20 Ekim 2016 Perşembe

İCRA CEZA MAHKEMESİ KARARLARININ İTİRAZ İNCELEMESİNDE YENİ HÜKÜM KURULMASI SORUNU


İCRA CEZA MAHKEMESİ KARARLARININ İTİRAZ İNCELEMESİNDE
YENİ HÜKÜM KURULMASI SORUNU

I. GİRİŞ:

Bu makalemizde icra ceza mahkemesi kararlarına karşı gidilen itiraz yolunda itirazı inceleyecek olan mahkemenin ne tür karar vermesi gerektiğini inceleyeceğiz. İcra ceza mahkemesi kararlarına karşı itiraz yolu açıktır. Ancak itiraza bakan mahkeme itirazı kabul ederse sadece kararı kaldırmakla mı yetinecektir yoksa yeni bir hüküm de kuracak mıdır? Uygulamada mahkemeler arasında bu konuda önemli farklılıklar bulunmaktadır.

II. İCRA CEZA MAHKEMESİ YARGILAMASI:

İİK 331 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan disiplin hapsi cezalarının uygulanacağı davaların yargılaması İİK m. 353 hükmü uyarınca 5271 sayılı CMK hükümlerine göre yapılır. İİK m. 331 ve devamı maddelerdeki eylemler için yapılan yargılamada uygulanan kanunlar her ne kadar teknik anlamda ceza hukuku olmasa da ceza yargılaması yapıldığı bir gerçektir. Bu nedenle CMK hükümleri bu maddelerin uygulandığı davalarda da uygulanmak zorundadır. İİK, TCK m. 5 anlamında ceza hükmü içeren özel kanun niteliğindedir. Bu sebeple yargılama baştan sona ceza yargılaması esasına göre yapılır.

III. İCRA CEZA MAHKEMESİ YARGILAMASINDA İTİRAZ YOLU:

Yukarıda açıkladığımız gibi icra ceza yargılamalarında CMK hükümlerinin uygulanması zorunludur. CMK m. 267 hükmüne göre “Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.” İtiraz yolu CMK’da düzenlenmiş olan olağan kanun yollarından biridir. İcra ceza yargılamasında da verilen mahkeme kararına karşı İİK m. 353 hükmü uyarınca asliye ceza mahkemesine itiraz yolu ile başvurulabilir. İtiraz süresi kararın tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren yedi gündür.

Mahkeme itirazı incelemesi için dosyayı o yerde icra mahkemesinin birden fazla dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye, son numaralı daire için birinci daireye, o yerde icra mahkemesinin tek dairesi bulunması hâlinde asliye ceza mahkemesine, icra mahkemesi hâkimi ile asliye ceza mahkemesi hâkiminin aynı hâkim olması hâlinde ise en yakın asliye ceza mahkemesine gönderir.

İtiraz yolunda tartışma yaratan ve uygulama farklılığına neden olan konu ise İİK m. 353’üncü maddenin ikinci fıkrasının son cümlesinde yazılı olan “İtiraz incelemesi neticesinde verilen karar kesindir” hükmüdür. İtiraz incelemesi neticesinde verilen kararın kesin olması tam olarak neyi ifade etmektedir? İtiraza bakan mahkemenin kararın kaldırılmasına karar vermesi durumunda yeni hüküm kuracağı ve bu hükmün kesin olduğunu mu; yoksa itiraza bakan mahkemenin sadece “kararı kaldırması kararının” kesin olduğunu mu? Bu durumda itiraz üzerine verilen “kararın kaldırılması kararı” üzerine ilk kararı veren mahkemenin yeniden karar vermesi mi gerekecektir? Bu konuda iki farklı görüş bulunmakta olup her iki görüşün de aşağıda incelemesini yaptık.

IV. İTİRAZA BAKAN MAHKEMENİN YENİ HÜKÜM KURMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNAN GÖRÜŞ:

Ceza yargılamasında itiraz yolu olağan kanun yollarından biridir. Kanun yolu, verilen kararların hukuk uygunluğunun denetlenmesi için öngörülen başvuru yoludur. Bu nedenle verilen kararın esastan ve usulden hukuka uygunluğunun denetlenmesi yapılır. CMK’da iki tür kanun yolu belirlenmiştir. Biricisi hakim ya da mahkeme kararının kararı veren mahkemeyi takip eden bir sonraki mahkemeye ya da ağır ceza çevresindeki mahkemeye itiraz edilmesi yolu diğeri ise 20 Temmuz 2016 tarihinden itibaren yürürlüğe giren istinaf yolu ile Bölge Adliye Mahkemesi’ne ya da temyiz yolu ile Yargıtay’a gidilmesi yoludur.

İİK m. 353’e göre yapılacak itirazlar birinci kapsamda yer alan türden itirazlardır. Ancak bu durum itiraz yerinin davanın esasında inceleme yapmasını engellememektedir. Nitekim CMK m. 271/II’ye göre “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.” Konu bu madde kapsamında değerlendirildiğinde itiraz yerinin kararın kaldırılmasına karar vermesi durumunda aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar vermesi gerekecektir. Bu madde incelemenin dar kapsamlı yapılacağını ancak esasa da girilebileceğini göstermektedir. Yani yapılan itiraz esasa ilişkin ise sadece o esasa ilişkin konu hakkında karar verilecektir. Yargılama baştan sona yenilenmeyecektir. İtiraz yalnız usule ilişkin ise bu durumda sadece usule ilişkin bir inceleme yapılacak başkaca bir konu değerlendirilmeye alınmayacaktır. Bu durum ceza yargılamasında belki de taleple bağlı kalınan tek durum olma özelliğini göstermektedir.

V. YENİ HÜKMÜ KARARI VEREN MAHKEMENİN KURMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNAN GÖRÜŞ:

İtiraz üzerine kararın kaldırılmasından sonra yeni hükmü kararı veren mahkemenin kurması gerektiğini savunan görüşün hukuki gerekçesi ise aynı derecede kuvvetli değildir. Bu görüş itiraz üzerine verilen kararın kesin olması nedeniyle eğer usul hükümleri açısından bir yanlışlık yapılacak olursa bu durumda bunun düzeltilmesi için gidilecek bir yer olmadığı gerekçesine dayanmaktadır. Örneğin itiraz incelemesini yapan mahkeme yargılama giderlerinin hesaplanması bakımından bir hata yaparsa buna karşı başvurulacak bir yer olmadığını savunmaktadır. Ancak bu durum kararı kesin olan bütün kanun yolları için geçerlidir. Ayrıca yargılama giderleri işin esası ile değil usulü ile ilgili olup her zaman hükmün tavzihi yani düzeltilmesi yoluna da gidilebilir. Bu talebin kabul edilmemesi durumunda ise usul yönünden yine istinaf ve temyiz yolunun açık olduğu fikrindeyim.

Özellikle Ankara adliyesinde hakim kararlarına karşı itiraz yolunda asliye ceza mahkemeleri yeniden karar verme yoluna gidilirken, CMK m. 231’e göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında ağır ceza mahkemeleri sadece hükmü kaldırmakla yetinmekte ve yeni karar vermemektedirler. Dosya ilk kararı veren mahkemeye gönderilmekte ve yine ilk kararı veren mahkemece yeni karar verilmektedir.

VI. HUKUKEN OLMASI GEREKEN:

İİK m. 353 ve CMK m. 271/II birlikte değerlendirildiğinde CMK m. 271/II’de yer alan “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir.” hükmü tartışmaya yer vermeyecek derecede açıktır. İtiraz üzerine itirazı incelemeye yetkili olan yer eğer verilen kararı kaldırırsa yerine itiraz konusu hakkında yeni bir hüküm kurmak zorundadır. İİK m. 353’de yer alan “İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir” hükmü ise itiraz yerinin itiraz konusu hakkında vereceği kararın kesinliğini ifade etmektedir. Zaten itiraz üzerine kararı da itiraz edilen yargı yeri verir. Yani maddenin sözel yorumu da bu durumu çok iyi ifade etmektedir.

VII. SONUÇ:

İİK m. 353’e göre yapılan itirazlarda asliye ceza mahkemeleri eğer kararın kaldırılmasına ya da değiştirilmesine karar verirlerse bu durumda yeni kararı yine asliye ceza mahkemeleri verecektir. Bu durumda CMK m. 231’e göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarında Ankara ağır ceza mahkemelerinin uygulamasının yanlış olduğunu söyleyebiliriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder