24 Ağustos 2011 Çarşamba

KARINCA DUASI GERİ Mİ GELİYOR?

KARINCA DUASI GERİ Mİ GELİYOR?[1]

I. GİRİŞ:

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun yürürlüğe girmeden önce gerek bankaların gerekse bazı şirketlerin müşterilerine imzalattıkları sözleşmeler çıplak gözle okunamayacak derecede küçük puntolarda basılmış sözleşme metinleri halindeydi. Okumadan hiçbir şeyi imzalamama ilkesi olan insanlar bile bu sözleşmeleri okumaya çaba sarf etmekten bıkabilmekte ve göz gezdirmekle yetindikten sonra imzalamaktaydılar. Eğer sözleşmede sözleşme konusu iş ile ilgili yapılan tanıtımla bağdaşmayan ya da sizin asla kabul etmeyeceğiniz bir takım hükümler varsa sözleşme metninin bu küçük puntolarla yazılmış oluşundan ötürü okumaksızın sözleşmeyi imzalamış olmanız ileride sizin için geriye dönüşü olmayan hukuki sıkıntılar doğurabilmekteydi.

II. TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUNUN GETİRDİĞİ DÜZENLEME:

Bu konu ile ilgili şikâyetler ardı ardına gelmeye ve yargıya yansımaya başlayınca 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un altıncı maddesine “…yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen tüketici sözleşmeleri en az on iki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir” hükmü getirildi. Bu kanunda yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen sözleşme türleri olan Taksitle Satış, Devre Tatil, Paket Tur, Kampanyalı Satışlar, Kapıdan Satışlar, Mesafeli Sözleşmeler, Tüketici Kredisi, Kredi Kartları ve Abonelik Sözleşmeleri bu kanun hükmü uyarınca en az on iki punto büyüklüğünde ve koyu siyah harflerle düzenlenmek zorundadır. Kanunun yürürlüğe girdiği 1995 yılından beri bu sözleşmelerde bu hüküm başarıyla uygulanmış ve karınca duası gibi küçük puntolarla yazılmış sözleşmelerden kurtulmuştuk.
           
III. TÜRK BORÇLAR KANUNU TASARISINDAKİ DÜZENLEME:

TBMM’ne gönderilen Türk Borçlar Kanunu tasarısının sözleşmelerin genel işlem koşullarını düzenleyen 20. maddesi Genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli önem taşımaz” hükmü ile yukarıda açıkladığımız 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un altıncı maddesindeki düzenlemeye açıkça aykırı bir düzenleme getirmektedir.

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da düzenlenmiş olan sözleşme türlerinden Taksitle Satış, Türk Borçlar Kanunu Tasarısının 252 vd maddelerinde, (Tasarı kanunlaştığında 253 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.) Kapıdan Satışlar, Pazarlamacılık Sözleşmesi adı ile 448 vd maddelerinde, Tüketici Kredisi ise Tüketim Ödüncü adı ile 385 vd maddelerinde düzenlenmiş olup (Tasarı kanunlaştığında 386 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.) genel işlem koşullarını düzenleyen 20. maddeye getirilen Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli önem taşımaz” hükmü bu sözleşmeler için de geçerli olacaktır.

Türk Borçlar Kanunu Tasarısı yürürlüğe girdiğinde 4077 sayılı kanuna nazaran genel nitelikte ancak sonraki kanun özelliğinde olacaktır. Bu tür sözleşmelerde 4077 sayılı kanun özel nitelikte kalmaya devam edecektir. Bu nedenle 4077 sayılı kanunun öngördüğü “…tüketici sözleşmeleri en az on iki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir” hükmünün geçerliliğini koruduğunu söylemek yanlış bir hukuki değerlendirme olmaz. Ancak karınca duası gibi yazılan sözleşmelerden fazlasıyla medet uman bankaların ve tüketiciyle karşılıklı sözleşme yapmak suretiyle ticari hayatına devam etmekte olan bazı şirketlerin bu durumu yeni bir yargı kararı oluşuncaya kadar suistimal etmelerini de kimse engelleyemez.

Bu banka ve şirketler “Yeni yürürlüğe giren Türk Borçlar Kanunu bu koşulu kaldırmıştır. Biz uygulamıyoruz” tutumunu takınırlarsa eğer “4077 sayılı kanun özel nitelikte olup bu kanunda düzenlenmiş olan tüketici sözleşmelerinde (…tüketici sözleşmeleri en az on iki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenir) hükmü geçerliliğini korumaya devam etmektedir” yönünde yeni bir yargı kararı verilinceye kadar okumakta zorlandığımız eski sözleşme biçimleri ile karşı karşıya kalabiliriz.

IV. SONUÇ:

Yargıyı da tüketiciyi de genel kanun özel kanun ve önceki kanun sonraki kanun tartışmalarına sokmadan bu sorun Türk Borçlar Kanunu Tasarısının genel işlem koşullarını düzenleyen 20. maddesindeki Bu koşulların, sözleşme metninde veya ekinde yer alması, kapsamı, yazı türü ve şekli önem taşımaz” hükmünden “yazı türü ve şekli” ibaresinin çıkartılması ile giderilebilir. Çünkü Türk Borçlar Kanunu Tasarısının hiçbir yerinde yazı türü ve şekli ile ilgili başkaca bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu ibare çıkartıldığında 4077 sayılı yasayla çelişkili bir durumda kalmayacaktır.

Eğer Türk Borçlar Kanunu Tasarısında özel kanunlarla da düzenlenmiş bütün özel sözleşmelerin genel işlem koşullarına ilişkin genel düzenleme yapılmak istenmekteyse ki Borçlar Kanunu’nun işlevi burada ortaya çıkmaktadır, o takdirde sözleşmelerin en az on iki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenmesi genel işlem koşulu olarak bütün sözleşmelere getirilmelidir. Ancak bu durum taraflardan birinin tüketici olmadığı ve bu duruma da özen gösterilmeyen her sözleşmenin şekil yönünden iptali ve ticari hayatın olumsuz etkilenmesi sonucunu doğurabileceği için bu genel işlem koşulu Türk Borçlar Kanunu Tasarısında sadece tüketicinin taraf olduğu sözleşmeler için öngörülebilir ki bu da zaten 4077 sayılı yasada yapılmış. Yani sorunun giderilmesi konusundaki “yazı türü ve şekli” ibaresinin tasarıdan çıkartılması yönündeki ilk önerimiz hukukun genel mantığına daha uygun düşmektedir.[2]  


[1] Bu makale Yaklaşım Dergisi’nin Ağustos 2008 sayısında yayınlanmıştır.
[2] Bu makale yayınlandığında Türk Borçlar Kanunu tasarısındaki madde numaraları ve içeriğine göre kaleme alınmıştır. Tasarı kanunlaşırken değişikliklere uğramıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder