28 Ağustos 2012 Salı

TİCARETİ USULSÜZ TERK EDENLER HAKKINDA İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA ÖNGÖRÜLEN CEZALAR

TİCARETİ USULSÜZ TERK EDENLER HAKKINDA
İCRA VE İFLAS KANUNU’NDA ÖNGÖRÜLEN CEZALAR

I. GİRİŞ:

Ülkemizin yaşadığı ağır ekonomik krizler nedeniyle geçtiğimiz yıllarda çok sayıda kişi ticari hayatına son vermiştir. Ancak bu kişilerin önemli bir bölümü piyasaya borç takarak ticareti terk etmiş ve çok kişinin de mağdur olmasına neden olmuştur. Ülkemizde ticareti terk etmenin de kanuni düzenlemeleri bulunmakta olup bu kanuni düzenlemelere uymayanlar hakkında da 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu bir takım cezalar getirmiştir. Öncelikle İcra ve İflas Kanunu’na göre ticareti terk edenlerin yapmaları gereken yükümlülüklerini daha sonrada bunlara uyulmamasının cezalarını açıklayacağız.

II. TİCARETİ TERK EDENLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ:

Ticareti terk edenlerin yükümlülükleri İcra ve İflas Kanunu m. 44’de açıkça sayılmıştır. Buna göre ticareti terk eden tacir öncelikle iki işlem yapmak zorundadır.

1) 15 gün içinde ticareti terk ettiğini kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmelidir.

2) Bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmalıdır.

3) Yukarıdaki durumların ticaret sicili gazetesinde ilanı için ilan masrafını ticaret siciline ödemelidir.

Talebi alan ticaret sicili durumu ticaret sicili gazetesinde ilan eder. Eğer ilan parası verilmemişse bildirim yapılmamış sayılır. Bu sebeple ilan parasının verilmesi kanuni zorunluluktur.

İlan tarihinden itibaren bir yıl içinde ticareti terk eden tacir hakkında alacaklıları iflas yolu ile takip yapabilirler.

Ticareti terk eden tacir, mal beyanının ticaret siciline bildirilmesinden itibaren iki ay süreyle haczedilebilen malları üzerinde tasarruf edemez. Yani haczedilebilen mallarını satamaz, bağışlayamaz. Bu süre içinde kanunun bu hükmüne aykırı hareket ederek malları üzerinde tasarrufta bulunmuşsa, tasarrufta bulunduğu kişiler açısından iki ayrı hukuki durum geçerlidir. Üçüncü şahıslar açısından bunların zilyetlik ve tapu sicili hükümlerine dayanarak iyi niyetle elde ettiği haklar saklıdır. Yani iyi niyetli üçüncü kişi hukuken korunur. Ancak karı ve koca ile alt soy ve üst soy, kan bağı yolu ile ya da evlilik yolu ile var olan ikinci dereceye kadar (Bu derece dâhil) hısımlar, evlat edinenle evlatlık arasındaki kazandırmalarda iyi niyet iddiasında bulunamaz. Bu hükmün getirilmesinin sebebi yakın akraba ilişkilerinin kullanılarak hacizden ve iflastan mal kaçırılmasını engellemektir.

Mal beyanını alan ticaret sicili durumu aşağıdaki yerlere bildirmek zorundadır.

1) Tapu veya gemi sicil daireleri,

2) Türk Patent Enstitüsü,

3) Türkiye Bankalar Birliği.

Bu bildiri üzerine sicile, devir hakkının iki ay süre ile sınırlandırılmış bulunduğu şerhi düşülür.

Ticareti terk edecek olan tacirin bazı mallarının bozulma ihtimali olması ya da korunmasının ve saklanmasının külfetli olması veya belirlenen kanuni süre içinde değerinin düşmesi ihtimalinin bulunması durumunda, tacir malların satılmasını mahkemeden talep edebilir. Bu talep üzerine söz konusu mallar icra memuru tarafından ve İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre satılır. Malların bedeli de bir bankaya depo edilir.

III. TİCARETİ TERK EDENLERİN İİK m. 44’DE YER ALAN YÜKÜMLÜLÜKLERE UYMAMASI DURUMUNDA ÖNGÖRÜLEN CEZALAR:

Ceza öngörülen durumlar İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre ceza öngörülen durumlar aşağıdaki gibidir.

1) Mal beyanında bulunmamak,

2) Mal beyanında varlığını eksik göstermek,

3) Mal beyanında aktifinde yer almış malı veya yerine konulan değerini haciz veya iflas sırasında göstermemek,

4) Mal beyanından sonra bu malları üzerinde tasarruf etmek

Bu durumlardan zarar gören alacaklının şikâyeti üzerine, borçlu üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Borçlunun cezalandırılması için de iki şartın gerçekleşmiş olması gerekir. Birincisi zarar gören alacaklı icra ceza mahkemesine şikâyette bulunmalıdır. Çünkü icra ceza mahkemesinin kendiliğinden karar verme yetkisi yoktur. İkincisi de alacaklı yargılama esnasında İİK m. 44’e göre borçlunun yükümlülüklerini yerine getirmemesinden ötürü zarara uğradığını ispatlamalıdır. Eğer ispatlayamazsa ya da borçlu alacaklının zarar görmediğini ispatlarsa o takdirde borçluya ceza verilmez.

İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesinde ceza öngörülen haller borçlunun iflası halinde gerçekleşirse o takdirde bu durum taksiratlı iflas hali sayılır.
 
IV. TİCARETİ USULSUZ TERK EDENLER HAKKINDA MAHKEMECE YAPILACAK ARAŞTIRMA:

Mahkemeler önlerine gelen bu tür taleplerde ticareti usulsuz terk ettiği ileri sürülen tacirler hakkında bir takım araştırmalar yapmakla yükümlüdürler. Buna göre;
  1. Tacirin kayıtlı olduğu ticaret sicilinden ticareti terk ettiğini bildirip bildirmediği sorulmalıdır.
  2. Vergi dairesinden bütün aktiflerini ve pasifleriyle alacaklılarının isim ve adreslerini içeren mal beyannamesi verip vermediği sorulmalıdır.
  3. Vergi dairesinden mükellefiyetinin devam edip etmediği sorulmalıdır.
  4. Tacirin iş yerinin bağlı bulunduğu kolluk kuvvetine yazı yazılarak fiilen ticarete devam edip etmediğine ilişkin bilgi istenmelidir. 
Bu bilgiler geldikten sonra tacirin İİK m. 337/a maddesindeki suçu işleyip işlemediği konusunda bir karar verilmesi gerekir.
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder