1 Ağustos 2013 Perşembe

MİRAS PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİ

MİRAS PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİ

I. GİRİŞ:

Ülkemizde vasiyetname yapma alışkanlığımız bulunmamaktadır. Bu nedenle miras bırakanın ölümünden sonra terekenin nasıl paylaşılacağı konusunda uyuşmazlıklar çıkmakta bu uyuşmazlıklarda çoğu zaman yargıya yansımaktadır. Ancak mirasçıların tereke mallarını paylaşmak konusunda anlaşma yapmaları ve bu anlaşmaya göre hareket etmeleri hukuken mümkündür. Türk Medeni Kanunu’nun 676 ve devamı maddeleri miras paylaşım sözleşmesine ilişkin hükümleri düzenlemiştir. Bu makalemizde miras paylaşım sözleşmesinin nasıl yapılacağını ele alacağız.

II. MİRAS PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİNİN BAĞLAYICILIĞI:

TMK m. 676’ya göre “Mirasçılar arasında payların oluşturulması ve fiilen alınması veya aralarında yapacakları paylaşma sözleşmesi mirasçıları bağlar.” Bu nedenle miras paylaşım sözleşmesinin iyi incelenmesi gerekir. Miras paylaşım sözleşmesinin bağlayıcılığı TBK hükümlerine göre sözleşme serbestîsi ilkesine uygun şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Yapılan miras paylaşım sözleşmesi öncelikle kanuna, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı olmayacak ve konusu da imkânsız olmayacaktır. Aksi takdirde yapılan sözleşme ya da sözleşme hükümleri TBK m. 27 uyarınca kesin olarak hükümsüz olur. Çünkü TMK m. 680 Türk Borçlar Kanunu’nun geçersizliğe ilişkin genel hükümlerinin, paylaşma sözleşmeleri hakkında da uygulanacağını açıkça belirtmiştir. TMK m. 680’de bu hüküm bulunmasaydı da TBK’nun geçersizliğe ilişkin hükümleri yine uygulama alanı bulurdu. Çünkü TBK, TMK’nun beşinci kitabı ve onun ayrılmaz bir parçası niteliğinde olduğu TBK m. 646’da açıkça yazılıdır. 

III. MİRAS PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİNİN KURUCU ŞEKİL ŞARTI:

Paylaşma sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına bağlıdır. Yazılı şekilde yapılmayan miras paylaşım sözleşmeleri hiçbir şekilde geçerli değildir. Bu nedenle miras paylaşım sözleşmelerinin aksi ancak yazılı belge ile ispat edilebilir. Tanık beyanı ile çürütülmesi hukuken mümkün değildir.

Bir diğer geçerlilik koşulu ise mirasın açılmış olmasıdır. Miras bırakanın katılması veya izni olmaksızın bir mirasçının henüz açılmamış bir miras hakkında diğer mirasçılar veya üçüncü bir kişi ile yapacağı sözleşmeler geçerli değildir. Eğer böyle bir sözleşme yapılmış ve bir takım edimler yerine getirilmişse mirasın açılmasından sonra yerine getirilmiş olan edimlerin geri verilmesi istenebilir.

IV. MİRAS PAYLAŞIM SÖZLEŞMESİNDE YER ALACAK KONULAR:

Mirasın paylaşılmasını isteme hakkı mirasçılara aittir. Mirasçı olmayanların miras paylaşım sözleşmesi yapma hakkı bulunmamaktadır.

Miras paylaşım davasında mirasa dâhil olan bütün mallar göz önünde tutulur. Mirasın paylaşılmasına aynen ya da satış yolu ile karar verilebilir.

Taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırma yapılabileceği gibi, mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasında bir fark doğarsa bu fark daha değerli taşınmazı alan mirasçıdan daha az değerli taşınmazı alan mirasçıya para ödenmesi şeklinde denkleştirme yapılarak giderilebilir.  

Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; mirasçılar bu malın veya terekenin paylaşılması erteleyebilirler.

TMK m. 647’ye göre miras bırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla paylaşmanın nasıl yapılacağı ve payların nasıl oluşturulacağı hakkında kurallar koymuşsa bu kurallar, mirasçılar için bağlayıcıdır. Bu yüzden miras paylaşım sözleşmesine miras bırakanın koyduğu kurallara aykırı hüküm konulamaz. Aksi ölüme bağlı tasarruftan anlaşılmadıkça, miras bırakanın tereke malını bir mirasçıya özgülemesi, vasiyet olmayıp sadece paylaştırma kuralı sayılır. Miras taksim sözleşmesi de bu kurala göre düzenlenir.

Mirasçılar tereke borçlarının paylaşmadan önce ödenmesine veya güvenceye bağlanmasına karar verebilirler. Çünkü miras paylaşıldıkta sonra da tereke borçlarından müteselsilen bütün mirasçıların sorumluluğu devam edecektir.

Miras bırakan ölmeden önce mirasçılarından birine borç vermiş olabilir. Bu durumda miras bırakanın mirasçıdaki alacağı, paylaşma sırasında o mirasçının payına mahsup edilir.

Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa miras paylaşımı çocuğun doğumuna kadar ertelenir. Bu süre içinde çocuğu taşıyan anne muhtaç durumda ise, doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilir.

V. EL BİRLİĞİ MÜLKİYETİNİN PAYLI MÜLKİYETE DÖNÜŞTÜRÜLMESİ:

Miras açıldığında mirasçıların miras malları üzerindeki ortaklıkları elbirliği mülkiyetidir. Eski medeni kanunumuzdaki ifadesi ile iştirak halinde mülkiyettir. Bu durumdaki mirasçılar terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. El birliği mülkiyeti TMK m. 701 hükümlerine göre kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla ortaklarının her birinin hakkının ortaklığa giren malların tamamına yaygın olan mülkiyet türüdür.

El birliği mülkiyetinin esasları aşağıdaki gibidir.

— Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir.

— Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir.

— Sözleşmeden doğan topluluk devam ettiği sürece, paylaşma yapılamaz ve bir pay üzerinde tasarrufta bulunulamaz.

— Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.

Bu hükümlerden de anlaşılacağı üzere el birliği mülkiyetinin idaresi için oy birliği gerekmektedir. Maliklerin tasarruf hakkı da önemli ölçüde kısıtlanmaktadır. Yükümlülükler kanunla belirlendiği için değiştirilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle miras paylaşım sözleşmesiyle mirasçılar, tereke mallarının tamamı veya bir kısmı üzerindeki elbirliği mülkiyetinin miras payları oranında paylı mülkiyete dönüştürülmesini de kabul edebilirler.

VI. PAYLAŞMANIN TAMAMLANMASINDAN SONRA MİRASÇILARIN BİRBİRLERİNE KARŞI SORUMLULUĞU:

Paylaşmadan sonra mirasçıların birbirlerine karşı sorumlulukları bitmemektedir. Paylaşmanın tamamlanmasından sonra mirasçılar, paylarına düşen mallar için birbirlerine karşı satım hükümlerine göre sorumludurlar.

Terekenin alacakları varsa ve paylaşma esnasında bu alacaklar mirasçılara ayrı ayrı özgülenmişse mirasçılar, her birine özgülenmiş olan alacakların varlığını birbirlerine karşı garanti etmiş sayılırlar. Eğer söz konusu alacağın olmadığı ya da olup da tahsil edilemediği durumlarda diğer mirasçılar alacak miktarından payları oranında sorumludurlar. Bu sorumluluk adi kefil sorumluluğudur. Bunun tek ayrık durumu borsaya kayıtlı olan kıymetli evraktır. Borsaya kayıtlı kıymetli evrakta bu hüküm geçerli değildir.

Mirasçıların bu konu ile ilgili uyuşmazlığa düşmeleri halinde açılacak garantiye ve kefalete  dayanan dava, paylaşma tarihinin veya daha sonra yerine getirilecek alacaklarda muacceliyet tarihinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

VII. TEREKE BORÇLARINDA MİRASÇILARIN RÜCU HAKKI:

Miras paylaşım sözleşmesinde ödenmesi kendisine yükletilmemiş olan bir tereke borcunu ödemek zorunda kalan ya da paylaşıma göre üzerine aldığı miktardan fazlasını ödeyen mirasçı, diğer mirasçılara payları oranında rücu edebilir.

Rücu hakkı, ilk önce, ödenmiş olan borcu paylaşma sözleşmesiyle üstlenmiş bulunan mirasçıya karşı kullanılır.

VIII. MİRASÇILARIN ÜÇÜNCÜ KİŞİLERİ KARŞI SORUMLULUĞU:

Tereke borçlarının bölünmesi veya nakli alacaklıların iznine bağlıdır. Alacaklıların böyle bir izinleri yoksa mirasçılar tereke borçlarından dolayı, paylaşmadan sonra da bütün malvarlıklarıyla müteselsilen sorumludurlar.

Paylaşmanın gerçekleştiği tarihin veya daha sonra yerine getirilecek borçlarda muacceliyet tarihinin üzerinden beş yıl geçmekle müteselsil sorumluluk sona erer.

IX. MİRAS PAYI ÜZERİNDE SÖZLEŞME YAPILMASI:

Mirasçılar kendi aralarında terekenin tamamı veya bir kısmı üzerindeki miras paylarının devri konusunda da sözleşme yapabilirler. Ancak bu sözleşmenin geçerliliği de yazılı olmasına bağlıdır.

Mirasçılar üçüncü kişiyle de miras paylarının devri konusunda sözleşme yapabilirler. Ancak yapılacak böyle bir sözleşmenin geçerliliği, noterlikçe düzenlenmesine bağlıdır. Bu sözleşme TBK’nda yer alan alacağın devri sözleşmelerine benzemektedir. TBK’na göre alacağın devri sözleşmeleri de noterde yapılma zorunluluğunu taşımaktadır.


Mirasçıların miras paylarını üçüncü kişiye devri konusundaki sözleşme üçüncü kişiye miras paylaşımına katılma hakkı vermez; sadece paylaşma sonunda üçüncü kişiye devir sözleşmesi yapan mirasçıya özgülenen payın kendisine verilmesini isteme hakkını sağlar. Bu payın verilmemesi durumunda üçüncü kişinin bu payın kendisine verilmesi için dava açma hakkı saklıdır.  

1 yorum: