17 Temmuz 2014 Perşembe

MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVALARI (GERİ ALIM DAVALARI)

MİRAS SEBEBİYLE İSTİHKAK DAVALARI
(GERİ ALIM DAVALARI)

I. GİRİŞ:

Miras bırakan kişilerin ölmeden önce özellikle yakın akrabalarına verdikleri vekâletlerle bir takım satış işlemleri ya da alım işlemleri yaptırmaktadırlar. Bu hukuki işlemlerin sonucunda miras bırakana verilmesi gereken para ya da eşyaların miras bırakanın almadan ölmesi durumunda miras bırakanın mirasçıları bu mal ve paralarda hak sahibi olmaktadırlar. Mirasçıların hak sahibi oldukları bu para ve eşyaları geri alabilmeleri için sıkça başvurdukları dava çeşitlerinden biri de miras sebebiyle istihkak/geri alım davalarıdır.

Bu tür davaların konularından birini miras bırakanın kendi köyündeki ya da miras bırakanın yurt dışında olması halinde Türkiye’de ki taşınmazlarını satması için kardeşine ya da çocuklarından birine vekâlet vermesi ve satış parasını alamadan ölmesi durumu oluşturmaktadır. Bir diğer konu ise ticaretle uğraşan miras bırakanın satın aldığı bir malın bedelini ödediği halde malın teslimi gerçekleşemeden ölmesi halidir. Bu ve benzeri durumlarda miras bırakana vermesi gereken para ya da eşyayı vermeyen kişiye karşı mirasçıların istihkak/geri alım davası açma hakları bulunmaktadır. Bu makalemizde bu konuyu inceleyeceğiz. Daha önce yine bu blogda “Zamanaşımına Uğrayan Hesapların Mirasta İstihkak Davası” başlığı ile yayınladığımız makalemizde kısmen bu konuya değinmiştik.

II. DAVANIN TARAFLARI:

Türk Medeni Kanunu m. 637/I’e göre “Yasal veya atanmış mirasçı, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek miras sebebiyle istihkak davası açabilir.”

Maddede yer alan “yasal mirasçı” ifadesi TMK’na göre mirasçılık hakkını elinde bulunduranları, “atanmış mirasçı” ifadesi de yine TMK’na göre vasiyetname ve diğer yollarla mirasçı sıfatını kazananları ifade etmektedir. Bu maddenin uygulaması açısından tereke malını elinde bulunduran kimse ise miras bırakanın malını ya da parasını elinde bulunduran kişidir. Örnek vererek açıklayacak olursak; miras bırakanın köyündeki taşınmazlardan birini satması için kardeşine ya da çocuklarından birine vekâlet vermesi ve bu vekâletle satış işlemini yapmasından hemen sonra ölmesi durumunda satış parasının ölenin mirasçılarına teslimi gerekir. Miras bırakanın vekâlet verdiği akrabasının satış parasını mirasçılara teslim etmemesi durumunda vekâlet alan kişi ya da akraba miras sebebiyle istihkak/geri alım davasının davalısı olarak gösterilecektir.

            III. DAVA AÇMA SÜRESİ:

Türk Medeni Kanunu m. 639’a göre “Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyi niyetli davalının terekeyi veya tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde miras bırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İyi niyetli olmayanlara karşı zamanaşımı süresi yirmi yıldır.”

Miras sebebiyle istihkak davası için bu madde de öngörülen zamanaşımı süresinin başlaması davacının mirasçı olduğunu öğrenmesi ve davalının da tereke malını/miras malını elinde bulundurduğunu öğrenmesinin gerçekleşmesinden sonradır.

Mirasçı, mirasçı olduğunu öğrendikten sonra bir yıllık süre dolsa da bundan sonra iyi niyetli davalıda tereke malının bulunduğunu öğrenmişse eğer iki durumun yani mirasçılık ve tereke malının davalıda bulunduğunun öğrenilmesinin birleştiği tarihte bir yıllık zamanaşımı süresi başlar. Bu iki durumun birleştiği tarih en fazla miras bırakanın ölümünün ya da vasiyetnamenin açılmasından sonra on yıl dolmadan gerçekleşmelidir. On yıl geçtikten sonra dava açılamaz. 

            Uygulamada sıkça karşılaşıldığı gibi somut olaylarda genelde vekâletle yapılan satış paralarının alınamamasından kaynaklı uyuşmazlıklar ortaya çıkmakta ve vekâlet akdi için TBK’da öngörülen beş yıllık zamanaşımı süreleri dikkate alınarak dava açılmaktadır. Hal bu ki vekâlet akdini sona erdiren durumlardan biri de vekâlet verenin yani miras bırakanın ölümüdür. Bu durumda vekâlet akdi sona erer. Ayrıca vekâlet akdinin tarafları vekâlet veren ve vekildir. Bunların mirasçıları bu sözleşmenin tarafı değildir. Bu sebeple TBK’da ki sözleşmeler için öngörülen beş yıllık zamanaşımı süresi değil, TMK m. 639’da ki miras nedeniyle istihkak/geri alım davaları için öngörülen zamanaşımı süresi geçerlidir.

IV. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:

Miras sebebiyle istihkak/geri alım davasında görevli mahkeme Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2/I’de yer alan Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir” hükmüne göre asliye hukuk mahkemeleridir.

V. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME:

HMK m. 11/I,a’ya göre miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Bu sebeple ölen kimse Türk Medeni Kanunu’na göre yerleşim yerini son olarak nerede belirlediyse o yer mahkemesi davaya bakmaya yetkilidir. Bu hükmün tek istisnası yine HMK m. 11/II’de gösterilmiştir. Buna göre “Terekede bulunan bir mal hakkında açılmak istenen istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti zamanında mal nerede bulunuyorsa, orada da açılabilir.” Miras bırakanın terekesinin yazımı ya da tespiti esnasında malının bulunduğu yeri de yasa koyucu yetkili mahkeme olarak belirlemiştir. Her iki yetki maddesi de davayı açacak tarafa seçimlik hak vermekte olup birinin tercih edilmesi yeterlidir.

VI. DAVANIN ESASI:

Davacı mirasçı davalıya karşı açacak olduğu davada; kendisinin mirasçı olduğunu, davalıya nazaran mirasta üstün hak sahibi olduğunu ve davalının tereke malına zilyet bulunduğunu ispat etmekle yükümlüdür.

Davacı mirasçı davalıya çekeceği ihtarnamede malın iadesinin gerektiği tarihten itibaren faiz istemişse dava dilekçesinde de faize bu tarihten itibaren hükmedilmesini talep edilebilir. Aksi takdirde dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekecektir.

Davacı mirasçının talebi ya da mahkemenin uygun görmesi ile dava konusu alacak miktarının hesabı için hesap uzmanı bilirkişi incelemesi de yaptırılabilir.

Yargılama neticesinde mahkeme davayı kısmen ya da tamamen kabul ederse davalı mahkeme hükmüne göre tereke malını iade etmek ya da mahkemenin hükmettiği rakamı mirasçılık hissesi oranında davacıya ödemek zorundadır.


Mirasçılık hissesinin tespitinde mirasçılık belgesi esas alınacağı için dava açılırken mirasçılık belgesinin bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi gerekir.