29 Eylül 2016 Perşembe

ADİ ORTAKLIK KÂR PAYININ BANKA HESAPLARINDA HACZİ


ADİ ORTAKLIK KÂR PAYININ
BANKA HESAPLARINDA HACZİ
I. GİRİŞ:

Ülkemizde en sorunlu ortaklıkların başında adi ortaklıklar gelmektedir. Bu tür ortaklıklar her şeyden önce tüzel kişiliğe sahip olmamaları nedeniyle gerek ortaklar arasındaki ilişkiler gerekse alacaklıların haklarının korunması açısından çok ciddi sorunlar yaratmaktadırlar. Bütün bunların üzerine bankaların bu ortaklıkların durumunu suistimal eden tutumları da eklendiğinde adi ortaklıklar tam anlamıyla karmaşık bir durum almaktadır. Bu makalemizde bankaların da içinde olduğu somut olay özelinde bu konuyu inceleyeceğiz.

II. ADİ ORTAKLIKLARIN HUKUKİ NİTELİĞİ:

Ülkemiz hukukunda adi ortaklıkların tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Bu nedenle de Türk Ticaret Kanunu kapsamında değil 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Ortaklığı temsil için bir ortağın görevlendirilebilmesi hukuken mümkün olsa da adi ortaklığın tüzel kişiliğinin bulunmaması ortakların bir çok konuda birlikte hareket etmelerini zorunlu kılmaktadır. Ancak bu ortak hareket etme zorunlulukları hiç bir zaman tüzel kişiliği olan bir şirket şeklinde gerçekleşmez. Adi ortaklıklarda ortakların birlikte hareket etmelerini zorunlu kılan durumlarda bile mutlaka ortakların ayrı ayrı iradelerinin bir araya gelmesini gerektiren durumlar bulunmaktadır. Aşağıda incelemesini yaptığımız somut olayda da böyle bir durum gerçekleşmiştir.

III. ORTAKLARIN BANKADAKİ ORTAKLIK PARALARINI PAYLAŞMAMALARI:

Makalemize konu olay şu şekilde gerçekleşmiştir. Aralarında adi ortaklık bulunan iki kişi bu ortaklıktan kazandıkları paraları özel bir bankada açtıkları “adi ortaklık hesabı” isimli bir hesapta tutmakta ve bu paraları uzun süre paylaşmamaktadırlar. Ortakların birlikte davalı olarak taraf olarak bulundukları ancak ortaklığın davalı olmadığı bir davanın aleyhlerine sonuçlanması üzerine bu dava konusu alacak ve yargılama giderleri için ilamlı icra takibi başlatılmıştır. Alacaklı ortakların özel bankada bulunan bireysel hesaplarının, ortak hesaplarının ve adi ortaklık hesaplarındaki paylarına düşen kısmının haczi için bankaya haciz yazısı göndermiş ancak banka bireysel hesaplarla ortak hesaplara haciz konulabileceğini ancak “adi ortaklık hesabı” için haciz uygulamasının yapılamayacağını belirterek haciz yazısına itiraz etmiş, yazının tekrar gönderilmesi üzerine de icra hukuk mahkemesinde şikâyet yoluna gitmiştir.

IV. ADİ ORTAKLIK ADIN BANKA HESABI AÇILABİLİR Mİ?

Şikâyetçi bankada bulunan ve banka tarafından “adi ortaklık hesabı” adı ile isimlendirilen hesabın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre adi ortaklıkların tüzel kişiliklerinin bulunmaması nedeniyle adeta bir tüzel kişilik hesabı gibi hukuki değerlendirilmeye bağlı tutulması mümkün değildir. Bu nedenle söz konusu hesap ister ortak murislerinden intikal eden hesap olsun, ister ortak murislerinden intikal eden bir işletmenin kazançlarının biriktirildiği bir hesap olsun isterse iki kişinin kurduğu bir adi ortaklığın kazancını biriktirmek için olsun niteliği itibariyle iki kişi ya da daha fazla kişi adına açılmış ortak hesaptır. Bu nedenle bankanın ortak hesap olarak açılmış olan bir hesap açma işlemini tüzel kişiliğe ait bir hesap gibi değerlendirmesi ve bu hesap üzerinde yapılacak mahkeme ya da icra işlemlerinde adi ortaklık adına verilmiş bir karar araması adi ortaklığı tüzel kişiliği olan bir hukuki duruma sokmak anlamına gelir. Bu nedenle bankaların bu isim altında hesap açmaları ancak “kişilerin ortak hesabı” olarak değerlendirilebilir.

V. ALACAKLILARIN KÂR PAYINA HACİZ KOYDURMA HAKLARI:

Alacaklıların adi ortaklığın tasfiyesinde ortakların tasfiye payları üzerine haciz koydurma hakları bulunmaktadır. Bu bilgiden yola çıkılarak alacaklıların adi ortaklıkta biriken kâr payına alacakları oranında haciz koydurma haklarının bulunduğunu da söyleyebiliriz. Nitekim Yargıtay 12. HD'nin 2015/30904 Esas ve 2016/6408 Karar 07.03.2016 Tarihli kararında da bu durum açıkça belirtilmiştir.

Aynı kararda “ortaklığa ait kazancın ortaklar arasında taksim edilmediği bir aşamada adi ortaklığın yaptığı işin karşılığında üçüncü kişiden olan alacağının haczinin mümkün olmayacağı” da belirtilmiştir. Bu durumda iki olasılıkla karşı karşıya kalınmaktadır. Adi ortaklık sözleşmesinde kâr payının ne zaman paylaşılacağına ilişkin bir hüküm varsa ortaklık kâr payının bu tarihte paylaşılacağı kabul edilerek bankanın bu tarih itibariyle ortak hesaptaki parayı kendisine gönderilen haciz yazısındaki miktarı dikkate alarak icra dosyasına göndermesi gerekmektedir.

Eğer adi ortaklık sözleşmesinde kazancın ortaklar arasında taksim edilmesi konusunda bir açıklama bulunmuyorsa bu durumda vergi yasalarından yararlanarak çözüm üretilmelidir. Şöyle ki; adi ortaklıkta tüzel kişilik bulunmadığından vergi kanunlarımız gereği her bir ortak Aralık ayı itibariyle ayrı ayrı beyanname vermekle yükümlüdür. Bu beyannamelerinde bütün bir yıl boyunca ne kadar kazandıklarını beyan etmekle yükümlüdürler. Ortaklık paylarının paylaşılması sağlanmadan bu beyannameyi vermeleri de muhasebe hesaplamaları nedeniyle mümkün değildir. Bu durumda sözleşmede kâr payının ne zaman paylaşılacağına ilişkin bir hüküm olmayan durumlarda adi ortaklık kâr payının günü gününe paylaşılacağının kabulü gerekir. Bankanın da haciz yazısının kendisine gelmesinden sonra derhal hesapta bulunan paradan haciz yazısındaki miktara göre kesintiyi yapıp icra dosyasına yatırması gerekir. Aksi takdirde yetki icra memurunun emrini yerine getirmeme suçunu işlemiş olurlar.

VI. SONUÇ:

Yukarıda açıkladığımız gerekçelerle bankaların “adi ortaklık hesabı” adı altında hesap açmaları adi ortaklıkların tüzel kişiliklerinin olmaması nedeniyle hukuken mümkün değildir. Açılmış bu tür hesaplar gerçek kişiler adına oluşturulmuş ortak hesap niteliğindedir. Bankaların bu hesaplara yönelik olarak gönderilen haciz yazılarına İİK hükümlerine göre cevap vermeleri ve hesapta para bulunuyorsa icra dosyasına yatırmaları gerekmektedir. Bu işlemi geciktirebilecek tek durum adi ortaklık sözleşmesinde kâr payının paylaşılması için belli bir tarihin belirlenmiş olmasıdır. Bu durum da bile hesap sahibi borçlu ya da borçlular hesaptaki parayı adi ortaklık sözleşmesinde belirtilen kâr paylaşma tarihinden önce çekmek isterlerse bankanın haciz işlemini derhal yerine getirmesi ve arta kalan parayı hesap sahiplerine vermesi gerekir. Bütün bunları yaparken bankanın haciz işlemine konu alacakta adi ortaklığın taraf olması gibi bir koşul araması da mümkün değildir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder