11 Nisan 2017 Salı

TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA YETKİ İTİRAZI VE ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞI


TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA
YETKİ İTİRAZI VE ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞI

I. GİRİŞ:

Bu makalemizde tasarrufun iptali davalarında yetki itirazının önemli bir ayrıntısı olan zorunlu dava arkadaşlığının yetki itirazına etkisini tartışacağız.

II. TASARRUFUN İPTALİ DAVASI:

Tasarrufun iptali davaları 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Günlük hayatımızda borçlu kişiler genellikle haciz öncesinde bir kısım mallarını hacizden kurtarmak için haciz uygulanmadan önce başkalarına muvazaalı/danışıklı olarak satış yapmaktalar. Yapılan bu satış gerçekte bir satış işlemi değil haciz tehlikesine karşı yapılmış bir danışıklı işlem niteliğindedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen iptal davası açma hakkı bu şekilde kötüniyetli hareket eden borçlulara karşı alacaklıların haklarını korumalarına yardımcı olan bir dava türüdür.

III. TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEME:

Tasarrufun iptali davaları için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu özel bir yetki ve görev düzenlemesine gitmemiştir. Bu nedenle 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 50’inci maddesinin göndermesi ile bu davalarda yetki ve görev 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre belirlenecektir.

Tasarrufun iptali davaları mal varlığı değerlerine ilişkin olması nedeniyle 6100 sayılı HMK m. 2 uyarınca asliye hukuk mahkemelerinin görev alanındadır.

Yetkiye gelince HMK’da tasarrufun iptali davaları ile ilgili özel bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle HMK m. 6’daki genel yetki kuralı uygulanır. Yani davalının bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Dava taşınmazın aynını ilişkin olmadığından taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olacağına ilişkin hüküm bu davalarda uygulanmaz.

Tasarrufun iptali davalarında en az iki davalı bulunur. Biri borçlu diğeri ise borçlunun malını devrettiği üçüncü kişi. Bu iki kişinin yerleşim yerleri farklı ise bu durumda davacı HMK m.7’ye göre her iki davalının yerleşim yerinden birini tercih ederek davasını açabilecektir.

IV. TASARRUFUN İPTALİ DAVALARINDA ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞI:

Tasarrufun iptali davalarında hem borçlunun hem de borçlunun taşınmazını devrettiği üçüncü kişinin davalı olarak gösterilmesi zorunludur. Çünkü dava sonucunda verilecek hüküm her ikisinin de mal varlığında bir değişikliğe neden olacaktır. Borçlunun taşınmazını muvazaalı/danışıklı olarak devrettiği anlaşılırsa tasarrufun iptaline yani satışın iptaline karar verilecektir. Bu durumda taşınmazı satın almış olan üçüncü kişinin adına kayıtlı olan tapu kaydı iptal edilecek ve borçlu davalının adına yeniden tapu kaydı oluşturulacaktır. Dolayısıyla her iki davalı içinde tek bir hüküm kurulması zorunluluğu bulunmaktadır. Bu hükme karşı her ikisinin de itiraz kanun yoluna gidebilmeleri için her ikisinin de davada taraf olmaları zorunludur. Bu nedenle her iki davalı açısından zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Nitekim HMK m. 59’a göre;

Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hallerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır”

V. ZORUNLU DAVA ARKADAŞLIĞININ YETKİ İTİRAZINA ETKİSİ:

HMK m. 60’a göre;

Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır. Ancak, duruşmaya gelmiş olan dava arkadaşlarının yapmış oldukları usul işlemleri, usulüne uygun olarak davet edildiği hâlde duruşmaya gelmemiş olan dava arkadaşları bakımından da hüküm ifade eder.”

Usul kanununun bu maddesine göre “dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır” dolayısıyla yetki itirazında bulunacak olan davalının yetki itirazının geçerli olması aynı itirazı diğerinin de ileri sürmesine bağlıdır. Örneğin davalı borçlunun yetki itirazında bulunmasına karşın davalı üçüncü kişi süresi içinde böyle bir itirazda bulunmamışsa bu itiraz geçerli bir yetki itirazı olmayacaktır. Davalı borçlu yetki itirazında bulunmuşsa ve davalı üçüncü kişide yetki itirazında bulunmuşsa o zaman her ikisinin de yetki itirazını usulüne uygun şekilde yapıp yapmadığına bakılacaktır. Yani yetki itirazları süresinde mi? Yetki itirazlarında yetkili mahkemeyi göstermişler mi? Eğer yetki itirazı süresinde ve yetki itirazında yetkili mahkemeyi de göstermişlerse bu durumda geçerli bir yetki itirazı var demektir ve mahkemece yetki itirazı öncelikle karara bağlanmak zorundadır. Nitekim tam metnini aşağıya alıntıladığımız Yargıtay kararında Yargıtay’da aynı tespitte bulunmuştur.

VI. YARGITAY KARARI:

T.C.
YARGITAY
17. Hukuk Dairesi

ESAS NO : 2014/17147
KARAR NO : 2014/13325
TARİH : 14.10.2014

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı mahkemenin yetkisizliğine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu Ayhan Özyirmidokuz hakkında yaptıkları takip sırasında borçluya ait Mobil İletişim AŞ ait (B) grubu hisselerinin 199.000 adetini davalı Aydın Mıstaçoğlu'na 500 adet hissesini ise diğer davalı Rasim Mıstaçoğlu'na alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla adına devir ettiğini tesbit ettiklerinden İİK'nun 277 ve devamı maddelerine göre borçlu ve davalı üçüncü kişiler arasındaki tasarrufun iptalini istemişlerdir.

Davalı Aydın ve Rasim Mıstaçoğlu vekilleri,süresinde ayrı ayrı verdikleri cevap dilekçeleri İstanbul olması nedeni ile yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuşlardır.

Davalı borçlu, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.

Mahkemece, davacı alacaklı ve borçlu arasında imzalanan sözleşme ile yetkili mahkemenin Adana olduğu belirtilmiş ise de bunun sözleşmenin taraflarını bağladığı üçüncü kişiler yönünden bağlayıcılığı olmadığı, ancak davalı üçüncü kişilerin süresinde yetki itirazında bulundukları ve ikametgahlarının İstanbul olması nedeni ile ortak yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan mahkemenin yetkisizliğine istem halinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık, İİK'nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.

Bu tür davalarda, borçlu ve üçüncü kişiler zorunlu dava arkadaşı olup davalı tarafında yer almaları gerekmektedir. Öte yandan tasarrufun iptali davasında yetki kamu düzenine ilişkin olmadığından yetki itirazının zorunlu dava arkadaşı olan borçlu ve üçüncü kişiler tarafından birlikte ve süresinde yapılması gerekir. Somut olayda itiraz sadece davalı üçüncü kişiler tarafından ileri sürülmüş, borçlunun böyle bir itirazı olmamıştır.

Bu durumda, zorunlu dava arkadaşı olan davalıların usule uygun olarak yaptıkları bir itiraz olmadığından mahkemece, sadece üçüncü kişilerin itirazı ile yetkisizlik kararı vermesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı alacaklıya geri verilmesine 14.10.2014 günü oy birliğiyle karar verilmiştir.

Başkan Üye Üye Üye Üye
A.Velioğlu A.Ş.Sertkaya A.Orhan M.Özcan S.Kul

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder