24 Şubat 2012 Cuma

ÖDEMEZLİK DEF’İ

ÖDEMEZLİK DEF’İ


I. GİRİŞ:

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yapılan yeniliklerden biri de kanunun Türkçeleştirilmesidir. Türkçeleştirme yapılırken öyle bir hata yapılmıştır ki bu hatanın kanun yürürlüğe girmeden Türk hukuk literatürü açısından son derece önemlidir. Kanunun 97. maddesinde yer alan “Ödemezlik def’i” kavramı terk edilerek bunun yerine “ifada sıra” kavramı kullanılmıştır. Bu durumun düzeltilmesi gerekir. 

II. ÖDEMEZLİK DEF’İ KAVRAMI:


Karşılıklı edimleri içeren akitlerde taraflardan biri, borçlandığı edimi ifa etmeden veya ifasını teklif etmeden, ifayı talep ederse, diğer taraf, bir karşı hakka özellikle def’i hakkına dayanarak ifadan kaçınabilir. Bu tür akitlerde karşı tarafın ifadan kaçınma hakkına ödemezlik def’i denir.[1] Ödemezlik def’i kavramının en iyi ve en doğru şekilde kanunda ifade edilmesinde çok büyük fayda vardır. Çünkü bu hakkın doğru kullanımı kavramın doğru anlaşılmasıyla mümkün olacaktır. Ödemezlik def’i kavramına baktığımızda en önemli unsurun ödemezlik def’ini kullanan tarafın ifadan kaçınma hakkını sahip olması olduğu anlaşılmaktadır. Bu ifadan kaçınma hakkı hukuk dilinde ancak def’i kelimesi ile ifade edilebilir.

III. DEF’İ KAVRAMI:

Başkasına ait bir hakka karşı kullanılan ve bu hakkı sürekli veya geçici olarak engelleyen ya da sınırlayan karşı hakka def’i hakkı denir. En dar anlamda def’i hakkı borçlunun, özel bir nedenle borçlanılan edimi yerine getirmekten kaçınma hakkıdır.[2] Bu tanımla yukarıda açıkladığımız ödemezlik def’i kavramını karşılaştırdığımızda iki kavramın bire bir örtüştüğünü görürüz. Çünkü ödemezlik def’i, ileri süren tarafından borçlanılan bir edimi karşı taraf kendi edimini yerine getirmediği sürece kendi edimini yerine getirmekten kaçınmasına olanak tanımaktadır. Dolayısıyla 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 81. maddesinde ifade edilen kanun hükmünü en iyi açıklayan hukuki müessese def’i kavramıdır. Bu nedenle tasarıda def’i kelimesinden vazgeçilmiş olması son derece yanlıştır.

IV. ÖDEMEZLİK VE DEF’İ KELİMELERİNİN TARTIŞILMASI:

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde tarafların sahip olduğu en önemli haklardan biri ödemezlik def’idir. Kanunun 97. maddesi yürürlükteki 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 81. maddesinden çok da farklı olmayarak ödemezlik def’ini Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir” şeklinde ifade ederek kanun metnine almıştır. Eleştiri konusu sorun madde metninde değil maddenin başlığındadır. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 81. maddesinin başlığı “Ödemezlik Def’i” iken yeni kanunda bu başlık “İfada Sıra” olarak değiştirilmiştir. Madde gerekçelerine bakıldığında bu değişikliğin Türkçeleştirme amacıyla yapıldığı yazılıdır. Burada yapılan Türkçeleştirme değil Arapçalaştırmadır. Çünkü “ödemezlik” kelimesi zaten Türkçeydi ve kanun metnindeki hukuki kavramı açıkladığımız gibi çok iyi ifade ediyordu.

Kavramdan da anlaşılacağı üzere ödemezlik def’i başlı başına bir def’idir. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde tarafların edimlerinin aynı anda ifasının gerektiği durumlarda borçların karşılıklı olarak muaccel olması halinde uygulanabilir. Bu karşılıklılık durumunun ihlali durumunda kullanılacak def’i hakkını en iyi anlatacak ifade ödemezlik kelimesiyken bundan vazgeçilmiş olması büyük hatadır.

V. SONUÇ:

 “def’i” kelimesi yerine belki “sav” kelimesi kullanılabilirdi ama tasarının genel gerekçesinin kelimeler ile ilgili bölümüne bakıldığında “def’i” kelimesinin yerini alacak bir kelime bulunamadığından aynen korunduğu yazılıdır. Dolayısıyla “def’i” kelimesini aynen kabul ettiğimizde de “ödemezlik def’i” ifadesi hem hukuki kavramı ifade etmesi açısından hem de Türkçe olması açısından yerinde bir ifadeydi. “ödemezlik def’i” yerine kullanılan “ifada sıra” ifadesine bakıldığında ise “ifa” kelimesi hem Arapça kökenli bir kelime hem de kanun metninde ifade edilen hukuki durumu anlaşılır biçimde yansıtmamaktadır. Ayrıca bu maddede düzenlenen ve kullanacak kişiye tanınan hak def’i hakkı olup itiraz ve def’i borçlar hukukumuzun hak sahibine sağladığı en önemli haklardır. Böyle bir hakkı yani def’i hukuki kurumunu en iyi şekilde ifade edecek olan kelimelerin seçilmesinde fayda vardır. Bu nedenle kanunun 97. maddesinin başlığı yürürlükteki 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda olduğu gibi “Ödemezlik Def’i” olarak değiştirilmelidir. Çünkü ödemezlik def’i Türk Hukuk Sisteminde bir terim olarak yerleşmiştir.



[1] Prof. Dr. Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt III., sf. 142
[2] Prof. Dr. Fikret EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Cilt I., sf. 84

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder