31 Temmuz 2013 Çarşamba

MİRAS PAYLAŞIM DAVALARI

MİRAS PAYLAŞIM DAVALARI

I. GİRİŞ:

Ülkemizde miras bırakanın ölümünden önce mal varlığını mirasçıları arasında paylaştırmaması ya da vasiyetname gibi ölüme bağlı tasarrufta bulunmaması gibi nedenlerle ölümden sonra mirasçıları arasında mal varlığının paylaşımı konusunda uyuşmazlıklar çıkmaktadır. Bu uyuşmazlıkların çözüm yollarından biri de Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre açılacak miras paylaşım davalarıdır. Ancak birçok kişi miras paylaşım davalarından haberdar olmadığı için ya da menfaati gereği bu davayı açmak yerine paydaşlığın giderilmesi davasını açmak yoluna gitmektedir. Miras bırakanın birden fazla taşınmazının bulunması durumunda bu taşınmazlardan istediğine sahip olmak isteyen mirasçılar her bir taşınmaz için ayrı ayrı paydaşlığın giderilmesi davası açarak hem birden fazla mahkemeyi meşgul etmekte hem de gereksiz yargılama masrafına neden olmaktadır. Kötü niyetli olarak açılan bu paydaşlığı giderilmesi davaları ekonomik durumu iyi olan mirasçı ile olmayan mirasçı arasında da eşitsizlik yaratmaktadır. Bu makalemizde miras paylaşım davalarının incelemesini yapacağız.

II. MİRAS MALLARININ HUKUKİ DURUMU:

Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, bütün mirasçılar terekedeki bütün hak ve borçlara ortaktırlar. Mirasçıların bu ortaklıkları elbirliği mülkiyetidir. Eski medeni kanunumuzdaki ifadesi ile iştirak halinde mülkiyettir. Bu durumdaki mirasçılar terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler. 

III. MİRAS MALLARINA TEMSİLCİ ATANMASI:

Eğer miras mallarının idaresi konusunda uyuşmazlık varsa TMK m. 640’a göre mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Temsilcinin görevi paylaşmaya kadar malların idaresinin sağlanmasıdır.

            IV. TEREKE BORÇLARINDAN SORUMLULUK:

Mirasçılar, tereke borçlarından müteselsilen sorumludurlar.

V. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:

HMK m. 4/I,b hükmüne göre taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davalarda sulh hukuk mahkemeleri görevlidir. Aynı maddenin (ç) bendi bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davalarda da sulh hukuk mahkemelerini görevli kılmıştır. Miras paylaşım davalarını düzenleyen TMK m. 642 her mirasçının, terekedeki belirli malların aynen, olanak yoksa satış yoluyla paylaştırılmasına karar verilmesini sulh mahkemesinden isteyebileceğini düzenleyerek miras paylaşım davalarında da sulh hukuk mahkemelerini görevli kılmıştır.

VI. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE YETKİLİ MAHKEME:

HMK m. 11/I hükmüne göre terekenin paylaşılmasına, yapılan paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalarda ve terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir.

VII. YARGILAMA YÖNTEMİ:

HMK m. 316/I,a hükmüne göre sulh hukuk mahkemelerinde görülen davalarda basit yargılama yöntemi uygulanır. Miras paylaşım davaları da sulh hukuk mahkemelerinde görüleceği için basit yargılama yöntemine tabidir. Bu yargılama yönteminin en önemli özelliği dava ve cevap dilekçesinden sonra cevaba cevap ve karşı cevap yani replik ve düplik dilekçelerinin olmamasıdır. Bu nedenle dava açılırken bütün savlar dava dilekçesinde açıkça belirtilmelidir.

VIII. MİRASIN PAYLAŞILMASI:

Mirasın paylaşılmasını isteme hakkı mirasçılara aittir. Mirasın paylaşılması mirasçıların kendi aralarında yaptıkları ve hukuken geçerli olan bir sözleşmenin varlığı ya da kanun gereğince engellenebilir. Bunun dışında her zaman mirasın paylaşılmasını isteyebilir. 

Miras paylaşım davasında mirasa dâhil olan bütün mallar göz önünde tutulur.

Mirasın paylaşılması aynen ya da satış yolu ile istenebilir. Hâkim öncelikle taşınmazlardan her birinin tamamının bir mirasçıya verilmesi suretiyle paylaştırmayı yapar. Mirasçılara verilen taşınmazların değerleri arasında bir fark doğarsa bu fark daha değerli taşınmazı alan mirasçıdan daha az değerli taşınmazı alan mirasçıya para ödenmesine karar verilerek miras payları arasında denkleştirme sağlanır.

Paylaşmanın derhâl yapılması, paylaşım konusu malın veya terekenin değerini önemli ölçüde azaltacaksa; sulh hâkimi, mirasçılardan birinin istemi üzerine bu malın veya terekenin paylaşılmasının ertelenmesine karar verebilir.

Tereke mallarına zilyet olan veya miras bırakana borçlu bulunan mirasçılar, paylaşma sırasında bu konuda eksiksiz bilgi vermekle yükümlüdürler.

TMK m. 647’ye göre miras bırakan, ölüme bağlı tasarrufuyla paylaşmanın nasıl yapılacağı ve payların nasıl oluşturulacağı hakkında kurallar koymuşsa bu kurallar, mirasçılar için bağlayıcıdır. Aksi ölüme bağlı tasarruftan anlaşılmadıkça, miras bırakanın tereke malını bir mirasçıya özgülemesi, vasiyet olmayıp sadece paylaştırma kuralı sayılır.

Mirasçılardan her biri, tereke borçlarının paylaşmadan önce ödenmesini veya güvenceye bağlanmasını isteyebilir. Çünkü miras paylaşıldıkta sonra da tereke borçlarından müteselsilen bütün mirasçıların sorumluluğu devam edecektir. Alacaklılar müteselsil sorumluluk nedeniyle mirasçılardan birinden alacağını tahsil edip borcu ödemek zorunda kalan mirasçı diğer mirasçılara rücu etmek zorunda kalabilir. Bu nedenle tereke borçlarının paylaşımdan önce ödenmesi mirasçılar arasında müteselsil sorumluluktan ötürü kaynaklanacak rücu davalarını da ortadan kaldıracaktır.

Payların özgülenmesi mirasçıların anlaşması uyarınca yapılır. Mirasçılar payların oluşturulmasında anlaşamazlarsa hâkim kura çekerek payları oluşturur.

Malların özgülenmesi ya da satılması TMK m. 651 hükmüne göre yapılır. Buna göre değerinde önemli azalma olmadan bölünemeyen tereke malı, bütün olarak mirasçılardan birine özgülenir. Ancak mirasçılardan birine özgülenmesi mirasçıların anlaşmasına bağlı olduğundan bu konuda anlaşma sağlanamazsa o mal satılır ve bedeli bölüştürülür.

Mirasçılardan biri istemde bulunursa satış artırma yoluyla yapılır. Mirasçılar artırmanın şekli konusunda anlaşamazlarsa sulh hâkimi, artırmanın mirasçılar arasında veya herkese açık yapılmasına karar verir.

Ülkemizdeki miras paylaşımlarında sağ kalan eş ile çocukları ya da diğer mirasçılar arasında uyuşmazlıklar sıkça görülmektedir. Bu nedenle tereke malları arasında ev eşyası veya eşlerin birlikte yaşadıkları konut varsa; sağ kalan eş, bunlar üzerinde kendisine miras hakkına mahsuben mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir. Sağ kalan eş için tanınacak mülkiyet hakkı miras mallarından payına düşecek olana mahsup edilecektir. TMK m. 652’de ki bu hükmün hâkim tarafından uygulanma zorunluluğu yoktur. Eğer haklı sebepler varsa, hâkim, sağ kalan eşin veya miras bırakanın diğer yasal mirasçılarından birinin istemi üzerine, mülkiyet yerine intifa veya oturma hakkı tanınmasına da karar verebilir.

Miras bırakan ölmeden önce mirasçılarından birine borç vermiş olabilir. Bu durumda miras bırakanın mirasçıdaki alacağı, paylaşma sırasında o mirasçının payına mahsup edilir.

Miras bırakan ölmeden önce almış olduğu borç için mallarından birini rehin olarak vermişse paylaşma esnasında rehin olarak verilmiş olan malı alan mirasçı rehin konusu borcu üstlenmiş olur. Terekenin borçlarının paylaşımdan önce ödenmesi bu sebeple de önemlidir. Çünkü kimse rehinli malı miras payı olarak almak istemez. 

TMK m. 657’ye göre taşınmazlar, paylaşmanın yapıldığı zamandaki gerçek değerleri esas alınarak mirasçılara özgüleneceği için paylaşmanın yapılmasından önce taşınmazlara kıymet takdiri yapılması gelir ve sürüm değerlerinin tespit edilmesi gerekir. Çünkü tarımsal taşınmazlar gelir değerine, diğer taşınmazlar sürüm değerine göre özgülenir. Diğer hükümlerde olduğu gibi bu konuda da mirasçıların aralarında anlaşmaları beklenmektedir. Ancak taraflar arasında anlaşma sağlanmasına çalışılması çoğu zaman yargılamayı uzatmaktan başka bir işe yaramamaktadır.

IX. MİRASIN PAYLAŞILMASI ESNASINDA DENKLEŞTİRME:

Mirasçılar miras bırakan hayatta iken yaptığı sağlar arası kazandırmalardan elde ettiklerini denkleştirmeyi sağlamak için terekeye geri vermekle birbirlerine karşı yükümlüdürler. Çeyiz veya kuruluş sermayesi, bir malvarlığının devri, borçtan kurtarmak ve benzeri karşılıksız kazandırmalar, aksi miras bırakan tarafından açıkça belirtilmiş olmadıkça, denkleştirmeye tâbidir.

Eğer mirasın açılmasından önce veya sonra mirasçılardan biri mirasçılık sıfatını kaybederse bu mirasçıya ait geri verme yükümlülüğü, onun yerini alan mirasçılara, miras paylarında meydana gelen artış oranında geçer.

TMK m. 671 geri vermekle yükümlü olan mirasçıya seçimlik hak tanımıştır. Mirasçı, dilerse aldığını aynen geri verir; dilerse payından fazla olsa bile değerini miras payına mahsup ettirebilir. Bu durum diğer mirasçıların tenkis davası açmalarını engellemez. Denkleştirmede ana kural, kazandırmanın denkleştirme anındaki değerine göre yapılmasıdır.

Türk Medeni Kanunu hediyeler ve evlenme giderleri konusunda daha esnek hükümler getirmiştir. TMK m. 675’e göre olağan hediyeler ile evlenme sırasında yapılan geleneğe uygun giderler denkleştirmeye tâbi değildir. Ayrıca altsoy hısımlarının evlenmelerinde, alışılmış ölçüler içinde yapılan çeyiz giderleri hakkında miras bırakanı denkleştirmeye tâbi tutmama arzusunun bulunduğu asıldır.

X. DOĞMAMIŞ ÇOCUĞUN MİRASÇI OLMASI:

Mirasın açıldığı tarihte, mirasçı olabilecek bir cenin varsa miras paylaşımı çocuğun doğumuna kadar ertelenir. Bu süre içinde çocuğu taşıyan anne muhtaç durumda ise, doğuma kadar geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilir.

XI. MİRAS BIRAKAN İLE BİRLİKTE YAŞAYAN KİŞİLERİN HAKLARI:


Miras bırakan öldüğü tarihte onunla birlikte yaşayan ve onun tarafından bakılan kimseler bulunabilir. Bu kişiler miras bırakanın ölüm tarihinden itibaren üç aylık bakım ve geçim giderlerinin terekeden sağlanmasını isteyebilirler. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder