20 Şubat 2012 Pazartesi

BOŞANMA KARARLARININ TENFİZİ VE TANINMASI

YABANCI ÜLKELERDE VERİLMİŞ BOŞANMA KARARLARININ
TENFİZİ VE TANINMASI

I. GİRİŞ:

Çok sayıda vatandaşımız Türkiye dışındaki ülkelerde yaşamakta ve bir kısmı da yabancı ülke vatandaşları ile evlilik yapmış durumdadır. Yabancı ülkelerde ki Türk vatandaşlarının bu ülkelerin mahkemelerinden aldıkları boşanma kararlarının Türkiye’de hüküm ve sonuç doğurabilmesi için Türkiye’de yetkili mahkemece yabancı ülkede verilen mahkeme kararı hakkında tenfiz ya da tanıma kararı verilmesi gerekmektedir. Bu makalemizde yabancı ülke mahkemelerince verilen boşanma kararlarının tenfizini ve tanınmasını inceleyeceğiz.

II. TENFİZ KARARI ALINMASININ HUKUKİ ÖNEMİ:

5718 sayılı MÖHUK m. 50’ye göre “Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilâmların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.” Aksi takdirde yabancı mahkemelerden verilmiş olan kararların Türkiye’de uygulanabilmesi mümkün değildir. Örneğin nafaka, maddi manevi tazminat gibi konusu para alacağı olan hükümlerin yerine getirilmesi ya da çocuğun velayetinin verilmesi, çocukla şahsi ilişki kurulması gibi hükümlerin Türkiye’de uygulanabilmesi tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Bu durum aynı maddeye göre yabancı mahkemelerin ceza ilâmlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümleri içinde geçerlidir.

III. AİLE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YARGILAMA USULLERİNE DAİR  KANUN’A GÖRE GÖREVLİ MAHKEME:

4787 sayılı Aile Mahkemeleri’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un “Aile Mahkemelerinin görevleri” başlıklı 4. maddesine göre Aile mahkemeleri, aşağıdaki dava ve işleri görürler:

1. 22.11.2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununun Üçüncü Kısım hariç olmak üzere İkinci Kitabı ile 03.12.2001 tarihli ve 4722 sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna göre aile hukukundan doğan dava ve işler,

2. 20.5.1982 tarihli ve 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre aile hukukuna ilişkin yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi,

3. Kanunlarla verilen diğer görevler.  

Buna göre aile mahkemeleri TMK m. 118 ve m. 395 arasındaki aile hukukuna ilişkin konulardan doğan yabancı mahkeme kararlarının tanıma ve tenfizi ile görevlidir.

2675 sayılı MÖHUK’un yerini 5718 sayılı MÖHUK almıştır. 4787 sayılı kanun m. 2’ye göre “Aile mahkemesi kurulamayan yerlerde bu Kanun kapsamına giren dava ve işlere, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır.” 5718 sayılı MÖHUK m. 51/I’e göre “Tenfiz kararları hakkında görevli mahkeme asliye mahkemesidir.” 4787 sayılı kanun daha özel hüküm içerdiği için aile mahkemeleri görevlidir ancak aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde gerek 4787 sayılı kanun m. 2 gerekse MÖHUK m. 51/I uyarınca asliye hukuk mahkemeleri de görevlidir.

IV. MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN’A GÖRE YETKİLİ MAHKEME:

5718 sayılı MÖHUK m. 51/I’e göre “(…) kendisine karşı tenfiz istenen kişinin Türkiye'deki yerleşim yeri, yoksa sakin olduğu yer mahkemesinden, Türkiye'de yerleşim yeri veya sakin olduğu bir yer mevcut değilse Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden birinden istenebilir.” Tenfiz ve tanıma davasının açılacağı yer mahkemesi öncelikle kendisine karşı tenfiz istenen yani davalının Türkiye’de ki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yerinden kasıt davalının resmi ikametgâhının bulunduğu yer mahkemesidir. Eğer davalının yerleşim yeri Türkiye’de değilse Türkiye’de sakin olduğu yani bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir. Her ikisi de yoksa o takdirde Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinden biri yetkili olacaktır. Eğer davalının yerleşim yeri biliniyorsa ve devletin resmi adres sisteminden de tespit edilebiliyorsa öncelikle davanın burada açılması gerekir. Eğer davalının yerleşim yeri bilinmiyorsa sakin olduğu yerin ispatında güçlükler yaşanabilir. Sakin olduğu yerin tespiti için tanık dinletilmesi ya da belli bir iş ya da meslekle uğraşıyorsa sakin olduğu yerde bu işi yaptığının ispatlanmasında zorluk yaşanabilir ve bu sebeple açılan davanın yetkisizlik kararı ile sonuçlanması ihtimali doğar. Bu nedenle davalının sakin olduğu yer varsa bunun ispatı için gerekli bilgi ve belgeler çok iyi toplanmalıdır. Doğrudan Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemelerinde dava açılması durumunda da davalının yerleşim yerini ya da sakin olduğu yeri ispatlaması durumunda yine yetkisizlik kararı ile karşılaşılabilir.

V. TENFİZ TANIMA DAVASININ YARGILAMA YÖNTEMİ:

MÖHUK m. 55/I’e göre tenfiz istemi mahkemece basit yargılama usulü hükümlerine göre incelenerek karara bağlanır. Basit yargılama usulü ise HMK m. 316 ve devamında düzenlenmiştir. Bu yargılama yöntemine göre hâkim duruşma yapmadan dosya üzerinden de karar verebilmektedir.

VI. TENFİZ DAVASININ AÇILMASI:

MÖHUK m. 52’ye göre yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesinde hukukî yararı bulunan herkes tenfiz isteminde bulunabilir. Tenfiz dilekçesinde aynı maddeye göre aşağıdaki bilgiler yazılmalıdır.

a) Tenfiz isteyenle, karşı tarafın ve varsa kanunî temsilci ve vekillerinin ad, soyad ve adresleri.

b) Tenfiz konusu hükmün hangi devlet mahkemesinden verilmiş olduğu ve mahkemenin adı ile ilâmın tarih ve numarası ve hükmün özeti.

c) Tenfiz, hükmün bir kısmı hakkında isteniyorsa bunun hangi kısım olduğu.

MÖHUK m. 53’e göre “Tenfiz dilekçesine aşağıdaki belgeler eklenir:

 a) Yabancı mahkeme ilâmının o ülke makamlarınca usulen onanmış aslı veya ilâmı veren yargı organı tarafından onanmış örneği ve onanmış tercümesi.

b) İlâmın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesi.”

Eklenecek yabancı mahkeme kararı taraf sayısı kadar olmak zorundadır.

VII. TENFİZ İSTEMİNİN ŞARTLARI:

Tenfiz davasını inceleyen mahkeme kararını MÖHUK m 54’de yer alan şartların varlığına göre verir.

MÖHUK m. 54’de yer alan şartlar şunlardır.

a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilâmın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiilî uygulamanın bulunması.

b) İlâmın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilâmın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması.

c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması.

ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması.

Tenfizi istenen yabancı mahkeme kararı bu şartları taşımıyorsa mahkeme tenfiz talebini reddedecektir. Dolayısıyla yabancı mahkemenin vermiş olduğu kararın Türkiye’de uygulanması da mümkün olmayacaktır. Yabancı ülkede verilen mahkeme kararı bu şartları taşıyorsa mahkemece tenfiz kararı verilecektir.

Tanıma talep edilen davalarda ise (a) bendinde belirtilen karşılıklılık şartı aranmaz.

MÖHUK m. 55/II’ye göre “Karşı taraf ancak bu bölüm hükümlerine göre tenfiz şartlarının bulunmadığını veya yabancı mahkeme ilâmının kısmen veya tamamen yerine getirilmiş yahut yerine getirilmesine engel bir sebep ortaya çıkmış olduğunu öne sürerek itiraz edebilir.” Karşı taraf böyle bir itirazda bulunursa tenfiz şartlarının bulunmadığını, yabancı mahkeme kararının yerine getirildiğini ya da yerine getirilmesini engelleyen bir sebebin çıktığını ispatlamak zorundadır.

VIII. TENFİZ KARARINA KARŞI YARGITAY’A TEMYİZ BAŞVURUSU:

Verilen tenfiz kararına karşı istinaf mahkemeleri göreve başlayıncaya kadar HUMK hükümlerine göre Yargıtay’a temyiz başvurusunda bulunulabilir. MÖHUK m. 57/II’ye göre  “Temyiz, yerine getirmeyi durdurur.” Yabancı mahkeme kararlarının yerine getirilebilmesi için tenfiz kararının Yargıtay’a temyiz edilmeksizin kesinleşmesi ya da temyiz üzerine Yargıtay’ın onama kararı vermesi gerekir.

Aynı maddeye göre tenfizine karar verilen yabancı ilâmlar Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmlar gibi icra olunur. Yani İİK hükümlerine göre ilamlı icra takibi yapılabilir. Yabancı mahkeme ilamında nafaka alacağı, maddi manevi tazminat ya da çocuk teslimi gibi hükümler varsa bu hükümler İİK hükümlerine göre yerine getirilir.

MÖHUK m. 59’a göre “Yabancı ilâmın kesin hüküm veya kesin delil etkisi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade eder.” Yabancı mahkeme karanının tenfizi hakkında verilen kararın daha sonra kesinleşmesi ilamda yazılı olan hükümlerin daha sonra hüküm ifade etmesine neden olmaz. Tenfiz kararı kesinleştikten sonra yabancı mahkeme kararının icrası için başlangıç tarihi yabancı mahkeme kararının kesinleştiği tarihtir.

IX. YARGILAMA GİDERLERİ:

Tenfiz tanıma davalarında yapılacak yargılama giderleri 492 sayılı Harçlar Kanunu ve buna bağlı olarak çıkartılan Genel Tebliğ (1) sayılı tarife, Adalet Bakanlığı tarafından çıkartılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi ve Adalet Bakanlığı’nın onayından geçtikten sonra her yıl yenilenen Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir.

Yukarıda belirttiğimiz hukuki düzenlemelere göre yargı masrafları 2012 yılı rakamlarına göre sırasıyla şu şekilde alınır.

Dava açılırken alınan masraf ve gider avansı miktarları aşağıdaki gibidir.

21,15 TL Aile Mahkemesi başvurma harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Eğer davacı avukat ile temsil ediliyorsa her bir vekâlet için 3,30 TL vekâlet harcı, (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)

Taraf sayısının beş katı tutarında tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava dilekçesinde tanık deliline dayanılmış ve tanık sayısı belirlenmiş ise tanık sayısınca 15,00 ile 30,00 TL arası tanık asgari ücreti ve tebligat gideri; tanık sayısı belirtilmemiş ise en az üç tanık asgari ücreti ve tebligat gideri, (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Tanık Ücret Tarifesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Diğer iş ve işlemler için 50 TL (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesi)

Dava sonuçlandığında alınan masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

Eğer taraflar avukat ile temsil edilmişse 1.200,00 TL maktu avukatlık ücreti avukat ile temsil edilen tarafa verilir. (HMK m. 330 ve Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Ücret Tarifesi)

Kararın Yargıtay’a temyiz edilmesi halinde alınacak masraf miktarları aşağıdaki gibidir.

103,50 TL temyiz harcı ve dava açılırken yatırılmış gider avansı içinden karşılanamıyorsa eğer ayrıca posta ve tebligat masrafı alınır. (492 sayılı Harçlar Kanunu Genel Tebliği (1) sayılı tarife)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder