18 Nisan 2012 Çarşamba

6102 SAYILI YENİ TÜRK TİCARET KANUNU’NA GÖRE BİLEŞİK FAİZ

6102 SAYILI YENİ TÜRK TİCARET KANUNU’NA GÖRE
BİLEŞİK FAİZ

I. GİRİŞ:

6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ve 6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun bileşik faiz konusunda yeni düzenlemeler getirmektedir. Bu makalemizde bileşik faizle ilgili düzenlemeleri ele alacağız.

II. 6762 SAYILI ESKİ TÜRK TİCARET KANUNU HÜKÜMLERİNE GÖRE BİLEŞİK FAİZ:

6762 sayılı Kanunun 8 inci maddesinde düzenlenmiş olan bileşik faiz hükmü öncelikle bu konuda sözleşme serbestîsini esas almaktaydı. Maddenin başlığı da “Mukavele serbestîsi” olarak kaleme alınmıştır.

6762 sayılı kanun m. 8/II “Üç aydan aşağı olmamak üzere faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla borçlu bakımından ticari iş mahiyetini haiz olan karz akitlerinde muteberdir” hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre bileşik faiz uygulanabilmesi için bileşik faiz işletilen hesabın cari hesap veya sözleşmesel ilişkinin de borçlu bakımından ticari iş hükmünde olan karz akdi (tüketim ödüncü) olması zorunluluğu vardır.  

III. 6102 SAYILI YENİ TÜRK TİCARET KANUNU HÜKÜMLERİNE GÖRE BİLEŞİK FAİZ:

6102 sayılı yeni TTK m. 8/II “Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz” hükmünü içermektedir. Bu maddeye göre bileşik faiz işletilebilme şartları arasında eski TTK’nda ki cari hesap olma şartı aynen korunmuştur. Diğer şart açısından ise ticari iş niteliğinde olma şartı sadece borçlu için değil her iki taraf içinde aranmaktadır. Sözleşme tipi olarak da yeni Türk Borçlar Kanunu’na göre sadece ödünç sözleşmeleri geçerli kabul edilmiştir. Yeni TBK’nda ödünç sözleşmeleri “Kullanım Ödüncü” ve “Tüketim Ödüncü” olarak ikiye ayrılarak düzenlendiğinden tüketicilerin zarar görmemesi için maddenin üçüncü fıkrasına “Tüketicinin korunmasına ilişkin hükümler saklıdır” hükmü konulmuştur.

Bileşik faizin şartlarını belirleyen bu maddenin uygulamada ihlal edilmesi halinde ise maddenin son fıkrasına göre işletilen faiz yok hükmünde kabul edilecektir.

IV. 6103 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU’NUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN’DA Kİ DÜZENLEME:

6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun m. 9 “6762 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesini öngörmüş bulunan ve her iki tarafı da tacir olmayan cari hesap sözleşmeleri, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde değiştirilir ve faize faiz yürütülmesine ilişkin hükümler ile bu sonucu doğuran düzenlemeler sözleşmeden çıkarılır; aksi hâlde anılan sürenin sonunda söz konusu hükümler yazılmamış sayılır.

Bileşik faize ilişkin düzenleme sözleşmeden çıkarılıncaya kadar, çıkarılmamışsa birinci fıkrada belirtilen üç aylık sürede işlemiş bulunan bileşik faiz borçludan istenebilir.

Yalnız bu maddede öngörülmüş bulunan değişikliklerin yapılması damga resmi doğurmaz” hükmünü içermektedir.

6103 sayılı kanunun bu maddesi yukarıda açıkladığımız bileşik faize ilişkin eski TTK’nın 8. maddesine göre farklı düzenleme içeren 6102 sayılı yeni TTK’nın 8. maddesi hükümlerine göre eski kanun zamanında kurulmuş olan sözleşmelerin bileşik faize ilişkin hükümlerinin yeni TTK m. 8 hükmüne nasıl uygun hale getirileceğini düzenlemektedir.

Buna göre eski TTK yürürlükteyken kurulmuş olan cari hesap sözleşmesinde bileşik faiz öngörülmüşse ve sözleşmenin her iki tarafı da tacir değilse 6103 sayılı kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde değiştirilmek ve bileşik faize ilişkin hükümlerin sözleşmeden çıkarılması gerekmektedir. Kanunda öngörülen üç aylık süre içinde bu değişiklik yapılmazsa eğer bu sürenin sonunda söz konusu hükümler yazılmamış sayılacaktır.

Kanun hükmü sözleşmenin taraflarına tanıdığı süre içinde bileşik faizin uygulanabileceğini de düzenlemiştir.

6103 sayılı kanun m. 9’da öngörülen üç aylık süre dolduktan sonra eğer taraflar yeni TTK hükümlerine göre yeni bir faiz oranı kararlaştırmışlarsa kararlaştırılan faiz oranı, kararlaştırmamışlarsa yeni TTK ve faize ilişkin diğer mevzuat hükümlerine göre faiz uygulanacaktır. 

10 Nisan 2012 Salı

6102 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU'NA GÖRE TİCARİ DEFTERLERLE İSPAT

6102 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU YÜRÜRLÜĞE GİRDİKTEN SONRA UYGULANMAYA DEVAM EDECEK TİCARİ DEFTERLERLE İSPATA İLİŞKİN 6762 SAYILI TTK’NUN HÜKÜMLERİ

I. GİRİŞ:

6103 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun “Ticari defterlerle ispat” başlıklı 13. maddesi yeni Türk Ticaret Kanunu yürürlüğe girdikten sonra eski Türk Ticaret Kanunu’nun bu konuya ilişkin maddelerinin ne şekilde uygulanmaya başlanacağına ilişkin hükümler içermektedir. Bu makalemizde bu konunun incelemesini yapacağız.

II. 6103 SAYILI TÜRK TİCARET KANUNU’NUN YÜRÜRLÜĞÜ VE UYGULAMA ŞEKLİ HAKKINDA KANUN’DA Kİ DÜZENLEME:

6103 sayılı kanun m. 13’e göre “Türk Ticaret Kanununun yürürlük tarihinden önce açılan ve görülmekte olan davalarda, 6762 sayılı Kanunun 82 ilâ 86. maddeleri uygulanır. Türk Ticaret Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra olsa bile, 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 158 inci maddesinde öngörülen ek süre içinde açılacak davalara da bu hüküm uygulanır.”

Bu maddeye göre iki önemli düzenleme bulunmaktadır. Birincisi yeni kanun yürürlüğe girmeden önce açılmış olan ve görülmekte olan davalara eski TTK’nun 82 ile 86. maddeleri arasındaki hükümlerin uygulanacağı ikincisi ise yeni TTK ile birlikte aynı tarihte yürürlüğe girecek olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 158. maddesindeki ek süre içinde açılacak davalarda da eski TTK’nun 82 ile 86. maddeleri arasındaki hükümlerin uygulanacağıdır.

III. 6762 SAYILI ESKİ TÜRK TİCARET KANUNU’NUN 82 İLE 86. MADDELERİ ARASINDAKİ DÜZENLEMELER:

6762 sayılı eski TTK’nun 82 ile 86. maddeleri arasındaki hükümler ticari defterlerin ispat kuvveti açısından kesin delil olması, tamamlayıcı yemin, defterlerin defter sahibinin aleyhinde ve lehinde delil olması konularını düzenlemektedir.

Yeni TTK yürürlüğe girmeden önce açılmış bulunan davalara bu hükümler uygulanmaya devam edecektir.

IV. 6098 SAYILI TÜRK BORÇLAR KANUNU’NUN 158. MADDESİNDEKİ DÜZENLEME:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Davanın reddinde ek süre” başlıklı m. 158 “Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir” hükmünü içermektedir.

Bu madde borcu sona erdiren hallerden zamanaşımı süresinin kesilmesi durumunda, yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlaması esnasında, sürenin kaçırılmış olması hali için getirilen ek süreyi düzenlemektedir.

Konunun TBK m. 154’den itibaren ele alınması gerekir. TBK m. 154’de zamanaşımını kesen nedenler düzenlenmiştir. Zamanaşımının TBK m. 154’de belirtilen sebeplerden birinin varlığı ile kesilmesi durumunda TBK m. 156’ya göre yeni zamanaşımı süresi işlemeye başlayacaktır.  TBK m.158 işlemeye başlayacak olan yeni zamanaşımı süresi içinde açılmış olan davanın;

— Mahkemenin yetkili veya görevli olmaması nedeniyle,

— Düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması nedeniyle,

— Davanın zamanından önce açılmış olması nedeniyle reddedilmesi halinde bu süre içinde zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklıya altmış günlük ek dava açma süresi vermektedir.

TBK m. 158’de öngörülen bu ek süreyi kullanma hakkı yeni TTK’nun yürürlüğe girmesinden sonra doğmuşsa, bu ek süre içinde açılacak olan davalarda da yine eski TTK’nun 82 ile 86. maddeleri arasındaki hükümleri uygulanacaktır.