zamanaşımı ve hak düşürücü süre yoktur. Muvazaayı öğrenen taraf hiçbir süre ile kısıtlı olmaksızın dava açabilir.

Miras bırakan ölmeden önce dava açılmış ve daha sonra miras bırakan ölmüşse yine de davaya devam edilemez. Çünkü davacının, dava açmaktaki hukuki yararı davanın açıldığı tarihteki duruma göre değerlendirilir. Bu durumda dava reddedilecektir. Ancak miras bırakanın ölümünden sonra tekrar dava açılabilir.  

X. ARA MİRAS BIRAKANIN DAVA AÇMA HAKKI:

Kök murisin mirasçılarının muris muvazaası davası açmayıp onların mirasçılarının kök murisin muvazaalı işlemi için dava açması ise Yargıtay’ca kabul edilmemektedir. Murisin mirasçısının murisin muvazaalı işlemi için dava açmaktan feragat etmesi açık bir irade açıklaması olması nedeniyle bu durumda feragatte bulunan mirasçının mirasçılarının da dava açamayacağı usul hukuku açısından doğrudur.

Ancak murisin mirasçısı açıkça muris muvazaası davası açmaktan feragat etmemiş ve davayı açmadan ölmüşse Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 25.09.1996 tarih ve 1996/1–440 Esas; 1996/938 Karar sayılı kararında bu durumda da kök murisin mirasçılarına mirasçı olanların dava hakkı olduğunu kabul etmektedir. Somut bir örnek verecek olursak babasının muvazaalı işlemi için dava açma hakkı bulunan murisin kızının bu davayı açmadan önce ölmesi durumunda ölmeden önce açıkça dava hakkından feragat etmediyse kızın mirasçıları dedelerinin muvazaalı işleminin iptali için dava açma hakkına sahip olacaklardır.

XI. DAVALILAR:

Muris muvazaası davasının davalısı miras bırakanın muvazaalı işlemle taşınmazını devrettiği kişidir. Bu kişi ölmüşse onun mirasçısı davalı olarak gösterilir. Eğer taşınmazı muvazaalı veya kötü niyetli olarak devralan ikinci ve sonraki el durumunda bulunan kişiler varsa onlarda davalı olarak gösterilmelidir.

Taşınmazın danışıklı işlemin diğer tarafı durumunda olan kişi adına kurulmuş bir şirkete satış gösterilmesi durumunda da taşınmazı satın alan şirket davalı olarak gösterilecektir.

XII. DAVA AÇILABİLECEK DİĞER HALLER:

Muris muvazaası işlemi ile bir taşınmazın hissesini alan kişi daha sonra bu hisseye dayanarak Türk Medeni Kanunu’na göre şufa hakkını kullanmış ve başka bir hissedarın hissesini de satın almışsa muris muvazaası davası açan kişi şufa hakkı kullanılarak satın alınan hissenin de tapu kaydının iptalini ve tescilini isteyebilir.

Aynı dava hakkı intifa ve sükna hakkına karşı da kullanılabilir.

XIII. DAVA AÇILAMAYACAK HALLER:

Yargıtay’ın muris muvazaası olarak kabul etmediği bazı haller bulunmaktadır.

Muvazaaya konu taşınmaz eğer miras bırakan tarafından değil bir başka üçüncü kişi tarafından satılmışsa yani satış işlemi üçüncü kişi ile miras bırakanın danışıklı işlem yaptığı kişi arasında yapılmışsa taşınmazın parası miras bırakan tarafından ödense dahi muris muvazaası olduğu kabul edilmemektedir. 

Miras bırakanın para bağışladığı kişinin bu para ile taşınmaz satın alması durumunda da muvazaa iddiası kabul edilmemektedir.

Devredilen taşınmaz tapuda resmi bağış yolu ile devredilmişse ve resmi bağış sözleşmesinin koşulları yerinde ise muris muvazaası davası açılamaz ancak koşulları varsa mirasta tenkis davası açılabilir.

Miras bırakan taşınmaz hakkında ipotek veya kira sözleşmesi yapmış ve bu sözleşmeleri de tapuya şerh vermişse lehine ipotek veya kira sözleşmesi şerhi verilen kişiler aleyhine muris muvazaası davası açılamamaktadır.

Miras bırakanın borç senedi düzenlemesi durumunda da yine muris muvazaası davası açılamamakta sadece koşulları varsa tenkis davası açılabilmektedir.

Miras bırakan mirasçısından mal kaçırmak amacıyla kadastro tespiti esnasında taşınmazı bağışta bulunmak istediği kişi üzerine kaydettirmişse bu durumda da muris muvazaası davası açılamamaktadır. Bunun yerine tapu iptali ve tescili davası açılması gerekir.

Miras bırakan ile taşınmaz üzerinde paydaş olan mirasçı, miras bırakanın kendi payını sağken bir başkasına devretmesi üzerine açtığı şufa davası reddedilmişse, miras bırakanın ölümünden sonra aynı pay için muris muvazaası davası açamaz.

XIV. TALEP KONUSU:

Açılacak olan davada, muvazaalı olarak yapılmış olan taşınmazın devir işleminin iptali ve davacının miras payı oranında kendi adına tescili talep edilecektir.

XV. İŞTİRAK HALİNDE MÜLKİYET DURUMUNDAKİ TAŞINMAZLAR HAKKINDA AYRIK DURUM:

Dava açılan taşınmaz eğer iştirak halinde mülkiyet durumunda ise ve davacı miras payı oranında kendi adına tescili talep etmişse, iştirakin sağlanması amacıyla diğer hak sahiplerinin davaya dâhil edilmelerine gerek yoktur.

İştirak halinde mülkiyet durumundaki bir taşınmaz için açılan muris muvazaası davasında davacının miras payı oranında kendi adına tescili değil de taşınmazın terekeye döndürülmesi ve bütün mirasçılar adına miras payları oranında tescili talep edilmişse o takdirde iştirakin sağlanması yani diğer pay sahiplerinin de davacı olarak davaya katılmaları gerekir.

XVI. DAHA ÖNCE TARAF MUVAZAASI DAVASI AÇILMIŞ OLMASI DURUMU:

Uygulamada miras bırakan muvazaalı işlemi yaptıktan sonra taşınmazı devrettiği kişi aleyhine taraf muvazaası davası açmakta açtığı bu davayı güçlü delillerle ispat etmekten kaçınarak davanın reddini sağlamakta, böylece yaptığı muris muvazaası işlemini hukuken güçlendirmeye çalışmakta ve ölümünden sonra taşınmazı danışıklı olarak devrettiği kişi aleyhine açılacak muris muvazaası davasını boşa çıkartmaya çalışmaktadır.

Yine miras bırakanlar yapmış oldukları muvazaalı işlemden ötürü pişmanlık duymakta ve iptali için taraf muvazaası davası açmaktadırlar. Daha önce aynı taşınmaz için taraf muvazaası davası açılmış olması muris muvazaası davası açılmasını engellemez ve kesin hüküm oluşturmaz. Ancak her iki amaçla yapılmış taraf muvazaası davaları muris muvazaası davası için delil oluşturacağından daha önce açılmış olan taraf muvazaası davasının iyi değerlendirilmesi gerekmektedir.

Taraf muvazaası davası açmış olan miras bırakan dava devam ederken ölürse mirasçılarının bu davayı ıslah yolu ile muris muvazaası davasına dönüştürmeleri hukuken mümkün değildir. Mirasçıların ayrı bir muris muvazaası davası açmaları gerekir.

XVII. ÜÇÜNCÜ KİŞİDEN MAL KAÇIRMAK AMACIYLA YAPILAN TEMLİK:

Miras bırakan üçüncü kişiden mal kaçırmak amacıyla danışıklı işlem yapmışsa bunu ispatlama için mirasçının açacağı dava taraf muvazaası davası niteliğini taşır. Ancak davayı açan mirasçı yeni bir dava ile üçüncü kişiden mal kaçırmak amacıyla değil kendisinden mal kaçırmak amacıyla muris muvazaası iddiasında bulunursa taraf muvazaası davasına dayandığı gerekçeleri ile muris muvazaasına dayandığı gerekçeleri kendisini zor durumda bırakabilir.

Taraf muvazaası davası Yargıtay İBBGK’nun 05.02.1947 tarih ve 20/6 sayılı kararı ile Yargıtay 1. Hukuk Dairesi’nin 24.01.1983 tarih ve 1983/389 Esas; 1983/410 Karar sayılı kararları uyarınca ancak yazılı delille ispatlanabilir. Muris muvazaası davası ise her türlü delille ispatlanabileceği için dava açılmadan önce delil durumu iyi değerlendirilmeli ve ona göre taraf muvazaası ya da muris muvazaası davası tercih edilmelidir.

Miras bırakanın ikinci kişiye satış gösterdiği bir taşınmaz daha sonra bu ikinci kişi tarafından üçüncü kişiye (miras bırakanın taşınmazı bağışlamak istediği mirasçısına) bağış olarak devredilmesi halinde de muris muvazaası davası açılabilir.

XVIII. DELİLLER:

Muris muvazaası davasında her tür delile başvurulabilir. Uyuşmazlığın özelliğine göre tapu kayıtları, banka hesapları, kadastro tutanakları, vergi makbuzları, elektrik, su, doğalgaz makbuzları, mektup ve benzeri yazışmalar, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif ve bunlara benzer başkaca deliller gösterilebilir.

XIX. YARGILAMA GİDERLERİ:

Muris muvazaası davalarında yapılacak yargılama giderleri 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Genel Tebliğ (1) sayılı tarife, Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi ve Adalet Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra her yıl yenilenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir.

Yukarıda belirttiğimiz hukuki düzenlemelere göre yargı masrafları 2012 yılı rakamlarına göre sırasıyla şu şekilde alınır.

Dava açılırken alınan masraf ve gider avansı miktarları aşağıdaki gibidir.

21,15 TL Asliye Hukuk Mahkemesi başvurma harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Dava değerinin binde 59,4’ün ¼’ü tutarında nispi harç, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Eğer davacı avukat ile temsil ediliyorsa her bir vekâlet için 3,30 TL vekâlet harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca 15,00 ile 30,00 TL arası tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Her bir bilirkişi için Asliye Hukuk Mahkemeleri için belirlenmiş olan 250,00 TL bilirkişi ücreti, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Bilirkişi Ücret Tarifesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Diğer iş ve işlemler için 50 TL (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava sonuçlandığında alınan masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

Dava sonuçlandığında dava açılırken ¼’ü alınan nispi harç tamamlatılır.

Bunların dışında eğer taraflar avukat ile temsil edilmişse avukatlık asgari ücret tarifesine göre hükmedilecek avukatlık ücreti davayı kazanan ve kendisini avukat ile temsil ettiren tarafa verilir. (HMK m. 330 ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi)

Kararın Yargıtay’a temyiz edilmesi halinde alınacak masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

103,50 TL temyiz harcı ve dava açılırken yatırılmış gider avansı içinden karşılanamıyorsa eğer ayrıca posta ve tebligat masrafı alınır. (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Yargılama sonunda davayı kaybeden taraf yargılama masraflarını karşılamaya mahkûm edilir. Ancak bunun için davacının da davalının da dilekçelerinde bunu açıkça belirtmiş olmaları gerekir. Gider avansından artan olursa davacıya iade edilir. 

1 yorum:

  1. Dava açılırken gayrimenkulun değeri olarak emlak vergi değeri mi? rayiç bedel mi?yoksa tapudaki son işlem bedeli mi binde 59,4 harca esas alınıyor.Birde yatırılan bu bedeller dava kazanıldığında geri alınıyor mu.bu konuda yazıda bir açıklama göremedim.

    YanıtlaSil