2 Nisan 2016 Cumartesi

ÖN İNCELEME AŞAMASINDA YETKİ İTİRAZI

CEVAP HAKKININ HİÇ KULLANILMAMASI YA DA YETKİ İTİRAZINDA BULUNULMAMASI DURUMUNDA ÖNİNCELEME AŞAMASINDA
İLERİ SÜRÜLEN YETKİ İTİRAZININ HUKUKİ DURUMU

I. GİRİŞ:

Bu makalemizde yetki itirazında bulunma hakkının ve süresinin hukuki niteliğini tartışacağız. Yetki itirazı yeni HMK’da eskisinden çok da farklı düzenlenmiş değildir. Ancak yetki itirazının ön inceleme duruşması ile birlikte ele alınması durumunda HMK maddelerinin kaleme alınış şekli nedeniyle ayrık bir durum olabileceği ve davacı tarafın ön inceleme duruşmasına katılmaması durumunda yetki itirazında bulunmamış ya da davaya hiç cevap vermemiş olan davalının yeniden yetki itirazında bulunma hakkı olduğu yönünde uygulamada ve öğreti de farklı görüşler ortaya çıkmıştır.

II. YETKİ İTİRAZI NEDİR:

Yetki itirazı HMK ya da başka kanunlarla belirlenmiş olan mahkemelerin kesin olmayan yetkilerine davalı tarafın yetkili mahkemeyi göstererek ve birden fazla yetkili mahkeme varsa bunlardan hangisini seçtiğini belirterek cevap dilekçesi ile yaptığı itirazdır. Yetki itirazında üç unsur ortaya çıkmaktadır. Birincisi davanın açıldığı mahkeme kesin yetkili olmayacaktır. İkincisi yetki itirazında bulunan taraf yetkili mahkemeyi itirazında gösterecek ve birden fazla yetkili mahkeme varsa bunlardan hangisini tercih ettiğini belirtecektir. Üçüncüsü ise yetki itirazı davalının cevap dilekçesi ile yapılacaktır. Makalemizin konusunu oluşturan olay da yetki itirazının cevap süresi içinde yapılacak olmasıdır.

III. YETKİ İTİRAZININ SÜRESİ:

HMK m. 19/II’ye göre yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Bu madde yetki itirazının cevap dilekçesinde ileri sürülmesini öngördüğünden HMK m. 127’de cevap dilekçesini verme süresinin, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki hafta olarak düzenlenmiş olması nedeniyle yetki itirazında bulunma süresi de iki haftadır. Ancak verilen cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunulmadıysa daha sonra iki haftalık süre geçmemiş olsa bile yetki itirazında bulunulması hukuken mümkün değildir. Çünkü HMK m. 19/II yetki itirazında bulunma hakkını cevap dilekçesinde ileri sürme koşuluna bağlamıştır. Bu nedenle cevap süresi içinde de olsa yetki itirazının cevap dilekçesinden bağımsız olarak ileri sürülmesi hukuken mümkün olamayacaktır. Bu yasal düzenleme yetki itirazının ve itirazda bulunma süresinin hem davaya cevap hakkına bağlı olduğunu hem de hak düşürücü süre niteliğinde olduğunu göstermektedir.

IV. ÖN İNCELEME DURUŞMASINDA YETKİ İTİRAZINDA BULUNULMASI:

Davalı hiç cevap dilekçesi vermemişse ya da cevap dilekçesi vermiş ama cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmamışsa bu durumda bir daha yetki itirazında bulunamaz. Tartışma yaratan konu ön inceleme aşamasında davacının duruşmaya mazeretsiz gelmemesi durumunda HMK m. 141’in karşı tarafa tanıdığı davacının muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilme ya da değiştirebilme hakkıdır. Karşıt görüş, HMK m. 141’e göre ön inceleme duruşmasına taraflardan birinin gelmemesi durumunda diğer tarafın iddia veya savunmasını genişletebilme ya da değiştirebilme hakkı varsa daha önce yetki itirazında bulunmayan davalı tarafın, davacı tarafın yokluğunda ön inceleme duruşmasında HMK m. 141’in sağladığı haktan yararlanarak yetki itirazında bulunabileceğini ileri sürmektedir. Bu görüş yetki itirazını davalı tarafın iddia veya savunmalarının kapsamı içinde değerlendirmektedir.

V. YETKİ İTİRAZI VE SAVUNMANIN DEĞİŞTİRİLMESİ VEYA GENİŞLETİLMESİ YASAĞININ KARŞILAŞTIRILMASI:

Savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağı davanın esasına ilişkin davalı tarafın tezlerini kapsamaktadır. Bu yasak kapsamına davanın yargılama yöntemine ilişkin olarak davalı tarafın ortaya koyacağı usul hükümleri de girer mi? Biraz daha açık söyleyecek olursak bir davada “borcum yoktur” savunması ile “borcum var ama ödedim” savunması davanın esasına ilişkin savunmalar olup bunların cevap dilekçesinde belirtilmesinden sonra değiştirilmesi ya da genişletilmesi HMK m. 141’e göre ancak ikinci cevap dilekçesinde mümkün olur. Yetki itirazı ise davanın esasına ilişkin olmayıp davanın yargılamasının hangi mahkemede yapılacağına ilişkin usulü bir itirazdır. Bu nedenle savunmanın değiştirilmesi veya genişletilmesi yasağı kapsamında ele alınarak bu yasağın istisnalarını düzenleyen HMK m. 141 çerçevesinde değerlendirilmesi bizce hukuken mümkün değildir.

VI. YETKİ İTİRAZININ İKİNCİ CEVAP DİLEKÇESİNİN VERİLMESİ AÇISINDAN İNCELENMESİ:

Yukarıda belirttiğimiz gibi HMK m. 141/I’e göre iddia veya savunmaların genişletilmesi ya da değiştirilmesi yasağı davalı açısından ikinci cevap dilekçesi ile başlamaktadır. Tarafların ikinci dilekçelerini düzenleyen HMK m. 136 davaya cevap aşamasında yapılmayan yetki itirazının “cevaba cevap” aşamasında yapılabileceğine ilişkin bir hüküm içermemektedir. Yani cevap dilekçesinde davalının ileri sürdüğü iddia ve savunmalar ikinci cevap dilekçesinde serbestçe değiştirilebilir ancak cevap dilekçesinde bulunulmayan yetki itirazı ileri sürülemez. Gerek HMK m. 19/II gerekse 141 ve 136’ıncı maddenin birlikte ele alınmasından ortaya çıkan sonuç budur. Bu durumda iddia ve savunmaların genişletilmesi ve değiştirilmesi imkânının tanındığı ikinci cevap dilekçesinde yetki itirazına ilişkin bir hak tanınmamıştır. Bu da yasa koyucu tarafından yetki itirazının iddia ve savunma kapsamında değerlendirilmediğinin bir başka göstergesidir.  Yasa koyucu tarafından iddia ve savunma kapsamında değerlendirilmeyen bir itirazın HMK m. 141’de düzenlenmiş olan ön inceleme duruşmasında ki iddia ve savunmanın duruşmaya gelmeyen taraf yokluğunda genişletilip değiştirilebileceğine ilişkin ayrık durum kapsamında değerlendirilmesi de mümkün değildir.

VII. SONUÇ:

Davalı esasa cevap süresi içinde yetki itirazında bulunmadıysa ya da cevap vermediyse HMK m. 19/II’ye göre yetki itirazında bulunma süresini kaçırmıştır. Baki Kuru’da altı ciltlik Hukuk Muhakemeleri Usulü kitabı cilt 1 s. 578’de aynı görüştedir. Bu nedenle daha sonra davacı ön inceleme duruşmasına katılmayacak olursa davalı iddia veya savunmalarını değiştirip genişletebilir ama süresini kaçırdığı yetki itirazını ileri süremez. Çünkü hem itiraz süresini kaçırmıştır, hem davacının öninceleme duruşmasına gelmemesi süreyi yeniden canlandırmaz hem de yetki itirazı davanın esasına ilişkin iddia veya savunmaya ilişkin değildir.

Tarafların ikinci dilekçelerini düzenleyen HMK m. 136 davaya cevap aşamasında yapılmayan yetki itirazının “cevaba cevap” aşamasında yapılabileceğine ilişkin bir hüküm içermediğine göre HMK m. 141/1’de ki; 

“Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez” hükmü yetki itirazında uygulanamaz.

Yani öninceleme aşamasında karşı taraf muvafakat etse de, duruşmaya gelmese de yetki itirazı yeniden ileri sürülemez. Esasa cevap dilekçesinin verilmesi ya da hiç verilmemesi ile yetki itirazı hakkı bitmiştir. Ayrıca esasa cevap süresi HMK’da açıkça yazmasa da hak düşürücü süredir. Hak düşürücü sürenin yeniden canlandırılması, durması ya da kesilmesi de söz konusu değildir.

Bu nedenlerle cevap dilekçesi vermeyen ya da cevap dilekçesinde yetki itirazında bulunmayan davalının davacının yokluğunda öninceleme duruşmasında yetki itirazında bulunması mümkün değildir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder