13 Ağustos 2011 Cumartesi

HUKUKİ HİMAYE SİGORTASI

HUKUKİ HİMAYE SİGORTASI
AVUKATLIK SİGORTASI

I. GİRİŞ:

Birçok Avrupa ülkesinde uygulanan avukatlık sigortasını, iş sahibinin hayatı süresince karşılaşabileceği hukuki risklere karşı kendisini; zamanında, doğru hukuki bilgi ve en az masrafla avukat güvencesine alması olarak tanımlayabiliriz.

İş sahibi, iş ve gündelik yaşantısında karşılaştığı hukuki risklere karşı ihtiyaç duyduğu hukuki yardımı kendisine verecek olan avukatı da bu avukata ödeyeceği ücreti de önceden belirlemekte, böylece olası risklerin doğması durumunda hem avukat arayarak zaman kaybetmemekte hem de avukatla ücret pazarlığına girmeden ihtiyaç duyduğu hukuki yardımı alabilmektedir.
           
Avrupa ülkelerinde avukatlık sigortası kimi alanlarda zorunlu kimi alanlarda ise isteğe bağlı olarak uygulanmaktadır. Buna göre örneğin şirketler belli miktarda prim ödemek suretiyle ticaret hukuku, borçlar hukuku ve vergi hukukundan avukatlık sigortası yaptırmak zorunda tutulabilirken, yeni evli çiftlerin aile hukukundan avukatlık sigortası yaptırmaları isteğe bağlı olabilmektedir.  

Avukatlık sigortası yaptıran kişi her ay avukatlık sigortasına belli bir prim ödemekte, avukat ihtiyacı doğduğunda ise kendisine hukuki yardımı verecek olan avukata gitmekte, hukuki yardımından faydalandığı avukat da avukatlık ücretini avukatlık sigortasından almaktadır. Bu sayede hem iş sahibi yüklü avukatlık ücretinden kurtulmakta hem de hukuki yardımın konusuna göre o alanda uzmanlaşmış bir avukattan sağlıklı hukuki yardım alabilmektedir. Uzun yıllara yayılmış düşük miktardaki prim ödemeleri iş sahipleri için daha cazip gelmektedir.

II. TÜRKİYE İÇİN UYGULAMAYA DAİR ÖRNEK:

Konunun gerek iş sahipleri açısından gerekse biz avukatlar açısından ne kadar önemli olduğunun anlaşılabilmesi için Türkiye’den somut bir örnek verebiliriz. Bu gün Türkiye’de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre sekiz milyondan fazla Sosyal Güvenlik Kurumu mensubu eski SSK’lı bulunuyor. SSK’lı çalışanların sayısını sekiz milyon olarak kabul edip her birini iş hukukundan sigortaladığımızı düşünelim. Buna göre sekiz milyon SSK’lının maaşından her ay 10 YTL avukatlık sigortası primi kesilecek olursa yıllık prim tutarı 960 milyon TL yapar.

Geçen sene Adalet Bakanlığı verilerine göre iş mahkemelerinde 120 binden fazla dava açılmıştır. 960 milyon TL tutarındaki yıllık avukatlık sigortası primini bir yılda açılan 120 bin iş davasına böldüğümüzde dava başına 8 bin TL para düşmektedir. 120 bin iş davasını faal durumdaki 40 bin dolayındaki avukata paylaştırdığımızda her birine en az 3 iş davası düşmektedir ki bu da dava başına 8 bin TL’den 24 bin TL tutarında avukatlık ücreti anlamına gelir. Tabiki toplanan primlerin tamamı avukatlık ücreti olarak ödenmeyecektir. Ancak toplanan primlerin yarısı dahi aktüeryal hesaplamalarda avukatlık ücreti olarak ayrılacak olsa bu miktar dahi biz avukatlar için son derece önemli bir gelir demektir.

Örneğimize Sosyal Güvenlik Kurumu mensubu eski Bağ – Kur ve Emekli Sandığı mensuplarını ve işveren sıfatı taşıyan tüzel kişileri dâhil etmedik. Onlarında dâhil edilmeleri ile sadece iş hukukundan toplanacak prim ve ödenecek avukatlık ücretleri çok daha artacaktır. Diğer hukuk alanlarının da bu sigortaya dâhil edilmeleri durumunda avukatların sosyoekonomik sorunlarının çözümünde çok büyük katkı sağlayacağı açıkça ortadadır.

III. HUKUK SİSTEMİMİZ İÇİN FAYDALARI:

Avukatlık sigortasının önemini rakamlarla açıkladıktan sonra faydalarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz;

a) Avukatlık sigortası primleri çok düşük miktarda olacağı için düşük gelirli insanların önemli bir kısmının faydalanmasına olanak tanıyacaktır. Bu sebeple avukat tutacak parası olmayan kişilerin Adli Yardım Komisyonlarından ve CMK’dan avukat taleplerinde önemli bir azalma meydana geleceğinden Adli Yardım Komisyonlarının ve CMK’nın iş yükünü azaltacaktır.  

b) Adli Yardım Komisyonlarının ve CMK’nın iş yükünün azalması aynı miktarda ödenekle daha az sayıda dava için avukatlara daha fazla avukatlık ücreti ödenmesini sağlayabilir. Bu sayede CMK avukatlık ücret tarifesinin avukatlık asgari ücret tarifesine çıkartılabilmesi için CMK’ya ayrılan kaynak yeterli hale gelmiş olur. Yani avukatlık sigortası dolaylı olarak CMK ve Adli Yardım ödeneğine de katkı sağlar.

c) Avukatlık sigortası yaptıran biri avukatlık ücretinin sigorta tarafından ödeneceğini bildiği için davasını kendisi takip etmek yerine avukat eliyle takip etmek ihtiyacında hissedecektir. Bu sebeple Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısındaki avukat tutma zorunluluğu ile avukatlık sigortası birlikte değerlendirildiğinde mahkemelerdeki davaların takibi tamamen avukatlar eliyle yapılacağından yargılamaların bilgisiz taraflar yüzünden uzaması engellenir.[1]

ç) Avukatlık sigortasına dâhil olan avukatlar belli konularda ki davaları alarak uzmanlaşma yoluna gidebileceklerdir. Bu günün şartlarında avukatların belli konularda uzmanlaşmasını önleyen en önemli unsur avukatların parasal sıkıntıları nedeniyle almak istemedikleri dava türlerini almak zorunda kalmalarıdır.

d) Avukatın hak ettiği ücreti alabilmesini sağlar. Bir avukat 500 TL tutarındaki davaya da 50 bin TL tutarındaki davaya da aynı emeği sarf eder. Ancak her iki davadan da aynı ücreti alamaz. Örneğin bir yıl boyunca bin TL ücretle çalışan birinin kıdem tazminatı davasında bir avukatın alabileceği asgari avukatlık ücreti 400 TL iken iş hukuku ile ilgili olarak yukarıda verdiğimiz örnekte 8 bin TL avukatlık ücreti alabilecektir. Bu durum iş sahibini de yüksek avukatlık ücretinden kurtaracaktır.

e) Avukatların en çok sıkıntı çektikleri konuların başında müvekkillerinden avukatlık ücretlerini tahsil edememeleri gelmektedir. Avukat, ücretini sigortadan alacağı için ücret uyuşmazlıkları ve ücretin tahsil edilememesinden kaynaklanan davalarda ortadan kalkar.

f) Avukatlık ücretlerinden vergi tahsilâtı kolaylaşır, kayıt dışı avukatlık kazancında azalma meydana gelir.  

g) Ödenen primlerin bir kısmı iş sahibine geri döneceği için kişiye tasarruf yapma imkânı sağlar.

ğ) Avukatlık sadece mahkemelerde yapılan bir iş olmadığına göre vekil eliyle yürütülebilecek bir takım hukuki işlerde de avukatlık sigortası uygulanabilecektir. Örneğin yeni emekli olan birinin emeklilik işlemleri avukat eliyle yapılabilir. Ücret de avukatlık sigortasından karşılanabilir. Bu durum bir avukatın birden fazla kişinin vekili olarak hukuki işlemleri yapmasına olanak tanıyacağı için bürokraside işini takip eden insan sayısında azalma sağlar. Avukatlar ile bürokrasinin bir araya gelmesi ile hem karşılıklı anlayış hâkim olur hem de rüşvet gibi usulsüzlüklerin önüne geçilmiş olunur.

h) Toplumda hak arama bilincinin yerleşmeni sağlar. Özellikle sendikalaşmanın çok zayıf olduğu ülkemizde sendikasızlığın yarattığı emek mücadelesindeki dağınıklığın ortaya çıkardığı olumsuzlukların bir bölümü giderilmiş olunur. 

IV. AVUKATLIK SİGORTASININ KAPSAYACAĞI HUKUK ALANLARI:

Avukatlık sigortasının kapsamı çok geniş tutulabilmekle beraber aşağıdaki konular ve hukuk alanları örnek olarak sayılabilir;  

a) Bütün çalışanlar iş hukuku ile ilgili,

b) Bütün şirketler ve ticari işletmeler vergi hukuku, icra iflas hukuku, ticaret hukuku, borçlar hukuku, rekabet hukuku ve iştigal konusuna giren hukuk alanı ile ilgili,

c) Üretime ve hizmete yönelik çalışan ticaret erbabı ile fikir sanat eserleri yaratarak çalışanlar fikri sınaî haklar hukuku ile ilgili,

ç) Bütün devlet memurları idare hukuku ile ilgili,

d) Bütün evlenen çiftler aile hukuk ile ilgili,

e) Bütün emlakçılar eşya hukuku ile ilgili,

f) Bütün apartman yönetimleri ve kat malikleri kat mülkiyeti hukuku ile ilgili,

g) Bütün kiracılar kira hukuku ile ilgili,

ğ) Bütün basın mensupları ve basın kuruluşları, sağlık sektörü çalışanları, inşaat sektörü yönetici ve çalışanları, mimar ve mühendisler, mali müşavir ve serbest muhasebeciler, yargı çalışanları ve kolluk görevlileri maddi manevi tazminat hukuku ve ceza hukuku ile ilgili,

Avukatlık sigortası yaptırmaları zorunlu tutulabilir. Bu alanların önemli bir kısmında prim toplama zorluğu da yaşanmaz.

VI. AVUKATLIK SİGORTASI NASIL İŞLEYECEK?

Yukarıda belirtilen avukatlık sigortası kapsamı içerisinde olan kişiler düzenli olarak avukatlık sigortası primlerini ödemeye başlayacaklar. Aktüeryal hesaplara göre belli bir ödemeden sonra sigorta işlerlik kazanacaktır.

Avukatlık sigortası hem bütün avukatları kapsayacak şekilde hem de avukatlar için isteğe bağlı olacak şekilde düzenlenebilir. Bu konuda TBB eğitim çalışmaları da gerçekleştirebilir.

Eğer sigorta yaptırmış olan iş sahibi bu sigorta kapsamında çalışan tanıdığı bir avukata giderse davaya o avukat bakacaktır. Eğer iş sahibinin tanıdığı sigorta kapsamında çalışan bir avukat yoksa bulunduğu yerin barosundan kendisine sigorta kapsamında çalışan bir avukat atanmasını isteyebilecektir.

Avukat iş sahibinin kendisine gelmesi durumunda iş sahibinin sigorta kapsamında olup olmadığını, sigorta kapsamında ise prim borcu olup olmadığını araştıracak; prim borcu varsa bu borcun kapatılması iş sahibinden istenecektir. Aksi takdirde avukatlık hizmetinin avukatlık sigortası kapsamında değil Avukatlık Kanunu hükümlerine göre anlaşmaya tabi olarak verileceği iş sahibine anlatılacaktır.

Avukatlık sigortasının sadece avukatlık ücretini kapsadığı, dava masraflarıyla ilgisinin bulunmadığı, dava masraflarının iş sahibinin kendisine ait olduğu da açıklanacaktır.

Hukuki işlem başladıktan sonra hukuki işlemin başladığını gösteren belge iş sahibinin sigorta numarası ile birlikte ödemeyi yapacak olan avukatlık sigortasına serbest meslek makbuzu ile gönderilecektir. Avukat işe başladığını belgelediği andan itibaren avukatlık ücretine hak kazanacaktır. Avukatın işe başlayıp başlamadığı da UYAP’dan takip edilebilecektir. 

VII. SİGORTA FAALİYETİ HANGİ KURUM TARAFINDAN YÜRÜTÜLECEKTİR:

Türkiye’de henüz ne özel sigorta şirketlerinin ne de yeni kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun avukatlık sigortası hakkında bir çalışması bulunmamaktadır.

Özel sigorta şirketlerinin konuya ilgi göstereceklerinden kuşkum yok. Çünkü yukarıda verdiğim örnekte sadece iş hukukundan eski SSK mensuplarını sigortalayacak olsanız ortaya çıkan rakamın çok büyük olduğu gözlerinden kaçmayacaktır. Özel sigorta şirketleri bu işten büyük kârlar elde etmenin peşinde koşacakları için gerek avukatlara ödenecek ücretlerin miktarı tatmin edici olmayabilir gerekse ödenen primlerin iş sahiplerine geri ödeme miktarı düşük tutulabilir. Çünkü özel sigorta şirketleri kârlılık esasına göre çalıştıkları için toplanan primlerin önemli bir kısmı özel sigorta şirketinin cebine girecektir. Bu nedenle özel sigorta şirketleri eliyle bu sigortanın yapılmasını doğru bulmuyorum. Avukatlık eğer bir kamu hizmeti ise kârlılık esası gözetilmeden bu hizmetin verilmesi gerekir.

Kârlılık esası gözetilmeden bu sigortayı gerçekleştirebilecek olan en önemli kurum yeni kurulan Sosyal Güvenlik Kurumu’dur. Ancak geçmişte eski SSK’nın içinin nasıl boşaltıldığı düşünülecek olursa bu sigorta faaliyetinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yürütülmesinin de doğru olmadığı düşüncesindeyim. Basiretsiz ülke yöneticilerinin benzer bir usulsüzlüğü avukatlık sigortasında da yapmaları durumunda avukatların aynen CMK ödemelerinde olduğu gibi avukatlık ücretlerini önce hak ettikleri miktarda alamamaları daha sonra da gecikmeli olarak almaları gibi istenmeyen durumlar ortaya çıkar ki bir müddet sonra geriye dönüşü olmayan durumlarla karşılaşabiliriz.  

Avukatlık büroları aracılığı ile de avukatlık sigortası yapılabilir. Yani her avukatlık bürosu kendi müvekkil çevresi içerisinde ki avukatlık sigortası yaptırması zorunlu tutulan kişileri ve isteyerek kendisine gelenleri sigortalayabilir. Bu durum ise iki sakınca doğurmaktadır. Birincisi toplanan primler o avukatlık bürosunun vereceği hizmete yetmeyebilir. Bu nedenle primlerin Türkiye genelinde tek elde toplanması ve buna uygun aktüeryal hesapların yapılması zorunludur. İkincisi bu gün itibariyle çok sayıda avukat çalıştıran avukat bürolarıyla yalnız çalışan ya da iki üç ortaktan oluşan avukatlık büroları arasında haksız rekabet ortamı doğabilir. Şöyle ki örneğin yirmi avukattan oluşan bir avukatlık ortaklığı ile tek başına çalışan bir meslektaşımız bir fabrikada çalışan bin tane işçinin toplu avukatlık sigortasını yapmak isteseler, çalışanların tercihi tabiki bu kadar çok insanın işleriyle ilgilenebilecek kadar çok avukata sahip olan hukuk bürosundan yana olacaktır. Bu durum büyük avukatlık bürolarının kira, kat mülkiyeti, boşanma ve iş hukuku gibi ufak davaları da tekellerine almalarına sebep olacağı için meslek içi sosyal adalet sorununa çözüm bulalım derken bu sorunun daha da büyümesine yol açabilir.

Aslında avukatlık mesleğinin hukukun hemen hemen her alanında uzmanlaşmış avukatları olan avukatlık şirketleri eliyle yürütülmesinin zamanı gelmiştir. Ancak bir türlü bir araya gelmeyi başaramadığımız için arzulanan bu duruma ulaşılamamaktadır. Şirketleşmenin isteğe bağlı tutulması ise bu sürece bir katkı sağlamamaktadır. Meslekte bir araya gelme sağlanabilseydi avukatlık sigortasının avukatlık büroları aracılığıyla yapılması da hem daha kolay olurdu hem de haksız rekabet oluşturmazdı. 

Türkiye Barolar Birliği bünyesinde oluşturulacak bir fon aracılığı ile de avukatlık sigortası primleri toplanabilir. Ancak TBB’nin kuruluş amacıyla kamu hizmeti niteliğinde olsa bile aslında ticari bir faaliyet sayılan sigorta işinin bağdaşmasının mümkün olmadığı savunulabilir. Bu günün koşullarında primlerin her ne kadar kuruluş amacıyla bağdaşmasa da TBB bünyesinde oluşturulacak bir fonda toplanması, aktüeryal hesaplamaların da TBB tarafından yapılması daha uygun görünmektedir. Ayrıca haksız kazanç sağlamak amacıyla açılacak uydurma davaların denetimi de TBB bünyesinde oluşturulacak denetçi avukatlar eliyle sağlanabilir. 

Avukatlık sigortasının hangi kurum tarafından gerçekleştirileceği konusunda yine de her zaman için farklı düşünceler ortaya konabilir.

SONUÇ:

Türkiye’nin hukuk düzeni için son derece önemli olan avukatlık sigortasının en sağlıklı şekilde gerçekleştirilebilmesi için TBB’nin bir ön hazırlık yapması gerekmektedir. Mesleğimizi bu kadar yakından ilgilendiren bir konunun kanuni düzenlemesine ilişkin taslağı birinci elden TBB tarafından gerçekleştirilmelidir. Bu konuda insiyatif Adalet Bakanlığı’na bırakılmamalıdır.

Avukatlık sigortası konusu önce meslek camiası içerisinde daha sonra Türkiye genelinde tartışmaya açılmalıdır.

Son olarak şunu belirtelim ki bu yazımızda açıklamaya çalıştığımız avukatlık sigortasının avukatların mesleklerini ifa ederken karşılaştıkları riskler nedeniyle sebep oldukları zararları karşılamak için TBB tarafından getirilmeye çalışılan “mesleki sorumluluk sigortası” ile bir ilgisi bulunmamaktadır. Ancak avukatlık sigortası pirimi ödeyerek ödediği pirimlerin karşılığında bir hizmet alacak olan kişinin avukatın yapacağı hatalar sebebiyle zarara uğramaması için mesleki sorumluluk sigortası da avukatlık sigortası ile birlikte gecikilmeksizin ele alınmalıdır.

Bu makale Ulusal Hukuk ve Tavır Dergisi’nin Temmuz 2009 sayısında (Sayı 13) “Avukatlık Sigortası” adı ile yayınlanmıştır.                                                                        


[1] Bu makale yayınlandığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tasarısında avukat tutma zorunluluğu getiren hüküm bulunmaktaydı. Tasarı yasalaşırken bu hüküm kaldırıldı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder