2 Nisan 2017 Pazar

KAYIP KAÇAK BEDELİ DAVALARINDA SON HUKUKİ DURUM


KAYIP KAÇAK BEDELİ DAVALARINDA
SON HUKUKİ DURUM

I. GİRİŞ:

Geçtiğimiz yıllarda en çok karşılaşılan dava türlerinden biri de kayıp kaçak bedeli davalarıdır. Bu konuda 6446 sayılı yasada önemli değişiklikler yapıldı ve gerek görülmekte olan davalarda gerekse yeni açılan davalarda mahkemelerin dikkat edecekleri konularda değişiklikler oldu. Bu makalemizde kayıp kaçak bedeli davalarının son durumunu inceleyeceğiz.

II. KAYIP KAÇAK BEDELİ:

Kayıp kaçak bedeli olarak ifade edilen bedel enerji şirketlerinin enerjiyi iletirken yaşadıkları kayıpların ve kaçak kullanımların bedelini abone olan tüketicilerden aldığı alacak kalemini ifade etmektedir. Bugüne kadar tartışma konusu olmasının nedeni enerji şirketlerinin kaçak enerji kullanımını önleyememelerinden kaynaklı kayıplarının yükünü tüketicinin üzerine yıkma çabası içinde olmasıdır. Yargıtay bu bedelin tüketiciden alınamayacağına karar vermekle bu konuda çok sayıda dava açılmasının da yolunu açmış oldu.

III. KAYIP KAÇAK BEDELİ DAVALARINDA DAVACININ TALEBİ:

Bu davalarda davacı, davalı elektrik şirketinin kendilerinden kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli adı altında haksız tahsilatta bulunduğunu, tahsil ettiği bu haksız bedellerin KDV’sini de ayrıca tahsil ettiğini, söz konusu tahsilatların hukuka aykırı olması nedeniyle kendilerine iadesine karar verilmesini talep etmektedir. Dolayısıyla kayıp kaçak bedeli kavramının içine dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli gibi başka kalemlerde girmektedir. Ayrıca bu bedeller enerji şirketi tarafından kazanç sayıldığından vergilendirilmekte ve bu bedellerin KDV’si de yine tüketiciden alınmaktadır. Bu nedenle bu davayı açanlar kendilerine yansıtılan KDV’nin de iadesini talep etmektedirler.

IV. 6446 SAYILI YASADA YAPILAN DEĞİŞİKLİK:

6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu 17’inci maddesinin (ç) bendinde ve 10’uncu fıkrasında 04.06.2016 tarihinde aşağıdaki gibi değişiklik yapılmıştır. Buna göre;

ç- Dağıtım tarifeleri: Dağıtım şirketleri tarafından hazırlanacak olan dağıtım tarifeleri, elektrik enerjisinin dağıtım sistemi üzerinden naklinden yararlanan tüm gerçek ve tüzel kişilere eşit taraflar arasında ayrım gözetmeksizin uygulanacak hizmetlere ilişkin fiyatları, hükümleri ve şartları içerir. Dağıtım tarifeleri; dağıtım sistemi yatırım harcamaları, sistem işletim maliyeti, teknik ve teknik olmayan kayıp maliyeti, kesme - bağlama hizmet maliyeti, sayaç okuma maliyeti, reaktif enerji maliyeti gibi dağıtım faaliyetinin yürütülmesi kapsamındaki tüm maliyet ve hizmetleri karşılayacak bedellerden oluşur. Dağıtım şirketlerinin tarifelerine esas alınacak teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlar bu kayıpları düşürmeyi teşvik edecek şekilde Kurul tarafından belirlenir. Kurulca belirlenen hedef oranlarını geçmemek kaydı ile teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin maliyetler dağıtım tarifelerinde yer alır ve tüketicilere yansıtılır. Teknik ve teknik olmayan kayıplara ilişkin hedef oranlarının tespiti ve değiştirilmesi ile oluşacak maliyetin tarifelerde yer alması ve tüketicilere yansıtılmasına ilişkin usul ve esaslar Kurul tarafından düzenlenir.”

(10) Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır.”

Bu maddelere göre davacının talep ettiği kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli ve bunlara ilişkin KDV’nin tüketicilerden alınabileceği ve bu bedellere ilişkin olarak açılacak davalarda da yargısal denetimin “bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlı olduğu” belirlenmiştir.

Açılmış olan davalarla ilgili olarak da aynı yasanın Geçici 20’inci maddesine aşağıdaki düzenleme getirilmiştir.

Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp - kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17’nci madde hükümleri uygulanır.”

Dolayısıyla derdest olan davalarda da artık bu madde hükümleri uygulanacaktır. 6446 sayılı yasada yapılan değişiklikler geçmişe etkili olarak uygulanacak niteliktedir. Bu nedenle derdest dosyalarda yasa değişikliğinin dava konusu olaya uygulanmasının araştırılmasının yapılması gerekmektedir. 6446 sayılı EPDK yasasında yapılan değişiklikle enerji şirketlerinin tahsil ettiği ücretler yasal hale gelmiştir. Ancak EPDK’nın belirleyeceği miktarlarda tahsil edilebileceği sınırı getirilmiştir. Öyleyse derdest davalarda davacının talepleri bu yönüyle araştırılmalıdır. Bu amaçla dosya teknik bilirkişiye gönderilerek davacının talep ettiği kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli ve bunlara ilişkin KDV’nin EPDK’nın bu konuda getirdiği düzenleyici işlemlere uygun olup olmadığının tespitinin yapılması istenilmelidir.

Eğer davalı enerji şirketi EPDK’nın düzenleyici işlemlerinde belirtilen oranlardan daha fazla kayıp kaçak bedeli tahsilatı yapmışsa bu durumda yaptığı fazla tahsilatı iade etmek zorunda olduğundan davanın kabulüne karar verilmek zorundadır. Eğer davalı enerji şirketi EPDK’nın düzenleyici işlemlerinde belirtilen oranları geçmeyecek şekilde kayıp kaçak bedeli tahsilatı yapmışsa bu durumda dava konusuz hale gelmiş demektir. Dava konusuz hale geldiğinden karar verilmesine yer olmadığına kararı verilecektir.

Davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verilirken davacının davayı açarken haklı olup olmadığına bakılmak zorundadır. 6446 sayılı EPDK yasasında yapılan değişiklikle derdest davalar konusuz hale gelmiştir. Bu nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2016/16 Esas; 2016/16 Karar ve 14.12.2016 tarihli kararında; “Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine “maktu vekalet” ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında “Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir.” şeklindeki tespite uygun olarak davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin hüküm kurulacaktır.

Ayrıca yasa değişikliği öncesinde ki durum değerlendirildiğinde davacıdan haksız olarak kayıp kaçak bedeli, dağıtım bedeli, iletim bedeli, PHS okuma bedeli ve bunlara ilişkin KDV’nin tahsil edildiği tespit edilmişse davanın açıldığı tarihte davacının haklı olduğu ortaya çıkacaktır. Bu nedenle davacı lehine yargılama giderlerine hükmedilmesine zorunludur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı kararında “Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği” tespit edildiğinden ve yasal vekâlet ücreti aynı zamanda 6100 sayılı HMK m. 323/I-ğ hükmüne göre yargılama gideri olduğundan davacı lehine maktu vekâlet ücretine de hükmedilmesi gerekir.

Özetleyecek olursak 6446 sayılı yasada değişiklik yapıldığı tarihte derdest olan davalarda önce tahsil edilen miktarın EPDK’nın belirlediği oranların altında kalıp kalmadığına bakılacak, üstünde kalıyorsa davanın kabulüne karar verilecek, altında kalıyorsa dava konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına kararı verilecek ve dava açıldığı tarihte eğer davacı haklı durumdaysa davacı lehine yargılama giderlerine ve buna bağlı olarak da vekâlet ücretine hükmedilecektir.

V. ANAYASA MAHKEMESİNE YAPILAN BAŞVURU:

6446 sayılı yasanın 17’inci maddesi hakkında tüketici mahkemeleri tarafından Anayasa Mahkemesi’ne iptal başvurusunda bulunulmuştur. Söz konusu başvuru Anayasa Mahkemesi’nin 2016/137 Esas sayılı dosyasında halen devam etmektedir. Bu nedenle Anayasanın 152’inci maddesine göre iptal başvurusu 6100 sayılı HMK m. 165 uyarınca bekletici mesele yapılacaktır. Anayasada yazılı olan beş aylık bekleme süresi içinde Anayasa Mahkemesi tarafından bir karar verilmezse mevcut duruma göre karar verilmek üzere tahkikat aşamasına geçilecektir. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvurunun üzerinden beş aydan fazla zaman geçtiği için artık beklemeye gerek yoktur. Bu tür davalarda mevcut duruma göre karar verilebilir. Anayasa Mahkemesi tarafından bir karar verilirse eğer o zaman bu karar dikkate alınmak zorundadır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Kararının tam metni ve hüküm fıkrası örneği aşağıdadır.

VI. HÜKÜM ÖRNEĞİ:

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1-Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2-Alınması gereken 29,20TL harcın peşin alınan 324,48 TL 'den mahsubu ile fazladan alınan 295,28 TL 'nin talep halinde davacı veya vekiline iadesine,

3-Davacı tarafından yapılan 250,00TL bilirkişi masrafı, 412,50 TL tebligat posta masrafı olmak üzere toplam 612,50TL 'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan A.A.Ü.T göre 1.800,00TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

5-Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde re'sen taraflara İADESİNE,

Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere alenen verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.06/09/2016

VII. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI:

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24.HUKUK DAİRESİ   

ESAS NO : 2016/16
KARAR NO : 2016/16
TARİH : 14/12/2016

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : FATMA ATABEKOĞLU (28493)
ÜYE : ÖZKAN TUNCER (33264)
ÜYE : SEVAL AKTEN (37215)
KATİP : DERYA TÜRKSOY (121532)

Mahkemece verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstinaf taleplerinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:

TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında imzalanan abonelik sözleşmeleri gereğince davalı kurum tarafından davacı şirketten tahsil edilen kayıp-kaçak ve sayaç okuma bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 19.000.00 TL alacağın davalıdan faiziyle tahsilini talep etmiştir.

CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın usulden ve esastan reddini istemiştir.

MAHKEME KARARI: Mahkemece, taraflar arasında imzalanan elektrik enerjisi satışına ilişkin abonelik sözleşmesine istinaden davalı tarafından davacıdan tahsil edilen kayıp-kaçak bedeli ve sayaç okuma bedelinin yargılama sırasında yürürlüğe giren kanunla yasal dayanağının oluştuğu ve davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihteki mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihatları da gözetilerek hakkaniyet gereği davanın açılmasına sebebiyet veren davalı aleyhine yargılama gideri ve maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, davalı vekilince istinaf talebinde bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili, davanın reddedilmiş olmasına rağmen yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin, davalı yararına nispi vekalet ücretine hükmedilmemesinin AAÜT ile usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

GEREKÇE: Davada, elektrik abonesi olan davacıdan tahsil edilen kayıp-kaçak vs. bedelin davalıdan tahsili talep edilmektedir.

Taraflar arasında birden fazla Elektrik Abone Sözleşmesi'nin düzenlendiği ve sözleşmelerin halen geçerli olduğu anlaşılmaktadır.

Kayıp-kaçak, dağıtım ve iletim bedeli, sayaç okuma ve perakende satış hizmet bedeli ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.05.2014 tarih ve 2013/7-2454 E.- 2014/679 K. sayılı kararı ile Anayasa'nın "Vergi Ödevi" başlıklı 73.maddesinde "Herkes, kamu giderlerini karşılamak üzere, mali gücüne göre, vergi ödemekle yükümlüdür. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin muaflık, istisnalar ve indirimleriyle oranlarına ilişkin hükümlerinde kanunun belirttiği yukarı ve aşağı sınırlar içinde değişiklik yapmak yetkisi Bakanlar Kuruluna verilebilir" şeklindeki düzenlemeye göre kayıp-kaçak, sayaç okuma, dağıtım, perakende hizmet ve iletim bedeli uygulamasının EPDK kararları ve tebliğleri çerçevesinde uygulama arz eden kanunlar ve ikincil mevzuat hükümleri çerçevesinde EPDK tarafından belirlenerek uygulandığından bu tarihteki mevcut hukuki düzenlemenin EPDK'na sınırsız bir fiyatlandırma ve tarife unsuru belirleme hak ve yetkisi vermediği, özellikle kaçak elektrik bedellerinin kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmenin hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmadığı, bu faturalara yansıtılan diğer kalemlere ilişkin bedel miktarlarının şeffaflık ilkesi ile denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne kadar bedel ödendiğinin bilinmesinin de şeffaf hukuk devletinin vazgeçilmez unsuru olduğundan EPDK kararları ile bu bedellerin mevcut mevzuat kapsamında tüketicilerden alınması doğru bulunmayarak hukuka uygun olmadığı kabul edilmiştir.

Dava tarihinden sonra, 17.06.2016 tarihinde 29745 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun'un 21.maddesi ile 6446 sayılı Kanun'un 17.maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bent ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; Tüketici Hakem Heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır" hükmü getirilmiştir.

Ayrıca, 6719 sayılı Kanun'un 26.maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen Geçici 19.madde de; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur" ve Geçici 20.madde de ise, "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17.madde hükümleri uygulanır" hükmü düzenlenmiştir. Söz konusu maddeye göre Tüketici Hakem Heyetleri'nin ve mahkemelerin bu konuda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri geçmişe de etkili olarak sadece dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmıştır. Diğer bir ifade ile yerindelik denetimi yapılamayacağı kabul edilmiştir.

Dava tarihinden sonra yürürlüğe giren 6719 sayılı Kanun ile yapılan değişikliklerin Kanunun 17.06.2016 yürürlük tarihinden önceki dönemde geçerli olan EPDK kararlarına dayanılarak tahsil edilmiş dava konusu kayıp kaçak ve sayaç okuma bedelleri ile ilgili olarak açılan ve halen devam eden alacak davalarında da geçmişe etkili olacak şekilde uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.

Bundan başka, davanın devamı sırasında, dava konusu alacağın ödenmesi, menkul malın davacıya teslim edilmesi, gayri menkulün tahliye edilmesi gibi nedenlerle veya davanın açılmasından sonra yürürlüğe giren yeni bir kanun yada Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle davanın konusuz kalması mümkündür. Davanın konusuz kaldığının tespit edilmesi halinde, mahkemece; esas (asıl talep) hakkında "Davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" ilişkin hüküm kurulması gerekmektedir. Bu tür kararlar, hükümler gibi (eda, tespit, inşai) nihai kararlardandır. Mahkeme kararı, aynı zamanda dava konusu hakkın mevcut olmadığını da tespit ettiği için tespit hükmü niteliğindedir.

Davanın konusuz kalması halinde, mahkemece; yargılamaya devam edilerek davanın açıldığı tarih itibariyle hangi tarafın haklı olduğunun tespit edilmesi, o taraf lehine yargılama giderleri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekir. Başka bir deyişle, yürürlüğe giren yeni yasa nedeniyle konusuz kalan davada, yeni yasanın yürürlüğe girmemiş olması halinde, davanın açıldığı tarih itibariyle haklı olan ve davasını avukat ile takip eden taraf lehine "maktu vekalet" ücretine hükmedilmesi, yargılama giderlerinin ise karşı taraftan tahsiline karar verilmesi gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18.11.2009 tarih, 2009/18-421 E.-2009/526 K. sayılı ilamında "Dava tarihinde davasında haklı bulunan davacının, sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği" belirtilmiştir.

6719 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesinden önce alınan bilirkişi raporunda davacının 24.808.13 TL alacaklı olduğu açıklanmıştır.

Somut olayda, dosya kapsamı mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; kurulan hükümde isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile;

1-KDZ. EREĞLİ 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA)' nin 06/09/2016 tarih, 2015/146 E.-2016/328 K. sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2-İstinaf harçları peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,

3-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olmak üzere 06/12/2016 tarihinde karar verildi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder