14 Şubat 2012 Salı

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVALARI

ANLAŞMALI BOŞANMA DAVALARI

I. GİRİŞ:

Ülkemizde son yıllarda boşanma davalarında önemli bir artış meydana gelmiştir. Açılan boşanma davalarının önemli bir kısmını anlaşmalı boşanma davaları oluşturmaktadır. Bu makalemizde anlaşmalı boşanma davalarını ve dikkat edilmesi gereken yönlerini inceleyeceğiz.

II. HUKUKİ ŞARTLARI:

Anlaşmalı boşanma davaları Türk Medeni Kanunu m. 166/III’de düzenlenmiştir. Buna göre evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması ve eşlerin mahkemeye birlikte başvurması gerekmektedir. Ayrıca hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile eğer varsa çocukların durumu konusunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Tarafların boşanma iradelerinin serbestçe açıklandığına hâkimin kanaat getirebilmesi için de tarafların duruşma günü mahkemede hazır olmaları ve boşanma iradelerini açıkça ortaya koymaları gerekmektedir.

Taraflar evlilik birliğinin mali durumu ve eğer varsa çocukların durumu konusunda bir anlaşma sunmaları ve hâkimin de bunu onaylaması gerekmektedir. Yani sadece boşanma konusunda tarafların anlaşması anlaşmalı boşanma davası için yeterli değildir. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir.

Evlilik birliği bir yıldan az sürmüş ise eşlerin birlikte başvurması ile boşanma kararı verilemez. Bu durum da eşlerden birinin dava açması diğerinin de bu davayı kabul etmesi halinde boşanma kararı verilebilir.

III. TARAFLAR ARASINDA VARILACAK ANLAŞMA KONULARI VE BOŞANMA SÖZLEŞMESİ:

Taraflar boşanma konusunda anlaştıktan sonra yapacakları boşanma sözleşmesinde eğer varsa çocukların durumunu da açıkça belirtmelidirler. Çocukların velayetinin kime kalacağı, çocuklar için ne kadar iştirak nafakası ödeneceği, diğer eş ile çocuklar arasında şahsi ilişkinin nasıl kurulacağı (Diğer eşin çocukları haftanın, yılın ve bayramların hangi günlerinde ne kadar süre ile görebileceği) boşanma sözleşmesine açıkça yazılmalıdır.

Evliliğin mali durumu ile ilgili olarak da boşanma sözleşmesinde açıklayıcı hükümler olmalıdır. Taraflardan biri boşanma ile zor durumda kalacaksa ne miktarda yoksulluk nafakası ödeneceği, ortak taşınmaz varsa bu taşınmazın ne şekilde paylaştırılacağı ya da kime özgüleneceği (Kimin kullanımına bırakılacağı), otomobil, ziynet eşyaları, hisse senetleri ve ortak banka hesapları gibi menkul malların ne şekilde paylaştırılacağı boşanma sözleşmesine yazılmalıdır.

Boşanma ile birlikte kadının hangi soyadını kullanacağı da boşanma sözleşmesine yazılabilir.

Yapılacak boşanma sözleşmesinde taraflardan birini ve çocukların menfaatini aşırı derecede zor duruma sokan düzenlemelerin varlığı halinde yukarıda belirttiğimiz gibi hâkimin bu anlaşmada değişiklik yapma hakkı vardır. Hâkimin yapacağı değişikliği taraflardan birinin kabul etmemesi üzerine anlaşma sağlanamayacağı için anlaşmalı boşanmaya karar verilebilmesi de mülkün değildir.

Yapılacak olan boşanma sözleşmesinin her iki eş tarafında da imzalanması gerekir.

IV. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:

4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Aile Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 4. maddesine göre Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler:

1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,

2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,

3. Kanunlarla verilen diğer görevler.  

Buna göre aile mahkemeleri TMK m. 118 ve m. 395 arasındaki konulardan doğan dava ve işlere bakmaya görevlidir. Anlaşmalı boşanma davaları TMK m. 166/III hükmüne göre görülmekte olduğundan görevli mahkeme aile mahkemeleridir.

4787 sayılı kanun m. 2’ye göre “Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır.”

V. TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME:

TMK m. 168’e göre “Boşanma veya ayrılık davalarında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir.” Eşler boşanmadan önce yerleşim yerlerini ayırmışlarsa her birinin yerleşim yeri mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Ancak yerleşim yerinin ayrılması fiilen ayrı yerde oturmayı değil ikametgâh adresinin bağlı bulunduğu muhtarlıktan başka yer muhtarlığına nakledilmesidir. Yani devletin resmi adres sisteminde yerleşim yerinin değiştirilmesidir. İkametgâh adresinin kayıtlı olmadığı yerde dava açılabilmesi mümkün değildir. Ancak uygulamada yerleşim yerinin başka muhtarlığa alınmasını yeterli görmeyip tanık dinleyen mahkemeler de bulunmakta. Yerleşim yerini değiştirmiş olmakla beraber adresini yeni yerleşim yerinin muhtarlığına geçerli bir sebeple aldıramamış olanlar içinde tanık dinleyerek yetkili olup olmadığına karar veren mahkemeler bulunmaktadır. Bu uygulama farklılıklarının giderilmesi gerekir.

VI. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Boşanma davalarında üç ayrı kanundaki yargılama yöntemi uygulanır. Bunlardan en özel hükümlü olanı 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Usul hükümleri” başlıklı 7. maddesidir. Bu maddeye göre Aile mahkemeleri, öncelikle eşlerin ve çocukların karşı karşıya oldukları sorunları tespit ederek bunların sulh yoluyla çözümünü sağlamaya çalışır. Sulh yöntemini uygularken gerektiğinde uzmanlardan da yararlanır. Mahkeme sulh sağlanamadığı takdirde davanın esasını karar bağlamak durumundadır.

VII. TÜRK MEDENİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Boşanma davalarında ikinci özel yargılama yöntemi Türk Medeni Kanunu’nun “Boşanmada yargılama usulü” başlıklı 184. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre;

1. Hâkim, boşanma veya ayrılık davasının dayandığı olguların varlığına vicdanen kanaat getirmedikçe, bunları ispatlanmış sayamaz.

2. Hâkim, bu olgular hakkında gerek re'sen, gerek istem üzerine taraflara yemin öneremez.

3. Tarafların bu konudaki her türlü ikrarları hâkimi bağlamaz.

4. Hâkim, kanıtları serbestçe takdir eder.

5. Boşanma veya ayrılığın fer’i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmaz.

6. Hâkim, taraflardan birinin istemi üzerine duruşmanın gizli yapılmasına karar verebilir.

Bu maddeye göre hâkimin taraflara yemin teklif etmesi mümkün değildir. Tarafların ikrarda yani ileri sürülen maddi olayın doğruluğu hakkında beyanda bulunmaları da hâkimi bağlamaz. Hâkim her türlü ikrarı kendi araştırmak ve ikrarın doğru olup olmadığını tespit etmek zorundadır. Makalemizin konusunu oluşturan anlaşmalı boşanma davaları ile ilgili en önemli usul hükmü ise Boşanma veya ayrılığın fer’i sonuçlarına ilişkin anlaşmalar, hâkim tarafından onaylanmadıkça geçerli olmayacağına ilişkin 5. benttir. Hâkim bu anlaşmaları kendiliğinden inceler.

VIII. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YARGILAMA YÖNTEMİ:

Gerek 4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Usul hükümleri” başlıklı 7. maddesi gerekse Türk Medeni Kanunu’nun “Boşanmada yargılama usulü” başlıklı 184. maddesi bu kanunlarda hüküm olmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’ndaki hükümlerin uygulanacağını hüküm altına almıştır. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yürürlükten kalktığı için bu hükümlerin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu olarak anlaşılması gerekir. HMK m. 140/II’ye göre de hâkim tarafları önce sulha teşvik etmek zorundadır. Anlaşmalı boşanma davalarında taraflar aralarında belli bir anlaşma yaparak mahkemeye birlikte başvurdukları için hâkimin yapacağı işlem anlaşmanın hukuka, taraf menfaatlerine ve eğer varsa çocukların menfaatlerine uygun olup olmadığını denetlemek ve gerekli değişiklikleri yapıp bu değişiklikler üzerinde tarafların sulh olmasını sağlamaktır. Bunun dışında HMK’nın diğer hükümleri uygulanır.

IX. DAVANIN ESASI:

Makalemizde davanın hukuki şartlarını açıkladığımız bölümde belirtilen boşanma sözleşmesi taraflarca imzalandıktan sonra bir dilekçe ekinde mahkemeye verilir. Boşanma sözleşmesinde evlilik birliğinin mali durumu yani ortak malların paylaşımı, nafaka, maddi manevi tazminat, ortak konutun kime kalacağı ya da kime özgüleneceği ile eğer varsa çocukların velayetinin kimde olacağı, diğer eş ile çocuklar arasında şahsi ilişkinin nasıl kurulacağı açıkça belirtilmek zorundadır. Hâkim boşanma sözleşmesini inceledikten sonra üzerinde gerekli gördüğü değişiklikleri taraflarında onayını aldıktan sonra onaylar. Ayrıca duruşmada hâkim tarafların boşanmak istediklerine dair iradelerini açıklamalarını ister ve tarafların boşanma iradelerini içeren beyanlarını da tutanağa geçirir. Bundan sonra hâkim tarafların boşanmalarını ve boşanma sözleşmesindeki hükümler çerçevesinde diğer konuları hükme bağlar. Bu beyanları içeren duruşma tutanağı taraflarca da imzalanır.

Boşanma kararının hüküm ve sonuç doğurabilmesi için kararın kesinleşmesi gerekmektedir. Bu sebeple tarafların gerekçeli kararın yazılmasından sonra birbirlerine tebliğe çıkarmaları ve tebligatı almalarından sonra on beş günlük temyiz süresinin geçmesi ya da karar temyiz edildiyse dosyanın Yargıtay’dan onanarak dönmesi gerekmektedir.

Karar kesinleştikten sonra mahkeme kalemi boşanma kararını tarafların bağlı olduğu nüfus müdürlüğüne bildirir ve nüfus kayıtlarına işlenmesini sağlar.

X. YARGILAMA GİDERLERİ:

Anlaşmalı boşanma davalarında yapılacak yargılama giderleri 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Genel Tebliğ (1) sayılı tarife, Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi ve Adalet Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra her yıl yenilenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir.

Yukarıda belirttiğimiz hukuki düzenlemelere göre yargı masrafları 2012 yılı rakamlarına göre sırasıyla şu şekilde alınır.

Dava açılırken alınan masraf ve gider avansı miktarları aşağıdaki gibidir.

21,15 TL Aile Mahkemesi başvurma harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Eğer davacı avukat ile temsil ediliyorsa her bir vekâlet için 3,30 TL vekâlet harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca 15,00 ile 30,00 TL arası tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Diğer iş ve işlemler için 50 TL (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava sonuçlandığında alınan masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

Eğer taraflar avukat ile temsil edilmişse 1.200,00 TL maktu avukatlık ücreti avukat ile temsil edilen tarafa verilir. (HMK m. 330 ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi)

Kararın Yargıtay’a temyiz edilmesi halinde alınacak masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

103,50 TL temyiz harcı ve dava açılırken yatırılmış gider avansı içinden karşılanamıyorsa eğer ayrıca posta ve tebligat masrafı alınır. (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder