13 Ağustos 2013 Salı

HAVAYA ATEŞ ETMEK SURETİYLE MEYDANA GELEN ÖLÜMLERİN YENİ TÜRK CEZA KANUNU’NA GÖRE SOMUT OLAY ÖRNEĞİNDE İNCELENMESİ

HAVAYA ATEŞ ETMEK SURETİYLE MEYDANA GELEN ÖLÜMLERİN
YENİ TÜRK CEZA KANUNU’NA GÖRE
SOMUT OLAY ÖRNEĞİNDE İNCELENMESİ

I. GİRİŞ:

“Tüfenk icat oldu mertlik bozuldu” sözü Anadolu topraklarında kolay kolay önemini yitirmeyecektir. Çünkü toplum olarak her uyuşmazlığımızda karşımızdakinin silahlı olup olmadığına bakmaksızın ateşli silahlara sarılmayı alışkanlık haline getirmiş durumdayız. Ateşli silahlara verdiğimiz bir başka nitelikse kutlama aracı olmasıdır. Ülkemizde gerek düğün ve bayramlarda gerekse maçlardan sonra havaya ateşli silahlarla ateş ederek kutlama yapmak söz de erkekliğin ve kahramanlığın gerçekte ise yerlerde sürünen egonun bir göstergesi haline gelmiş durumdadır. Her sene havaya ateşli silahlarla ateş edilerek yapılan kutlamalar esnasında çok sayıda insanımız yaşamını yitirmektedir. Bu makalemizde meydana gelen böyle bir olay örnek kabul edilerek bu konunun incelemesini yapacağız.

II. İNCELEMESİ YAPILAN SOMUT OLAY:

Örnek olayımız Ankara Türközü Mahallesinde meydana gelmiştir. Gece kondu mahallesi olarak bilinen bu yerde sünnet ve evlilik düğünleri köy yaşantısından gelen adetle evlerde yapılmaktadır. Olayın meydana geldiği akşam aralarındaki uzaklık yaklaşık olarak 400 ile 600 metre olan dört tane evde düğün yapılmaktaydı.

Olayda yaşamını yitiren kişi dokuz yaşında bir kız çocuğudur. Komşusunun evine anneannesi ile birlikte düğünü izlemek için gelmiş ve anneannesinin kucağında otururken başından aldığı kurşun yarası ile olay yerinde yaşamını yitirmiştir. Ancak ölüme neden olan kurşun ölen çocuğun bulunduğu düğün evinden atılmış değildir.

Olayın meydana gelmesinden hemen sonra olay yerine gelen polis ekipleri önce ölen çocuğun bulunduğu evdeki ruhsatlı ve ruhsatsız bütün silahlara el koymuş daha sonra aynı mahallede bulunan ve yukarıda belirttiğimiz gibi aralarında 400 ile 600 metre uzaklık bulunan diğer düğün evlerinde de arama yaparak Cumhuriyet Savcısının talimatı doğrultusunda ruhsatlı ve ruhsatsız silahlara el koymuştur.

III. SORUŞTURMAYI YÜRÜTMEKLE GÖREVLİ CUMHURİYET SAVCILIĞI:

Olayın meydana geldiği yer Ankara olduğu için Ankara Cumhuriyet Savcılığı soruşturmayı yürütmekle görevlidir. Soruşturma sonunda aşağıda incelemesini yapacağımız delillere dayalı olarak Ankara Ağır Ceza Mahkemesi’nde kovuşturma başlatılmıştır.

IV. DAVANIN GÖRÜLECEĞİ YETKİLİ MAHKEME:

CMK m. 12’ye göre yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir. Suçun işlendiği yer Ankara olduğu için Ankara mahkemeleri yetkilidir.

V. DAVANIN GÖRÜLECEĞİ GÖREVLİ MAHKEME:

CMK m. 3’e göre görevli mahkeme kanunla belirlenir. İncelemesini yaptığımız olayda ateşli silahla bir kişinin ölümü söz konusu olduğu için TCK’da yer alan adam öldürme suçunu düzenleyen maddelere göre görevli mahkeme belirlenecektir. Olayın meydana geldiği tarihte eski ceza kanunu yürürlükte olduğundan görevli mahkeme ağır ceza mahkemesiydi. Dava konusu olayda Ağır Ceza Mahkemesi’nde kovuşturmaya başlanmış ve yargılama bu mahkemede yapılmıştır. Yeni ceza kanunumuzda ise bu suçlar asliye ceza mahkemelerinde görülmektedir.

VI. DELİLLERİN İNCELENMESİ VE BİLİRKİŞİ RAPORU:

A. Olay Yeri ve Çevresinde Ele Geçen Silahlar:

Yukarıda belirttiğimiz gibi Cumhuriyet Savcısının talimatı ile polis olayın meydana geldiği düğün evi ve aynı mahalledeki diğer düğün evlerinde arama yaparak bu evlerde bulunan bütün silahlara el koymuştur. CMK m. 118’e göre konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz. Ancak suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalarda, bu hüküm uygulanmaz. Dava konusu olayda çocuğun ölümüne neden olan ateşli silah olayın aydınlatılması açısından en önemli delil niteliğinde olduğundan silahın ele geçirilmesi için zaman kaybedilmemesi gerektiğinden CMK m. 118 hükmündeki gecikmesinde sakınca bulunan haller kapsamında düğün evlerinde arama yapılmıştır.

B. Otopsi Sonucu Ölen Kişinin Başından Çıkan Kurşun Çekirdeği:

Olayın hemen ardından ölen çocuk hastaneye kaldırılmış ve CMK m. 87 hükümlerine göre otopsi yapılarak ölüm nedeni araştırılmıştır. CMK m. 87’ye göre otopsi, Cumhuriyet savcısının huzurunda biri adlî tıp, diğeri patoloji uzmanı veya diğer dallardan birisinin mensubu veya biri pratisyen iki hekim tarafından yapılır. Müdafi veya vekil tarafından getirilen hekim de otopside hazır bulunabilir.

Yapılan otopsi sonucunda ölen çocuğun ensesinden 9 mm çapında tabanca kurşunu çıkartılmıştır. Kurşun ölen çocuğun başının üst kısmından içeri girmiş ve ensesine kadar ilerleyerek olayın meydana geldiği anda çocuğun ölümüne neden olmuştur.

C. Kurşun Çekirdeği ile Olay Yerinde El Konulan Ateşli Silahların Kriminal İncelemeden Geçirilmesi:

Gerek Cumhuriyet Savcılığının soruşturma esnasında gerekse kovuşturma esnasında ağır ceza mahkemesi tarafından yapılan kriminal bilirkişi incelemesinde ölen çocuğun başından çıkan kurşunun olayın meydana geldiği yerin yaklaşık 400 metre uzağında bulunan bir başka düğün evinde polis tarafından el konularak alınan 9 mm çapında Brovning marka ruhsatlı tabancadan ateşlendiği tespit edilmiştir. Tabancanın sahibi bir kamu kurumunda koruma memuru olarak çalışmakta ve silahta kendisine görevini yerine getirmesi için verilmiş ruhsatlı bir tabancadır. Silahın sahibi bu tespitlerin yapılması üzerine gözaltına alınmış ve ifadesinden sonra da tutuklanmıştır.

Ç. Sanık Avukatının İtirazı Üzerine Yapılan İkinci Kriminalistik İnceleme:

Ölen çocuğun başından çıkan kurşun çekirdeğinin sanığın ruhsatlı tabancasından çıktığının iki ayrı bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olmasına karşın olayın meydana geldiği yer ile tabanca sahibinin bulunduğu diğer düğün evinin arasındaki uzaklığın 400 metre olması sanık avukatının itirazına neden olmuştur. Çünkü halk arasında tabancaların azami menzilinin 40 – 50 metre olduğu ve bu nedenle de 400 metre uzaktaki bir yere atılan kurşunun ulaşamayacağı düşünülmektedir.

Duruşma esnasında sanık avukatının yaptığı itiraz beni de şüpheye düşürmüş ve bilirkişi incelemesi esnasında silahların karıştırılmış olması ihtimali aklıma gelmiştir. Bir diğer olasılık ise silah sahibi olay gecesi oğlunu evlendirmektedir ve adet üzere kız evine gidilip gelin alındıktan sonra konvoy halinde geri gelinmiştir. Yol üzerinde ölen çocuğun bulunduğu yere daha yakın bir yerden geçerken aracın içinden ateş edilerek olayın meydana gelmiş olması da olasılık dâhilindedir. Ancak bunu kanıtlayacak bir delil bulunmamaktadır. 

Ankara Ağır Ceza Mahkemesi sanık avukatının bu itirazını dikkate almış ve kurşun çekirdeği ile tabancanın tekrar bilirkişi incelemesinden geçirilmesine karar vermiştir. CMK m. 63’e göre çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına re'sen, Cumhuriyet savcısının, katılanın, vekilinin, şüphelinin veya sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcinin istemi üzerine karar verilebilir.

Mahkeme elde edilen delilleri bu sefer İstanbul Adli Tıp Kurumuna göndermiş ve iki konunun araştırılmasını istemiştir. İstanbul Adli Tıp Kurumundan istenilenler;

-         Ölen çocuğun başından çıkartılan kurşun çekirdeğinin sanığa ait olan 9 mm çapındaki Brovning marka tabancadan ateşlenip ateşlenmediği,

-         Brovning marka 9 mm çapında bir silahın etkili ve azami menzilinin ne kadar olduğudur.

İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan gelen rapor havaya silahla ateş ederek kutlama yapmak isteyenlerin bu alışkanlıklarını iki kere düşünmelerini sağlayacak kadar önemli bilgiler içermektedir.

İstanbul Adli Tıp Kurumu raporunda ilk önce ölen çocuğun başından çıkartılan kurşun çekirdeğinin sanığa ait olan 9 mm çapındaki Brovning marka tabancadan ateşlenip ateşlenmediği konusuna açıklık getirmiştir. Rapora göre ölen çocuğun başından çıkan kurşun çekirdeği sanığa ait olan tabancadan ateşlenmiştir.

İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun raporunda açıklık getirdiği ikinci konu ise olayda kullanılan silahın etkili ve azami menzilidir. Raporda 9 mm çapında Brovning marka tabancanın etkili menzilinin 50 – 55 metre azami menzilinin ise 1000 metre olduğu yazılıdır.

Ölen çocuğun bulunduğu yer ile tabancanın bulunduğu yer arasındaki uzaklık 400 metredir. Tabancanın kutlama yapmak amacıyla havaya kaldırılarak ateşlenmesi durumunda atılan kurşun etkisini yitirip kavis çizerek düşmeye başlamış ve bu şekilde 400 metre uzaktaki çocuğun başına isabet etmiştir. Çocuğun henüz dokuz yaşında ve kemik yapısının tam olarak gelişmediği de düşünüldüğünde kavisli olarak gelmekte olan kurşunun bir çocuğu öldürebileceği kabul edilerek sanık hakkında aşağıda açıkladığımız hüküm kurulmuştur.

VII. YENİ TÜRK CEZA KANUNU’NDA Kİ DÜZENLEME:

Sanığa eski TCK m. 455’e göre tedbirsizlik ve dikkatsizlik neticesinde ölüme sebebiyet vermek suçundan 3 sene 4 ay hapis ve 288,98 TL ağır para cezası verilmiştir. Ayrıca 6136 sayılı kanun m. 13/I uyarınca da 10 ay hapis ve 288,98 TL ağır para cezası verilmiştir. Toplamda 3 sene 14 ay hapis ve 578 TL ağır para cezası verilmiştir.

Şuan yürürlükte bulunan yeni ceza kanunumuz bu konuyu “Taksirle öldürme” başlığı altında 85’inci maddesinde düzenlemiştir. TCK m. 85’e göre;

“Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”

Maddenin ilk halinde birinci fıkradaki hapis cezası üç yıldı. Ancak 2005 yılında yapılan değişiklikle bu süre iki yıl olarak belirlendi. Hapis cezasının iki yıla düşürülmesindeki amaç bu maddede düzenlenen eylemlerin CMK m. 231 hükmü kapsamına girmesinin sağlanması içindir. CMK m. 231 hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması konusunu düzenlemektedir. Buna göre sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.

            Bu maddeye göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

- Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,

- Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

- Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildikten sonra sanık hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Beş yıl içinde sanık başkaca bir suç işlemediğinde hakkında verilen ceza düşer.

Örnek olayımızda ki gibi dokuz yaşında kızını kaybeden birine yukarıda açıkladığımız hükümlere göre verilen hapis cezasını ve CMK m. 231 hükmüne göre verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını avukat olarak açıklayabilmemiz mümkün değildir. Ateşli silahı bilgisizce ve bilinçsizce kullanan, erkeklik egolarını tatmin etmek için her türlü karaktersiz hareketi yapabilen kişilerin sebep olduğu bu tür ölümlere daha fazla ceza öngörülmesi gerekirdi. Ayrıca yeni ceza kanunu ile bu suçların kovuşturması asliye ceza mahkemelerinde yapılmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder