8 Ekim 2011 Cumartesi

ECZANE SÖZLEŞMELERİNİN FESHİNDE İHTİYATİ TEDBİR

ECZANELERİN SÖZLEŞMELERİNİN FESHİ DURUMUNDA
YETKİLİ VE GÖREVLİ MAHKEMEDEN
İHTİYATİ TEDBİR KARARI ALINMASI

I. GİRİŞ:

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından sözleşmeleri feshedilen eczanelerin fesih işlemlerinin hukuka uygun olup olmadıklarının belirlenmesi için sözleşmenin yeniden uyarlanması davasının açılması gerekmektedir. Bu davanın sonuçlanmasına kadar geçecek sürede sözleşmesi feshedilen eczane SGK mensuplarına ilaç satamayacağı için çok büyük oranda zarara uğrayabilir. Bu durumda açılacak olan sözleşmenin uyarlanması davası öncesinde telafisi imkânsız zararların önlenmesi için yetkili mahkemeden ya da dava açıldıktan sonra davanın açıldığı mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alınması gerekmektedir.

II. İHTİYATİ TEDBİR KARARININ ALINMASININ ÖNEMİ:

Yeni yürürlüğe giren HMK m. 389/I hükmüne göre “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.” Sözleşmesi feshedilen eczane artık SGK mensuplarına ilaç satamayacağı için iş yoğunluğunun önemli bir kısmını kaybeder. Sözleşmenin yeniden uyarlanması amacıyla açılacak dava süresince çok büyük gelir kaybına uğrayabilir. Davanın sonucunda sözleşmenin feshinin haklı nedenlere dayanmadığı tespit edilse ve sözleşmenin uyarlanarak kaldığı yerden devamına karar verilse de bu hükmün kesinleşeceği zamana kadar eczanenin uğrayacağı zararı sadece gelir kaybı ve bu geliri kullanamamaktan ileri gelen zarar değil aynı zamanda eczaneye gelen SGK mensuplarının geri çevrilmesi nedeniyle uğrayacağı müşteri kaybı da oluşturur. Dava kazanılsa da davanın sonunda tekrar SGK mensuplarına ilaç satımına başlanılsa da kaybedilen müşterinin tekrar kazanılması ya imkânsız ya da çok uzun zaman alacaktır. HMK m. 389/I hükmüne göre alınacak ihtiyati tedbir kararı bu ve benzeri zararların dava bitinceye kadar önlenmesini sağlayacaktır.

III. HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU’NA GÖRE İHTİYATİ TEDBİR KARARININ ALINMASI:

HMK m. 390/I hükmüne göre ihtiyati tedbir kararı dava açılmadan önce, esas hakkında görevli ve yetkili olan mahkemeden alınabileceği gibi dava açıldıktan sonra da asıl davanın görüldüğü mahkemeden talep edilebilir. Yalnız dava açıldıktan sonra sadece asıl davanın görüldüğü mahkemeden istenebilir.

Eczanelerin SGK ile yaptıkları sözleşmeler niteliği itibariyle katılmacı yani iltihaki nitelikte sözleşmelerdir. Sözleşmenin bir tarafını ilgili bakanlık diğer tarafını ise Türk Eczacıları Birliği oluşturur. Eczaneler bu sözleşmelere sözleşme hükümlerini kabul ettiklerini bildirerek katılırlar. Bu sebeple yetkili mahkeme gerek HMK m. 6/I hükmüne göre davalı SGK’nun davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi gerekse HMK m. 10 hükmüne göre sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesidir. Bu sebeple her iki mahkeme de davanın esasına bakmaya yetkili olduğu için ihtiyati tedbir taleplerini inceleyip karara bağlamaya da yetkilidir. Ancak SGK ve Maliye Bakanlığı ile yapılan sözleşmelerde yetki şartı öngörülen maddeler bulunmaktadır. HMK m. 17’ye göre “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” HMK’da ki bu hüküm uyarınca sözleşmede yazılı olan mahkemeler kesin yetkili olup HMK m. 6/I ve m. 10 hükümlerine göre belirtilmiş mahkemeler değil sözleşmede yazılı olan mahkemeler yetkili olduğu için ihtiyati tedbir talebini incelemeye de sözleşmede yazılı olan mahkemeler yetkilidir.  

HMK m. 4’de sulh hukuk mahkemelerinin görevleri sınırlı olarak sayılmış olması ve HMK m. 2’de asliye hukuk mahkemelerinin görevli oldukları konuların açıkça sayılmasının dışında “Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir” hükmü ile davanın asasına bakmaya görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olduğu için ihtiyati tedbir taleplerini inceleyip karara bağlamaya da asliye hukuk mahkemesi görevlidir.

HMK m. 390/III’e göre “Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.” Bu hükme göre ihtiyati tedbir talebi yetkili ve görevli mahkemeye yapılırken davanın esası hakkında tedbir talebinde bulunan tarafın haklılığını ortaya koyacak delillerin de mahkemeye sunulması ve açılacak ya da açılmış olan asıl dava da haklı çıkılması durumunda ihtiyati tedbir kararının davacı yönünden ciddi bir zararı önleyeceğinin açıklanması gerekmektedir.

İhtiyati tedbir kararı davalı kurumun sözleşmenin feshi kararının dava sonuna kadar durdurulması hakkında verilecektir. Bu kararla birlikte ihtiyati tedbir kararını veren mahkeme HMK m. 392/I hükmüne göre davacıdan dava sonunda haksız çıktığı takdirde karşı tarafın bu yüzden uğrayacakları olası zararlara karşılık teminat göstermesini isteyebilir. Söz konusu teminat nakit para olarak mahkeme veznesine yatırılabileceği gibi bir bankadan alınmış kesin, sürekli teminat mektubu şeklinde de olabilir.

HMK m. 393/I hükmüne göre “İhtiyati tedbir kararının uygulanması, verildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmek zorundadır. Aksi hâlde, kanuni süre içinde dava açılmış olsa dahi, tedbir kararı kendiliğinden kalkar.” Bu maddeye göre ihtiyati tedbir kararı verildikten sonra ihtiyati tedbir kararının uygulanması ve eczanenin ilaç satmasına izin verilmesi için SGK’na bir hafta içinde başvuruda bulunulması gerekmektedir. Eğer bu başvuru yapılamazsa ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalkar.

IV. İHTİYATİ TEDBİR KARARI ALINDIKTAN SONRA ASIL DAVANIN AÇILMASI:

HMK m. 397/I hükmüne göre “İhtiyati tedbir kararı dava açılmasından önce verilmişse, tedbir talep eden, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkındaki davasını açmak ve dava açtığına ilişkin evrakı, kararı uygulayan memura ibrazla dosyaya koydurtmak ve karşılığında bir belge almak zorundadır. Aksi hâlde tedbir kendiliğinden kalkar.” İhtiyati tedbir kararının devam edebilmesi için esas davanın kararın verilmesinden itibaren iki hafta içinde açılması gerekir. İhtiyati tedbir kararının amacı asıl dava süresince haklılığı ya da haksızlığı henüz belli olmayan davacının zarara uğramasını önlemektir. Bu sebeple ihtiyati tedbir kararı asıl davanın bir parçasıdır. HMK m. 397/IV hükmüne göre “İhtiyati tedbir dosyası, asıl dava dosyasının eki sayılır.” Asıl davanın eki olan bir dosyada verilen kararın asıl dava açılmadan süresiz devamı mümkün olamayacağından kanun koyucu asıl davanın ihtiyati tedbir kararının verilmesinden itibaren iki hafta içinde açılması şartını getirmiştir.

V. İHTİYATİ TEDBİR KARARININ SÜRESİ:

HMK m. 397/II’ye göre “İhtiyati tedbir kararının etkisi, aksi belirtilmediği takdirde, nihai kararın kesinleşmesine kadar devam eder.” Nihai karardan anlaşılması gereken davanın kesinleşmesidir. Asıl dava hakkında karar verilip karar sonucunda tarafların HMK’da gösterilen istinaf ya da temyiz kanun yollarına gitmesi ve bu kanun yollarının da tüketilmesinden sonra karar kesinleşir. Kararın kesinleşmesinden sonra davacı eczacının açmış olduğu dava kabul edildiyse sözleşme kaldığı yerden devam eder. Bunun için ihtiyati tedbir kararının sürmesine gerek yoktur. Kesinleşmiş mahkeme kararının uygulanma zorunluluğu vardır. Dava reddedildiyse davası reddedilen davacının sözleşmesinin feshedilmesinin hukuken doğru olduğu ortaya çıkacağı için ihtiyati tedbir kararının verilme amacı da ortadan kalkar. Bu durumda da yine ihtiyati tedbir kararının sürmesine gerek yoktur. 

VI. TEMİNATIN İADESİ:

HMK m. 392/II’ye göre Davanın kabul edilmesi durumunda davacı eczacı ihtiyati tedbir kararı için yatırmış olduğu teminatı asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde geri alabilir.

Ancak davanın reddi durumunda HMK m. 399/I hükmüne göre “Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.” Bu sebeple teminat HMK m. 399/III hükmüne göre bir yıl içinde açılması gereken tazminat davası açılıncaya kadar geri alınamaz. Dava açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Tazminat davası açma süresinin geçmesinden sonra eğer dava açılmadıysa yatırılan teminat davacıya iade edilir.





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder