2 Nisan 2017 Pazar

KAYIP KAÇAK BEDELİ DAVALARINDA ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARINDAN SONRAKİ HUKUKİ DURUM



KAYIP KAÇAK BEDELİ DAVALARINDA
ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARINDAN
SONRAKİ HUKUKİ DURUM

I. GİRİŞ:

Geçtiğimiz yıllarda en çok karşılaşılan dava türlerinden biri de kayıp kaçak bedeli davalarıdır. Bu konuda 6446 sayılı yasada önemli değişiklikler yapıldı ve gerek görülmekte olan davalarda gerekse yeni açılan davalarda mahkemelerin dikkat edecekleri konularda değişiklikler oldu. Kayıp kaçak bedeli davalarının son hukuki durumunu incelediğimiz makalemizden sonra Anayasa Mahkemesi bu davalara uygulanacak 6446 sayılı yasanın ilgili maddelerinin iptali istemini karara bağlayarak bu konudaki belirsizliği giderdi. Bu makalemizde anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararından sonraki hukuki durumu ele alacağız.

II. KAYIP KAÇAK BEDELİ:

Kayıp kaçak bedeli olarak ifade edilen bedel enerji şirketlerinin enerjiyi iletirken yaşadıkları kayıpların ve kaçak kullanımların bedelini abone olan tüketicilerden aldığı alacak kalemini ifade etmektedir. Bugüne kadar tartışma konusu olmasının nedeni enerji şirketlerinin kaçak enerji kullanımını önleyememelerinden kaynaklı kayıplarının yükünü tüketicinin üzerine yıkma çabası içinde olmasıdır. Yargıtay bu bedelin tüketiciden alınamayacağına karar vermekle bu konuda çok sayıda dava açılmasının da yolunu açmış oldu.

III. KAYIP KAÇAK BEDELİ DAVALARINDA DAVACININ TALEBİ:

Bu davalarda davacı, davalı elektrik şirketinin kendilerinden kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli adı altında haksız tahsilatta bulunduğunu, tahsil ettiği bu haksız bedellerin KDV’sini de ayrıca tahsil ettiğini, söz konusu tahsilatların hukuka aykırı olması nedeniyle kendilerine iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Dolayısıyla kayıp kaçak bedeli kavramının içine dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli gibi başka kalemlerde girmektedir. Ayrıca bu bedeller enerji şirketi tarafından kazanç sayıldığından vergilendirilmekte ve bu bedellerin KDV’si de yine tüketiciden alınmaktadır. Bu nedenle bu davayı açanlar kendilerine yansıtılan KDV’nin de iadesini talep etmektedirler.

IV. 6446 SAYILI YASADA YAPILAN DEĞİŞİKLİK VE ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARI:

6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu 17’inci maddesinin (ç) bendinde ve 10’uncu fıkrasında 04.06.2016 tarihinde aşağıdaki gibi değişiklik yapılmıştı. Buna göre;

ç- Dağıtım tarifeleri: Dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifeleri, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak hizmetlere ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Dağıtım tarifeleri; dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme - bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur. Dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alınacak teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlar bu kayıpları düşürmeyi teşvik edecek şekilde Kurul tarafından belirlenir. Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alır ve tüketicilere yansıtılır. Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından düzenlenir.”

(10) Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.”(Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği yasa hükmü budur)

Bu maddelere göre davacının talep ettiği kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli ve bunlara ilişkin KDV’nin tüketicilerden alınabileceği ve bu bedellere ilişkin olarak açılacak davalarda da yargısal denetimin “bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu” belirlenmişti. Ancak Anayasa mahkemesi 6446 sayılı yasanın 17’inci maddesinin 10’uncu fıkrasını iptal etmiştir.

Açılmış olan davalarla ilgili olarak da aynı yasanın Geçici 20’inci maddesine aşağıdaki düzenleme getirilmişti. 

Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp - kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17’nci madde hükümleri uygulanır.”

Anayasa Mahkemesi bu maddenin iptal istemini reddetmiştir.

V. ANAYASA MAHKEMESİNİN KARARININ İNCELENMESİ:

6446 sayılı yasa açılmış olan davalarla ilgili olarak Geçici 20’inci maddesi ile aşağıdaki düzenlemeyi getirmişti.

Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp - kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17’nci madde hükümleri uygulanır.”

Anayasa Mahkemesi 6446 sayılı yasanın Geçici 20’inci maddesinin iptal istemini aşağıdaki gerekçelerle reddetmiştir.

Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen “eşitlik ilkesi” ile eylemli değil hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunla aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere kanunlar karşısında ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu bağlamda eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilebilmesi için bir yasanın aynı hukuksal durumda olanlar arasında bir ayrım veya ayrıcalık yaratması gerekir. Dava konusu kuralla dağıtım tarifeleri içerisinde öngörülen maliyet ve hizmet bedelleri, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere uygulanması öngörüldüğünden kuralda eşitlik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’ya aykırı bulunmayarak iptal talebinin reddine karar verilmiştir.”

Anayasa Mahkemesinin bu kararı ile 6446 sayılı yasanın Geçici 20’inci maddesi yürürlüğe girmeden önce açılmış bulunan kayıp kaçak bedeli ile ilgili dava ve icra takiplerinde de 6446 sayılı yasanın 17’inci maddesinin uygulanmaya devam edeceği kesinleşmiştir. 6446 sayılı yasanın Geçici 20’inci maddesi yürürlüğe girmeden önce açılmış olan davalarda önceki yasa hükmünün uygulanması gerektiği tezi Anayasa mahkemesi tarafından kabul görmemiştir. Anayasa Mahkemesi bu kararı ile yasaların geriye yürümezliği ilkesini de ihlal etmiştir. Dolayısıyla derdest olan davalarda da artık bu madde hükümleri uygulanacaktır.

6446 sayılı yasa ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin verdiği ikinci karar ise 17’inci maddenin 10’uncu fıkrasının iptali kararıdır. İptal edilen fıkra aşağıdaki gibidir.

(10) Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.”(Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği yasa hükmü budur)

Bu fıkraya göre davacının talep ettiği kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli ve bunlara ilişkin KDV’nin tüketicilerden alınabileceği ve bu bedellere ilişkin olarak açılacak davalarda da yargısal denetimin “bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu” belirlenmişti.

Anayasa Mahkemesi 6446 sayılı yasanın 17’inci maddesinin 10’uncu fıkrasını aşağıdaki gerekçelerle iptal etmiştir.

Dava konusu kuralla EPDK tarafından gelir ve tarife kapsamında düzenlenen ve tüketicilerden tahsil edilen bedellerin iadesi talebiyle tüketici hakem heyetlerine başvurulması veya bu bedellerin tazmini talebiyle mahkemelerde dava açılması durumunda tüketici hakem heyetleri veya mahkemelerin yetkisi sadece tüketicilerden tahsil edilen bu bedellerin Kurumun düzenleyici işlemlerine uygun olarak tahsil edilip edilmediğinin denetlenmesiyle sınırlı tutulmak suretiyle hak arama hürriyetine sınırlama getirilmektedir.

Mahkemeye erişim hakkı, hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğünün varlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Kişilere yargı mercileri önünde dava açma hakkı tanıyan bir düzenlemenin aynı zamanda yargı mercilerinin etkili bir yargılama yapmasını engelleyen kurallar içermesi hâlinde bu düzenlemenin hak arama özgürlüğüne uygun olduğundan söz edilemez.

EPDK tarafından gelir ve tarife kapsamında düzenlenen ve tüketicilerden tahsil edilen bedellerin iadesi talebiyle yapılan başvurularda ve açılan davalarda tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin söz konusu bedellerin kurumun düzenleyici işlemlerine uygun olup olmadığının yanı sıra uyuşmazlıkla ilgili diğer mevzuat hükümlerini de gözetmeleri adil yargılanma yapılmasının bir gereğidir.

EPDK tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisinin bu bedellerin sadece Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğunu öngören kural, hak arama özgürlüğüne ölçüsüz bir müdahalede bulunmakta ve hakkın özünü zedelemektedir. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.”

İptal edilen maddede “bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu” sınırlaması getirilmişken Anayasa Mahkemesi bu sınırlamayı tamamen kaldırmıştır. Dolayısıyla Anayasa mahkemesi kayıp kaçak bedellerinin tüketiciden tahsil edilmesinde Anayasaya aykırı bir durum görmezken bu tahsilatın yasalara uygun yapılmasının ve bunun yargısal olarak denetiminin önünü açmıştır.

6446 sayılı EPDK yasasında yapılan değişiklikle enerji şirketlerinin tahsil ettiği ücretler yasal hale gelmişti. Ancak EPDK’nın belirleyeceği miktarlarda tahsil edilebileceği sınırı getirilmişti. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile derdest davalarda ve yeni açılacak davalarda mahkemeler EPDK’nın düzenleyici işlemleriyle sınırlı olmadan daha kapsamlı bir teknik ve hukuki araştırma yaparak karar vermek durumunda olacaklar. Bu amaçla dosya teknik bilirkişiye gönderilerek davacının talep ettiği kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli ve bunlara ilişkin KDV’nin teknik olarak uygun olup olmadığının tespitinin yapılması istenilmeli, gelen rapor bütün enerji ve tüketici mevzuatı açısından da hakim tarafından hukuki değerlendirilmeye bağlı tutularak bir karar verilmelidir. Enerji mevzuatının içine de yine EPDK’nın düzenleyici işlemleri girecektir. Bu durumda hakimin EPDK’nın düzenleyici işlemleri ile daha üst norm olan ve tüketiciyi koruyan kanunların hükümlerini karşılaştırma yaparak bir karar vermesi gerekecektir. Bu durumda özel genel kanun çatışması ile enerji mevzuatında üreticiyi ve şirketleri koruyan hükümler ile tüketici mevzuatında tüketiciyi koruyan hükümler karşı karşıya gelecektir ki kayıp kaçak bedeli konusu ne yazık ki kapanmamıştır. Sadece yeni bir hukuki tartışmaların kapısını aralamıştır. 

VI. AÇILMIŞ OLAN DAVALARLA İLGİLİ AYRIK DURUM:

Eğer davalı enerji şirketi hukuka aykırı kayıp kaçak bedeli tahsilatı yapmışsa bu durumda yaptığı fazla tahsilatı iade etmek zorunda olduğundan davanın kabulüne karar verilmek zorundadır. Eğer davalı enerji şirketi hukuka uygun şekilde kayıp kaçak bedeli tahsilatı yapmışsa bu durumda davayı açtığı tarihte davacının yürürlükteki yasaya göre haklı olduğu tespit edilirse dava konusuz hale gelmiş demektir. Dava konusuz hale geldiğinden karar verilmesine yer olmadığına kararı verilecektir.

6446 sayılı EPDK yasasında yapılan değişiklikle derdest davalar konusuz hale gelmiştir. Bu nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2016/16 Esas; 2016/16 Karar ve 14.12.2016 tarihli kararında; “Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine “maktu vekalet” ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında “Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.” şeklindeki tespite uygun olarak davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm kurulacaktır.

Ayrıca yasa değişikliği öncesinde ki durum değerlendirildiğinde davacıdan haksız olarak kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli ve bunlara ilişkin KDV’nin tahsil edildiği tespit edilmişse davanın açıldığı tarihte davacının haklı olduğu ortaya çıkacaktır. Bu nedenle davacı lehine yargılama giderlerine hükmedilmesine zorunludur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı kararında “Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği” tespit edildiğinden ve yasal vekâlet ücreti aynı zamanda 6100 sayılı HMK m. 323/I-ğ hükmüne göre yargılama gideri olduğundan davacı lehine maktu vekâlet ücretine de hükmedilmesi gerekir.

Özetleyecek olursak 6446 sayılı yasada değişiklik yapıldığı tarihte derdest olan davalarda önce tahsil edilen miktarın yürürlükteki bütün enerji ve tüketici mevzuatına göre hukuka uygun olup olmadığına bakılacak, hukuka aykırı ise davanın kabulüne karar verilecek, hukuka uygun ise dava konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verilecek ve dava açıldığı tarihte eğer davacı haklı durumdaysa davacı lehine yargılama giderlerine ve buna bağlı olarak da vekâlet ücretine hükmedilecektir.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin tam metni ve hüküm fıkrası örneği aşağıdadır.

VII. HÜKÜM ÖRNEĞİ:

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-Alınması gereken 29,20TL harcın peşin alınan 324,48 TL 'den mahsubu ile fazladan alınan 295,28 TL 'nin talep halinde davacı veya vekiline iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan 250,00TL bilirkişi masrafı, 412,50 TL tebligat posta masrafı olmak üzere toplam 612,50TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T göre 1.800,00TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen taraflara İADESİNE,

Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere alenen verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.06/09/2016

VIII. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

24.HUKUK DAİRESİ


ESAS NO : 2016/16

KARAR NO : 2016/16

TARİH : 14/12/2016

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R



BAŞKAN : FATMA ATABEKOĞLU (28493)

ÜYE : ÖZKAN TUNCER (33264)

ÜYE : SEVAL AKTEN (37215)

KATİP : DERYA TÜRKSOY (121532)

Mahkemece verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf taleplerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:

TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında imzalanan abonelik sözleşmeleri gereğince davalı kurum tarafından davacı şirketten tahsil edilen kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 19.000.00 TL alacağın davalıdan faiziyle tahsilini talep etmiştir.

CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.

MAHKEME KARARI: Mahkemece, taraflar arasında imzalanan elektrik enerjisi satışına ilişkin abonelik sözleşmesine istinaden davalı tarafından davacıdan tahsil edilen kayıp-kaçak bedeli ve sayaç okuma bedelinin yargılama sırasında yürürlüğe giren kanunla yasal dayanağının oluştuğu ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları da gözetilerek hakkaniyet gereği davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama gideri ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davanın reddedilmiş olmasına rağmen yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmemesinin AAÜT ile usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

GEREKÇE: Davada, elektrik abonesi olan davacıdan tahsil edilen kayıp-kaçak vs. bedelin davalıdan tahsili talep edilmektedir.

Taraflar arasında birden fazla Elektrik Abone Sözleşmesi'nin düzenlendiği ve sözleşmelerin halen geçerli olduğu anlaşılmaktadır.

Kayıp-kaçak, dağıtım ve iletim bedeli, sayaç okuma ve perakende satış hizmet bedeli ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 E.- 2014/679 K. sayılı kararı ile Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73.maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.

Dava tarihinden sonra, 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun'un 21.maddesi ile 6446 sayılı Kanun'un 17.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bent ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; Tüketici Hakem Heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır" hükmü getirilmiştir.

Ayrıca, 6719 sayılı Kanun'un 26.maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen Geçici 19.madde de; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur" ve Geçici 20.madde de ise, "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17.madde hükümleri uygulanır" hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre Tüketici Hakem Heyetleri'nin ve mahkemelerin bu konuda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmıştır. Diğer bir ifade ile yerindelik denetimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.

Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bundan başka, davanın devamı sırasında, dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir.

Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine "maktu vekalet" ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında "Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir.

6719 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce alınan bilirkişi raporunda davacının 24.808.13 TL alacaklı olduğu açıklanmıştır.

Somut olayda, dosya kapsamı mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; kurulan hükümde isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile;

1-KDZ. EREĞLİ 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)' nin 06/09/2016 tarih, 2015/146 E.-2016/328 K. sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olmak üzere 06/12/2016 tarihinde karar verildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder